HALİT YEREBAKAN HALİT YEREBAKAN

Bebeğinizin ihtiyacına göre beslenin

Anne olmaya karar verdiyseniz ya da hamileyseniz, beslenmenize çok dikkat etmeniz gerekir. Sizin ve bebeğinizin ihtiyacı olan gıdaları tüketin, folik asit içeren gıda takviyeleri alın

Hamile kalmayı düşünüyorsanız ya da anne olmak için gün sayıyorsanız, muhtemelen kendiniz ve bebeğiniz ile ilgili temel bilgileri biliyorsunuzdur.
Sigara içmemek, alkolden uzak durmak, sağlıklı beslenmek gibi belli başlı gerekliliklerin yanı sıra; sağlıklı bir hamilelik süreci için birkaç ipucunu unutmamak gerek.
Yapılan araştırmalar, gebeliklerin yaklaşık yüzde 50'sinin plansız gerçekleştiğini gösteriyor. Hiç beklemediği bir anda hamile kaldığını öğrenen biri için bu dönemi sağlıklı geçirmek; planlı gebelik yaşayan birine göre çok daha zor. Uzmanlar, tedbirli davranmaktan yana. Doğurganlık yaşınızdaysanız ve güvenli bir doğum kontrol yöntemi kullanmıyorsanız, her an hamile kalabilirsiniz demektir. Bu gruptaki kadınlar, hem kendileri, hem de bebekleri için sağlıklı bir yaşam planı oluşturmalı ve buna uymalıdır. Sağlıklı yaşam planı, sandığınız gibi diyet listelerine uymak ya da düzenli egzersiz yapmak demek değildir. Sağlıklı yaşam planı, çevresel etkilerin zararlarından kurtulmak üzere oluşturulmalıdır.

FOLİK ASİT ALIN
Anne olmaya karar verdiyseniz yapmanız gereken ilk şey, folik asit kullanımı olacaktır. Folik asitler, gebelikten yaklaşık üç ay önce kullanılmaya başlanmalı ve gebeliğin ilk aylarına kadar kullanılmaya devam edilmelidir. New York'taki Albert Einstein Tıp Fakültesi ve Montefiore Tıp Merkezi'nde hamile bireyler üzerinde yapılan çalışmalar; gebelik sırasında, bebeğin gelişimi için folik asit kullanımının oldukça önemli bir yeri olduğunu göstermiştir.
Dolayısıyla listenizin en başında; en az 400 mikrogram folik asit içeren günlük bir multivitamin kullanmaya başlamak yer almalıdır. Bebeğinizin beyin ve omurilik sistemi gebeliğin ilk ayında gelişir; bu nedenle folik asit, kalsiyum ve demir gibi temel besin maddelerini en baştan almanız önemlidir. Folik asit almak, bebeğinizin spina bifida gibi nöral tüp defekti geliştirme riskini azaltır.



D VİTAMİNİ TAKVİYESİ ÖNEMLİ
Gebelik süresinde ayrıca günlük 10 mcg. D vitamini takviyesine ihtiyacınız vardır. D vitamini, bebeğinizin iskeletinin gelişimi ve gelecekteki kemik sağlığı için önemlidir. İyi yemek yemediğinizden endişeleniyor ya da sağlıklı beslenemediğinizi düşünüyorsanız, folik asit ve D vitaminini çoklu bir vitaminle almayı deneyebilirsiniz.
Hamilelik dönemi, anne açısından -gelecekte- kemik erimesi riskini de beraberinde getirir. Bu sebeple, gebelik döneminde D vitamini takviyesi de önemlidir.
Ancak bu tür takviyeleri, muhakkak gebeliğinizi takip eden doktorunuza danışarak almalısınız. Gebelik döneminde hekimler tarafından Omega 3'ten zengin beslenilmesi gerektiği ısrarla tavsiye edilir. Omega 3'ün hem bebek, hem de anne için önemli faydaları vardır. Bebeğin zeka gelişimi için kritik rol oynayan Omega 3, annenin doğum sonrası depresyonuna yakalanmasının da önüne geçer. Bu ve benzer takviyeleri, gıdalardan almak en doğru ve doğal olanıdır. Folik asidin koyu yeşil sebzelerde, kalsiyum ve proteinin süt ürünlerinde, D vitamininin doğal kaynağı güneşin yanı sıra yumurta, süt ve balıkta, Omega 3'ün ise somon gibi yağlı balıklar, ceviz ve bademde bulunduğu uzmanlar tarafından belirtiliyor.

KARBONHİDRATTAN UZAK DURUN
Gebelik dönemi, iştahın son derece açık ve kontrolünün zor olduğu bir dönemdir.
Bu yan etkiye bir de anne yedikçe bebeğin de iyi beslendiği inancı eklenince, anneler için durum oldukça zor bir hal alır. Şekerden zengin ve karbonhidrat ağırlıklı beslenme, annenin gereksiz kilo almasına sebep olur. Bu tip beslenmektense, bebeğe faydası kesin olan ihtiyaçları tamamlamak çok daha elzemdir. Anne adayları, temel kurallar ışığında kendi bedenindeki eksiklere göre beslenmeli ve ihtiyacını tamamlamalıdır.
Bu sebeple; gebelik döneminin başında yapılan kan testleri, rezerv kontrolü için çok önemlidir.
Hamilelik dönemi, annenin sıvı ihtiyacının da arttığı bir dönemdir. Özellikle su, bol miktarda içilmelidir. Asitli gazlı içeceklerden, diyet içeceklerden uzak durulmalıdır.
Annelik, ömür boyu devam eden bir serüvendir. Bebeğinizin ihtiyaçlarını bedeninizden ayrıldıktan sonra da karşılamaya devam etmeniz gerekir. İlk zamanlar bunun en iyi yolu anne sütü vermektir.
Bebeğinizin ihtiyacına göre değişen bu harikulade sıvı, bilim adamları tarafından çeşitli yöntemlerle araştırılmış ve her defasında hayranlık uyandıran sonuçlara varılmış.
Hayata gözlerini açtığı andan itibaren savunmasız durumda olan bebekler için ilk altı ay (en az) anne sütü almak, hayatta kalmak için gereken en önemli kaynaktır.

AZ PİŞMİŞ ET YEMEYİN
Az pişmiş et ve soğuk şarküteri ürünleri, toksoplazma taşıyıcılığı açısından yüksek risk grubuna giren gıda maddeleridir. Uzmanlar, hiçbir et ve et ürününe yüzde 100 güvenemeyeceğimizi söylüyor. Yapılan araştırmalar; az pişmiş bir dana etindeki toksoplazma barındırma ihtimalinin, pişmiş dana etine oranla 5.5 kat, az pişmiş bir kuzu etinin toksoplazma barındırma ihtimalininse pişmiş kuzu etine oranla üç kat fazla olduğunu belirtiyorlar. Toksoplazma hastalığından korunmanın tek yolu, yediğiniz ete dikkat etmekten ibaret değildir. Son derece kötü sonuçlar doğurabilen bu hastalık, iyi yıkanmamış sebze ve meyveden, evcil hayvan kumundan ve bahçe toprağından da bulaşabilir. Toksoplazma hastalığının en yüksek seviyelerde görüldüğü Fransa'da yapılan bir araştırma, evcil hayvan (genelde kedi) beslemenin hastalığa yakalanma riskini 4.5 kat artırdığını gösterdi. Uzmanlar; iyi yıkanmamış çiğ sebze yemenin de, tıpkı az pişmiş kuzu etindeki gibi hastalığa yakalanma riskini üç kat artırdığını söylüyor.

EV HAYVANLARINA DİKKAT!
Banyo temizleme veya evde beslenen hayvanları temizleme gibi günlük görevler bile hamile kaldığınızda riskli olabilir. Toksik kimyasallara maruz kalma, ağır nesneler kaldırma veya bakterilerle temasa girme size ve bebeğinize zarar verebilir. Sağlıklı bir hamilelik geçirmek için şu önerilere dikkat edin:
Ağır kaldırmayın.
Ev temizliğinde sert kimyasalları kullanmayın. Bunların yerine organik temizleyiciler deneyebilirsiniz.
Uzun süre ayakta durmayın.
Evcil dostunuza veda etmeyin ancak bazı noktalara dikkat edin. Evcil hayvanlardan geçmesi muhtemel hastalıklar, onlarla yakın temas kurma oranınıza ve şekline göre tehlike oluşturur. Hayvanların ağızlarında pasteurella adında bir mikroorganizma bulunur. Bu mikroorganizma, insanlar için yabancıdır ve ciddi hastalıklara sebep olabilir. Hali hazırda bir açık yaranız varsa (derin bir çizik bile olabilir) ya da bu mikroorganizmayı taşıyan bir hayvan tarafından ısırıldıysanız ve bu ısırık neticesinde yara açıldıysa, kolaylıkla size bulaşabilir. Bu sebeple, özellikle evinizde beslediğiniz evcil dostlarınızın aşılarını mutlaka zamanında yaptırmanız gerekir. Şunu da unutmamak gerekir ki; sadece kuru mama yiyen ve sokağa çıkmayan hayvanlarda hastalıkların büyük bölümü görülmez.
BİZE ULAŞIN