NAZLI ILICAK NAZLI ILICAK

Sahil şeridi ve korkular

Referandumdan sonra, "hayır"ları kırmızı, "evet"leri yeşil gösteren haritalar yayınlandı ve "hayır"ların, daha ziyade sahillerde yoğunlaşması yüzünden, "ülke bölünmüşlüğünden" söz edilmeye başlandı. Aynı yorumlar, 2009 mahalli seçimlerini takip eden günlerde de yapılmıştı. Oysa belediye başkanlıklarını MHP ya da CHP'nin kazandığı Ege, iç Ege ve Akdeniz'de, AK Parti, İl Genel Meclisi seçimlerinde gene birinci ya da ikinci parti konumundaydı. "Evet"ler ve "hayır"lar iç içe yaşıyor. Ama gayet tabii ki, herhangi bir bölgede, bir siyasi görüş daha ağır basabilir. Bunu "ülke bölündü" diye değerlendirmek doğru değil.
Ege-Akdeniz bandında, 2009'da, belediye başkanlığını, Çanakkale'de, İzmir'de, Aydın'da, Antalya'da, Muğla'da CHP, Balıkesir, Manisa, Uşak, Adana'da MHP kazanmıştı. Ama İl Genel Meclisi'nde, Çanakkale, Balıkesir, Manisa, Uşak ve Adana'da, AK Parti birinci parti konumundaydı. İzmir'de, Aydın'da, Antalya'da, Muğla'da ise, İl Genel Meclisi sonuçlarına göre, AK Parti ikinci oldu. CHP ve MHP'nin oy yüzdelerinin yüksek oranlara ulaştığı bu illerimizde, zaten "hayır"ların önde gelmesi bekleniyordu. Balıkesir, Manisa, Uşak'ta "hayır" lar kıl payı önde. Diğerlerinde, ara iyice açılmış ama "evet" diyenler, hiçbir yerde % 30'un altına düşmüyor.
Trakya'da (Edirne, Kırklareli, Tekirdağ), "hayır"lar baskın çıktı. Bu illere, AK Parti'nin girmesi de çok zor olmuştu. 2002'de % 34.4 ile iktidara gelen parti, Edirne'de sadece % 8.7 oranında oy alabilmişti. Kırklareli'ndeki 2002 oyu % 12.3, Tekirdağ'da ise, % 17'ydi.
2002 genel seçim sonuçları, AK Parti'nin, Ege'yi temsil eden 3 vilâyette de, taban tutmakta zorlandığını gösteriyordu. (AK Parti 2002'de İzmir'de % 17, Aydın'da % 18, Muğla'da da ancak % 13 oranına ulaşmıştı; üçüncü parti konumundaydı.)
Bu vilâyetlerin halkının, özellikle, laik-antilaik çatışmasından ve kutuplaşmadan hızla etkilendiğini düşünüyorum. AK Parti, Ege ve Trakya'ya girmekte zorlanmıştı. Çünkü bir korku mevcuttu. 2007'de, Türkiye çapında AK Parti'nin oyları ilerlerken, cumhurbaşkanlığı seçimleri dolayısıyla ortaya çıkan laik-antilaik kutuplaşması, genel eğilimin aksine, (2004 İl Genel Meclisi seçimlerine göre) Edirne'de, Kırklareli'nde, Aydın'da, Muğla'da, İzmir'de AK Parti'nin oy kaybetmesine yol açmıştı.

***

Referandumda, muhalefet, propagandasını tehditler üzerine inşa etti. "AK Parti yargıyı ele geçiriyordu", dolayısıyla bir sivil diktaya gidişte mesafe alacaktı. Zaten bu korku, AK Parti'nin laik cumhuriyete karşı gizli bir ajandası olduğu iddiasından besleniyordu. "Hayır" oyu verenler, paketin muhtevasından ziyade, korkularla hareket ettiler. İlk günden beri Tayyip Erdoğan ve arkadaşlarına güven duymuyorlardı.
Aynı şekilde, meselâ İstanbul'u ele alalım. Sahillerin verdiği tepkiyi, İstanbul'daki zengin ilçeler de vermiş. Adalar, Beşiktaş, Şişli, Sarıyer, Kadıköy gibi ilçelerde, "hayır"lar çok yüksek oranlara ulaşıyor. Ben şahsen bu korkularda, 28 Şubat'ta başlatılan bir psikolojik harekâtın etkisinin bulunduğunu düşünüyorum. Korkanlar, bir anlamda, korkutuldular. Zira Ecevit 1974'te, Milli Selâmet Partisi'yle koalisyon kurduğunda, böyle yoğun "laiklik elden gidiyor" söylemi mevcut değildi. Ele geçen psikolojik harekât belgelerini ve kara propaganda internet sitelerini hatırladığımızda, en azından korkuların bir bölümünün, bu gibi gayretlerin ürünü olabileceği görüşünü savunmak mümkün. Maalesef o tarihte medyanın bir kısmı, korkuların derinleşmesine hizmet etmişti. Korkuların sebebi olarak iktidarın bazı davranışlarını göstersek dahi, bir diğer saik, 28 Şubat'tan itibaren toplumu kontrol edebilmek için başlatılan laik-antilaik tartışmasıdır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.