Türkiye'nin en iyi haber sitesi
NAZLI ILICAK

Memur ve grev hakkı

Memurlara grev hakkı tanınmaması meselesi tartışılıyor ve anayasa değişikliğiyle verilen toplu sözleşme imkânının bir anlam ifade etmediği belirtiliyor. Sorun nereden doğuyor biliyor musunuz? Türkiye'de işçi statüsünde olması gerekirken, "memur" sayılan kamu çalışanlarından. Aslında memurun çok dar bir tarifi olmalı: Devlet adına yetki kullanan kişiler memur sayılmalı. Memur, aynı zamanda hükûmetin icraatından da sorumlu tutulduğundan, dünyada birçok ülke, bu tanım içindeki memura grev hakkı vermiyor. Memurların, zaten farklı avantajları mevcut: Mutlak iş güvencesi; işçiye göre daha yüksek emekli maaşı. Hem bu güvence sürsün, hem de grev yapayım... ikisi bir arada yürümüyor. Odacı, şoför, sekreter, kapıcı, çaycı, muhasebeci, bilgi işlemci, elektrikçi, hatta öğretmen kamuda çalışınca, "memur" addediliyor. Bir düzenleme yapıp, onların üzerinden memur sıfatını alsanız ve işçi statüsüne soksanız kıyamet kopar. Herkes memur kalmak istiyor. Aslında, sendikalar, Türkiye'deki memur tanımını, AB standardına uydurmak için gayret sarf etse, daha doğru bir adım atılmış olacak. O zaman, kamuda çalışan birçok kişinin toplu sözleşme ve grev hakkına kavuşmalarının yolu kolayca açılacak. Acaba bu konuda bir uzlaşma sağlanabilir mi? "Gelin öğretmenleri işçi yapalım" desek, kaç öğretmen bunu kabul eder?
Son söz olarak şunu söylemek isterim: Hem memur güvencesine sahip olacaksınız, hem de grev hakkına. Bu olamıyor. Çünkü işçinin grev hakkına mukabil, işverenin işten çıkartma, lokavt hakkı var. İş güvencesi olan bir memura grev hakkı verilirse, bu defa işçi aleyhine denge bozulmuş olmaz mı?

YAZARIN BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA