Türkiye'nin en iyi haber sitesi
HASAN BASRİ YALÇIN

Boş umutların aday adayı Muharrem İnce

"Bilmem kaçıncı Muharrem İnce geleneksel adaylık şenlikleri" başladı. Her seferinde aynı tezgâh. Önce "aday değilim" diyor. Sonra çağrıldığında da koşa koşa gidiyor. "İstemem yan cebime koy" demeye getiriyor. Ama her seferinde kaybediyor. Kaybederken de tonlarca acemilik yapıyor.
Parti genel başkanlığına aday olurken de böyle oldu. Cumhurbaşkanlığı adaylığında da. Kendisini tasfiye etmek için kurgulanmış "Gel bakalım, Muharrem" çağrısına koşa koşa gitti. Şimdi de belediye seçimlerinde adaylık için kıvranıp duruyor. Halbuki kendisinin çok yerinde bir tespiti vardı. "Seçilemeyen bırakıp gitsin" diyordu. Kendisi defalardır seçilemiyor. Ama kadrolu aday olarak görev yapmaya devam ediyor. Günün sonunda muhtar adaylığını açıklarsa kimse şaşırmasın.
Olabilir tabii. Herkesin her şeye aday olma şansı var. Anayasamız insanlara seçme ve şeçilme eşitliği ve özgürlüğü tanıyor. İnce'nin de istediği her makam için yarışma hakkı olmalı. Ancak hem kendine hem de onda umut görenlere bir şeyi hatırlatmak isterim. İnce bir umut falan değildir. Şanslarını çok kötü kullanan bir aday adayıdır. Hepsi bu. Dahası yok.
Ona giydirilemeye çalışılan imajı yerle bir etti. Yeterince cesareti olmayan fakat her koltuğa hevesi olan bir siyasetçi izlenimi bıraktı. Parti genel başkanlığına aday oldu kaybetti. Sonra Kılıçdaroğlu'na yanaşmaktan geri durmadı. Parti yönetiminde görev almaya çalıştı. Cumhurbaşkanlığı seçimi döneminde bile güçlü bir profil çizemedi. Ortada ilk günden beri bir tasfiye planı vardı. Arkasında seçmen desteği varken bile, dik duruş sergilemeyi beceremedi. Halbuki o sıralar CHP seçmeni nezdindeki popülaritesi Kılıçdaroğlu'ndan çok öndeydi. Ama o rüzgârı fırsata dönüştürecek cesareti gösteremedi. Seçim saati yaklaştıkça hata sayısı da arttı. Hatalarını kabul edecek gibi yaptı. Sonra ondan da vazgeçti. Üstünü örtmeye çalıştı. İki aylık bir seçim sürecinde bile görüntüyü kurtaramadı. Tutarsızlıklar üretti. Kendi seçmeninin bile kafasını karıştırdı. Süreci yönetemedi. En son seçim gecesi ortadan kaybolmasıyla heves ettiği liderliğin kendine iki beden büyük geldiği ortaya çıktı. Kılıçdaroğlu gibi küçük beden bir siyasetçi karşısında bile bu kadar kaybedip bu kadar ezilen bir kimsenin siyasi karşılık üretmesi ve umut olması artık imkânsız.
Bütün bu siyaset oyununu oynarken devirmeye çalıştığın adam "seni gel bakalım git bakalım diye çağırabiliyor" ve sen de bunlara hep olumlu yanıt veriyorsan ilk günden itibaren kendini ezdirdiğin için lider olma şansını yitirirsin. Ondan sonra seçilsen ne olur seçilmesen ne olur. Silik bir tip olarak kalır gidersin.
Herkes Erdoğan'a özeniyor. Ama kimse onun gösterdiği cesaret ve dirayeti göstermeye niyetli değil. Hazır bulunmuş bir liderlik peşinde. Ama o iş öyle olmaz. Erdoğan bu seçmen desteğini ve bu lider imajını ilmik ilmik ördü. İlçe teşkilatlarından en tepeye kadar mücadele etti. Her seferinde cesur adımlar atmaktan çekinmedi. Risk aldı. Meydan okudu. Vuruştu. Ve kazandı. Seçmen desteği durduk yere gelmedi. Seçmen Erdoğan'ın şahsında bu tutarlı tavrı ve cesareti benimsedi. Erdoğan güçlü olduğu için seçim kazanmıyor. Veya Erdoğan seçim kazandığı için güçlü değil. Erdoğan baştan beri siyaseti kuralına göre üstün bir performansla sergileyebildiği için seçildi ve bu cesareti sergileyebildiği için güçlü.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA