NİHAT HATİPOĞLU NİHAT HATİPOĞLU

Empati kuruyor musunuz?

Yüce Allah bazımızı yönetici ve imkân sahibi, bazımızı da yönetilen ve kısıtlı gelir sahibi kıldı. Bununla hem yöneteni ve hem de yönetileni deniyor Yüce Rabbimiz.
Bazen yakınımızdaki olayları göremiyoruz. Kendi hayalimize kapılıp gidiyoruz. Dünya yıkılsa umurumuzda değil. Bencillik her yanımızı kuşatmış. Empati kuramıyoruz. Etrafımızdaki yıkımları tahribatları göremiyoruz. Çünkü varımız, yokumuz biziz. İnsanları çoğu kez, makam ve mevkileriyle değerlendiriyoruz. Yüreklerine bakmıyoruz. Biz merdiveni çıkmışsak, aşağıdakilere yukardan bakıyoruz.
İşadamları: Lütfen işçilerinizin sizin yükünüzü ve sıkıntılarınızı gideren kardeşleriniz olduğunu unutmayın. Onlara yediğinizi yedirin, giydiğinizi giydirin. Yardım edin. Gönüllerini kazanın. Her şeyin para olmadığını unutmayın. Paranın elde edemeyeceği şeyler vardır. Tebessüm. Gönül kazanma. Kalp yumuşatma. Çok kazandığınızda bazen işçilerinize ikramiye dağıtın.
Lokanta sahipleri: İşçilerinize, garsonlarınıza en azından haftada bir gün herkesin yediği yemekten ikram edin. Onların nefsinin olduğunu unutmayınız.
Geçenlerde bir garson bana; servis yaptığı yemekten bir kaşık aldığı için işverenden tokat yediğini anlattı. Aslında bugünkü yazının sebebi de budur.
Ev Kadınları: Saygıdeğer hanımefendiler. Yanınızda çalıştırdığınız gündelikçiler sizin dostlarınız, sırdaşlarınızdır. Onlara güçlerinin yetmediği şeyleri yüklemeyin. İşçilerimize kirli yerleri, düşük seviyedeki mekânları layık görmeyelim. Onlara ikinci sınıf insan muamelesi yapmayalım. Herkesin saygınlığının olduğunu unutmayalım.
Allah sizi işveren, onları ise işçi yaptı. Sizi zengin, onları ise fakir kıldı. Bunun tam tersi olabilirdi. Hz. Peygamber (s.a.v.) hizmetçilere yediğinizi yedirin, giydiğinizi giydirin buyurmuştur. Onları yatırdığınız yerler temiz, nezih yerler olmalıdır.
Dindar olanlar: Dinden uzak olanları dışlamayalım. Onları günahkâr görüp küçümsemeyin. Allah'ın geniş rahmetinin onlar için de geçerli olduğunu düşünün. İbadetinizi çok büyük görmeyin. Kibir, haset, gösteriş gibi manevi hastalıklardan uzak durun.
Dine soğuk olanlar: Ümitsiz olmayın. Ama şeytanın sizi; 'daha zamanı var, kalbin temizliği yeter' gibi sözlerle aldatmasına fırsat vermeyin. Şeytan sizi Allah'ın affıyla aldatmasın. Günahları küçük görmek kalbin mühürlenmesine yol açar.
Bu geçici dünyada hayat sınavını başarılı şekilde geçmeye çalışın. Önünüzde sonsuz bir gelecek var. Efendimiz (s.a.v.) o geleceği cennete çevirecek formülü fısıldıyor:
"Bir parça hurmayla da olsa cehennemden uzaklaşın."
BİZE ULAŞIN