Türkiye'nin en iyi haber sitesi
SONAT BAHAR

Karanlık turizm etik mi?

İnsanların rutinlerinden çıkmak, farklılaşmak adına deneyimlemek istedikleri şeylerin sınırı yok artık.
Turizm adı altında yapıyorlar bunu... Karanlık turizm denen bir olgu var mesela, hüzün turizmi de deniyor buna, büyük acılar, trajediler, felaketler yaşanmış yerleri gezmek!
Neden!



Karanlık turizm son dönem özellikle zenginlerin gözdesi. Bundan yıllar önce Çernobil felaketinin yaşandığı yere yapılan turistik seyahatlerde irkilmiştim bu fikirden. Ölümün en acısının yaşandığı, tam anlamıyla bir trajedinin ana üssünü gezmek bana göre duygusal olarak yıpratıcı bir etkinlikten başka bir şey değildi.
Duygusal olarak yıpratıcı bir şeyin turizm olarak anılması ise başlı başlına saçmalık değil mi? Ben mi çok katı düşünüyorum bilmiyorum ama dünya bunun etik olup olmadığını tartışıyor bugünlerde. Birçok insan, karanlık turizmin etik olmadığına inanıyor, çünkü bu seyahatler başkalarının acılarını kâr için sömürmeyi içeriyor.



HİÇ BENLİK DEĞİL!
Ama karanlık turizmin eğitici olabileceğini ve önemli tarihi olaylar hakkında farkındalık yaratmaya yardımcı olabileceğini savunanlar da var. Bazı popüler karanlık turizm destinasyonları arasında toplama kampları, soykırım anıtları ve doğal afetlerle ilişkili yerler var. Karanlık turizmin etik olup olmadığı kişisel bir görüş meselesi sonuçta. Ama ölüm ve trajediyle ilişkilendirilen yerlerin elinde cep telefonlarıyla, gruplar halinde insanlara teşhir edilmesi hiç benlik değil!
Bu nedenle, 111 yıllık Titanik enkazını görmeye giden ardından hayatını kaybeden kişiler için elbette üzgünüm ama hislerim bir tuhaf!



Dünyanın en ünlü gemisi Titanik, 1912 yılında 1500'den fazla insanın ölümüne neden oldu ve okyanus yüzeyinin 3800 metre altında. Günümüzde turistler tarafından da ziyaret edilebiliyor...
Tam bir karanlık turizm örneği! Ama Titanik gezisinde kullanılan denizaltı, okyanusun derinliklerinde infilak etti, 5 kişi hayatını kaybetti.
Bu tür turizm, özellikle zenginlerin gözdesi. Okyanusun derinliklerinde Titanik enkazı görmek isteyen kişiler de zengindi haliyle!
Bağdaş kurarak oturup, tuvalete girmeden, bir şey yemeden, kapalı yerde saatlerce durmayı gerektiren bu gezi için inanılmaz paralar döküyorlar ve gördükleri tek şey, karanlıkta bir enkaz kalıntısı...
Hiç anlamıyorum!



TELİF DEDİKLERİ BU MUYMUŞ!
Bu sıralar teenage'lerin dinlediği müziklere dikkat kesilin! Listeleri gerçekten kafa karıştırıcı. Nereden mi biliyorum, tabii ki 15 yaşındaki oğlumdan... Tupac da var, Hakan Peker de! Evet yanlış duymadınız Hakan Peker. Üstelik Karam şarkısı bu aralar yeni nesli esir almış durumda. Partilerinde, okul mezuniyet törenlerinde, yolda, evde, okulda her yerde Karam dinliyorlar. İkinci Karam dalgası adeta. Neden ikinci çünkü Karam aslında bizim neslin şarkısı. Biz o şarkıda eğlendik, dilimizden düşürmedik.
Üstelik Karam şarkısının bir felsefesi de var gençler arasında. Onlar yakın arkadaşlığı Karam Tayfa olarak tanımlıyorlar tıpkı bir zamanlar, Galatasaray'da forma giydikleri dönemde "Karam Tayfa" olarak anılan Arda Turan, Selçuk İnan ve Burak Yılmaz gibi... Müzikte 90'lar esintisini anlıyorum ama sanırım arkadaşlık anlayışında da 90'lar geri geliyor.
Oğlum ve arkadaşlarının Karam şarkısına olan ilgisini Hakan Peker'e anlattım, o da farkında durumun. Şaşırıyor elbette. Ama o sohbet esnasında benim asıl şaşırdığım, şu anda her yerde çalınan bu parça ve Hakan Peker'in diğer şarkıları üzerinden aldığı telif! Açıkçası müzisyenlerin telif sorunu çözüldü diye seviniyordum. Meğer göstermelik bir durummuş bu. Düşünün Hakan Peker şarkılarını şu anda duymadığımız yer yok. Peki son üç ayda Hakan Peker'in hesabına teliften kaç lira yattı sizce? Sadece 4 bin 500 lira... Şaka gibi değil mi?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA