AYŞE ÖZYILMAZEL AYŞE ÖZYILMAZEL

Cem Yılmaz deli değil, zır deliymiş

Abartım yok, iki gün boyunca elimde telefon 'Arif V 216'ya bilet aradım. Yok Allah yok! Yani var da, mesela en ön sırada var; tövbeler olsun istemeeeem!
Var da tek kişilik, kenarda bir koltuk kalmış; arkadaşıma sözüm var gidemeeem!
Ama ille de hemen izlemem lazım. Artık 'Yahu ne demek bilet yok!' sorusuyla delirmek üzereyken, Vadistanbul'un sinemasında iki kişilik yeri bulup koşa koşa sinemaya gittim. Yalnız biraz fazla koşmuşum;
Vadistanbul dünyanın öbür ucunda sanki. Neyse...
İki saat altı dakika süren filmden çıkınca ilk cümlem şu oldu:
Vaaay arkadaş! Cem Yılmaz ne yapmış öyle! Deli diye biliyorduk ama zır deliymiş!

SADRİ ALIŞIK'I, ZEKİ MÜREN'İ BİLMİYORSAN...
İlk üç gün açılışı neredeyse 1.5 milyon seyirciye dayanan film, sinema seyircisini ikiye bölüverdi tabii. Zaten bölünmesek şaşarım. Kimi benim gibi çok beğendi, kimi de 'Anlamadım, gülmedim' çekti.
("Cem Yılmaz gençleri tütün kullanımına özendiriyor" diyen profesörü yazmak bile istemiyorum).
Eh tabii Yeşilçam filmleriyle büyümediysen ya da merak edip izlemediysen, Türk sinemasının babaları Sadri Alışık'ı, Ayhan Işık'ı bilmiyorsan, Emel Sayın'dan, Barış Manço'dan, Zeki Müren'den, 90'lar popundan bihabersen; anlamayıp gülemeyebilirsin.
Ya da diyelim 'Arif''in, Tarkan'ın 'Aacayipsin'ini İskender Paydaş'tan 'Fındıkkıran' diye istediği sahne... Tchaikovsky'nin 'Fındıkkıran Balesi'ni bilmediğin için, o şakaya da gülemezsin.
35 yaş altıysan, sosyal medya ve akıllı telefon genciysen, Insta bir kişiliksen; zaten birçok espriye bakakalırsın.
Mafyalı, silahlı, küfürlü, kadını ikinci bile değil beşinci sınıf insan olarak yansıtan iç kanırtıcı, karanlık dizilerden başını kaldırırsan, komediyi küfürle eş tutmazsan, bir filmin iyi olup olmadığını kahkaha seviyenle ölçmeyip gerçekten izleyebilirsen; 'Arif V 216'yı baş tacı edersin.
Cem Yılmaz ve arkadaşları detaycılığın dibine vurmuşlar. Sanat, görsellik, dekor, kostümler, müzikler, oyunculuklar... Türk sinema tarihinin en iyi filmlerinden biri.
Cem Yılmaz'ın sinemasını, tek kişilik gösterisinden ayrı tutmazsak haksızlık ederiz.
Gülmemişler... Biraz da gülmeyiverin.
Ha ayrıca ben katıla katıla güldüm. Sadece güldüm mü? Mesela Kerem Alışık'ın, Mert Fırat'ın canlandırdığı babası Sadri Alışık'la vedalaşmasında gözyaşlarımı tutamadım.

GÜZEL İNSANLARI ÇOK ÖZLEDİK ÇÜNKÜ
1969'u öyle yansıtmışlar ki, gözlerime inanamadım. O havaalanı nedir? O mahalleler nedir? O kostümler, o evler, o lambalar, o tabaklar, o saçlar nedir? Siz bütün ekip olarak deli misiniz arkadaşım?
100 kere bravo! Ozan Güven'i, Seda Bakan'ı, Zafer Algöz'ü, Çağlar Çorumlu'su, Ahu Yağtu'su, Farah Zeynep Abdullah'ı, Mert Fırat'ı, Mustafa Sandal'ı, Şükrü Özyıldız'ı... Herkes ama herkes mi rolüne cuk oturur!
Yani farkındaysanız övmelere doyamıyorum.
Çünkü öylesine sevdim, öylesine hayran oldum. İçimiz dışımız robota dönmüşken; Yeşilçam naifliğiyle bizi insan olmaya, vicdanlı olmaya, sevmeye, anlayışa, saygıya, dostluğa, aileye davet ediyor çünkü. Güzel insanları çok özledik çünkü.
İki kamera dayayıp kaba şakalara abanıp komedi filmi çekenlerle aynı platformda tartışılmayacak kadar özel, titizlikle çalışılmış, zeka kokan, bilgi, kültür barındıran bir film çünkü. Müzikleri 10 numara çünkü.
Kolayı değil zoru, çoğunluğun istediğini değil hayallerini, geçmişine bağlılığı, kendi gibi olmayı, sinemayı seçen, söyleyecek sözü olan bir adamın filmi çünkü. Cem Yılmaz ve arkadaşlarını tebrik ediyorum.

Bugünkü Diğer Yazıları
BİZE ULAŞIN