TURKCELL İMSAKİYE
TURKCELL İLE RAMAZAN
NAZLI ILICAK

Alemdaroğlu ve demokratik devrim

Türkiye'de hâlâ neleri tartışıyoruz: Sivil darbe... askeri darbe... post-modern darbe ve nihayet Kemal Alemdaroğlu'nun ağzından: "Türban" darbesi...
İstanbul Üniversitesi eski rektörü Alemdaroğlu, savunmasında, Ergenekon davasından yargılanmasını "Türban darbesine" bağlıyor. 1997'de göreve başladığında, üniversitesinin İran üniversitelerini andırdığını söyleyerek, "Atatürk düşüncesine karşı olanlara ve 2. cumhuriyetçilere karşı büyük suç işledim. Türban yasağını üniversitede uyguladım. Bu şekilde türban darbesi yapıp, sabıkalı oldum" diyor. (2 Haziran 2009-Gazeteler)
Gerçekten de Alemdaroğlu, 28 Şubat döneminde başörtüsü tartışmasının çıkmasına sebebiyet veren kişidir. Turgut Özal, başörtüsünün üniversitelerde serbest olabilmesi için 2 defa kanuni düzenleme yapmış, ama Anayasa Mahkemesi, sonuç almasını engellemişti. Mamafih, göz yumulduğu için uygulamada, kızların başlarını örterek üniversiteye devamı sorun yaratmıyordu. 28 Şubat süreciyle birlikte, Alemdaroğlu da harekete geçti ve ülkemizin gündeminden düşen bir mesele gene alevlendi. Alemdaroğlu, Anayasa Mahkemesi kararlarını hatırlatarak, yayınladığı bir yönetmelikle, o sırada okumakta olan bütün başörtülü kızları üniversitenin dışına itti. Doğrusu, bir bilim adamının bu olayı başarı gibi göstereceğini hiç sanmazdım. Ama o, hem 1997'de ne kadar güzel bir iş başardığını övünerek beyan ediyor (Türkiye'yi İran gibi olmaktan kurtarmış!), hem de bu cumhuriyetçi tavrından dolayı mağdur edildiğini ileri sürüyor.
Peki, Ümit Sayın ile arasında geçen şu konuşmalar ne anlama geliyor? (Konuşma metni Ümit Sayın'ın sorgusundan alınmıştır):
Kemal Alemdaroğlu ile konuşmanızda, Alemdaroğlu'nun "Bu iş demokratik devrimle biter" demesi üzerine, siz de "Başka yolu yok" cevabını vermişsiniz. Alemdaroğlu'nun "Üst taraftan olmaz, alt taraftan olacak" cümlesi üzerine, siz de "3-5 ay çok önemli şeylere gebe, bakalım ne olacak, telefonda söyleyemediğim şeyler var" diye konuşmuşsunuz.
Kemal Alemdaroğlu ile yaptığınız konuşmada Yaşar Büyükanıt hakkında "Anıtı bırakın, kümbet bile olamadı, minyatür oldu, Dolmabahçe'de önüne dosya mı koydular" dediğiniz tesbit edilmiştir.
Kemal Alemdaroğlu ile yaptığınız konuşmada, "TSK acz içinde; 60'larda da böyleydi" dediğiniz tesbit edilmiştir.
Mahkemede, Alemdaroğlu, bu konuşmaların muhtevasıyla ilgili açıklamada bulunmamayı ve susma hakkını kullanmayı tercih etti. İlk bakışta, Ümit Sayın ile karşılıklı teati edilen görüşlere, en hafif deyimiyle, "darbe şakşakçılığı" ya da "darbe özlemi" denilebilir. "Bu iş demokratik devrimle biter; üstten değil, alttan olacak" cümleleri ne anlama geliyor? Yanlış anlaşılmasın, sadece eldeki bu belgelerle Alemdaroğlu'nu Ergenekon üyesi göstermek elbette mümkün değil. Ama bizim bazı seçkinlerimizin düştüğü hataya, onun da düştüğü ortada. Arkasını orduya yaslayarak, sevmediği iktidarı bertaraf etmek, maalesef birtakım aydınlarımız için hâlâ geçerli yol. Eski üniversite rektörünün "demokratik devrim" derken, sandığı kastetmediği aşikâr.
BİZE ULAŞIN