AYŞE ÖZYILMAZEL AYŞE ÖZYILMAZEL

"Öyle" dedi, "böyle" dedim... Diyemedik

"Sence ben güçlü müyüm?" dedi. Önce kız arkadaşlığın kuralına göre oynayıp "Evet güçlüsün" demek geldi aklıma, sonra artık inanmadığım cümleleri kurmamaya karar verdiğimi hatırladım. "Bilmiyorum" dedim ve demeye devam ettim... "Bana kendini olduğu gibi açmıyorsun ki. Güçsüz de olsan bu kötü bir şey değil. Hatta çoğu zaman güçlü olmak daha zor."
"Kimseye yaslanmadığının farkında mısın?" dedi. "Evet ama olsun ben alıştım.
Yaslanırsam düşerim" dedim.
"Benimle konuşurken niye gözlerini kaçırıyorsun?
Eskiden öyle yapmazdın"
dedi.
Gülümsedim. Kıskıvrak yakalanmak bu olsa gerek! "Senin gözlerine baksam içimi okursun, dibimi görürsün ama ben buna hazır değilim. Sen; hüznümden ya da korkumdan kaçarken, gözlerimi kaçırmam gereken üç kişiden birisin" diyemedim.

"AĞLA BEN BEKLERİM"
Yakın olduğumu sandığım bir arkadaşıma uzakmışım gibi geldiği o anda dönüp; "Seni sevdiğimi belli ediyor muyum?" dedim. "Belli etmiyormuş gibi yapıyorsun ama ediyorsun, tuhaf bir tarzın var ama ben sevdiğini anlıyorum" dedi. Bu nasıl bir sevme tarzı ki? Al bakalım düşün dur, severken neredeyim ki ben?
"Ayşe anlasana sen benim canımsın, gel burada ağla, ben beklerim" dedi. Yok yok konumuz ağlamak falan değildi, gayet de neşeliydim, spordan gelmiştim, o doya doya ağlamam gerektiğine karar vermişti. "Ağla ben beklerim" diyen birine sahip olmak tuhaf bir güvendi...
Ama ona; "Yok ben yazarken ağlayacağım. Yazmayı bekliyorum, o da beni bekliyor" diyemedim.
Arkadaşları karıştırdı, içki içip müzik dinlerken "Sevgilim var" dedi. "Nerede?" dedim. "Evde" dedi. "Ama sen hep tek başınasın" dedim.
Issız ve de kızsız adam halini cool bulduğunu hissettirerek ve övünerek "Öyleyimdir" dedi.
Halbuki hiç de cool değildi, artık 'Issız Adam'lar arzu nesnemiz değil ki. "O zaman senin sevgilin de, sevdiğin de yok ki" dedim. "Mesele dip dibe gezmek değil ama kalbinde gezdirmek, senin kalbinde biri yok ki sevgilin olsun" dedim.
Laf aramızda içimden cümlenin sonuna bir de 'düdük makarnası'nı ekledim.
"Seninle bir türlü iletişim kuramıyoruz. Sen arıyorsun, ben yokum; ben arıyorum, sen yoksun" dedi. "Kabul ettim artık, benim olayım bu" dedim.
Bozuldu, kibirliyim zannetti.
Bilmiyordu, o sadece istiyordu ama aslında uzak dursa, bana daha yakın olma ihtimali vardı.
Birkaç aydır karşılaşmamıştık "Neler yapıyorsun?" dedi. "Cevabımın kimseyi tatmin etmeyeceği noktadayım, size göre bir halt yapmıyorum" diyemedim. "Okuyorum ve duruyorum" dedim. İlle de yaptığım şeye kendini katacaktı, "Ne okuyorsun?" dedi. "Ortaya karışık, elime ne geliyorsa takılıyorum" dedim. "İsim versene" dedi. "Genelde okuduğum kitapların adını bilmem. Uçuşan bir okurum.
Düzensizim, adres, yol bilmem" dedim, sıkıldı ve gitti.
Demeler ve dememeler bir türlü bitmedi.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
Bugünkü Diğer Yazıları
BİZE ULAŞIN