NAZLI ILICAK

Torba yasa ve hukuki durum

Eski İstanbul Barosu Başkanı Turgut Kazan, dostumdur. Açık oturumlarda kendisiyle karşı karşıya gelsek bile, esas amaç "Müsademe-i efkârdan Barika- i hakikat doğar" düşüncesidir. (Fikirlerin çarpışmasından hakikat ışığının doğması çabasıdır)
Hükûmetin, birkaç milletvekilinin girişimiyle meclis gündemine getirdiği "Torba yasadan" söz etmek isterim. İçinde birbiriyle ilgisiz bir yığın konu var. (Özürlü memurların ya da hamile kadınların çalışma şartlarının iyileştirilmesi, fındık satış sözleşmesindeki %27'lik faizden doğan borcun yeniden yapılandırılması, siyasi partileri mali açıdan denetleyen Anayasa Mahkemesi'nin yerindelik incelemesi yapamaması, kazaya uğrayan askere maluliyet aylığı verilene kadar sağlık yardımı bağlanması, Kızılay'a bağışların gelirden düşülmesi vs.) Oysa bir kanun bu kadar aceleye getirilmez. Komisyonlarda, konularına göre, uzmanlar da davet edilerek müzakere edilir. Bir olgunlaşma safhası gerekir. İşte bu noktada aynı Turgut Kazan gibi düşünüyorum.
Bu torba yasada yer alan ve yargı mensupları da dahil, bütün kamu görevlileriyle ilgili olarak, ancak devlete karşı tazminat davası açılması düzenlemesini ise benimsiyorum. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (HUMK) 573'üncü maddesi, hukuk davalarına bakan hâkimden tazminat istenebileceğini öngörüyor. Ceza Muhakemeleri Kanunu'na (CMK) göre ise, Ceza hâkiminin tazminat sorumluluğu bulunmuyor. Buna rağmen, Yargıtay'ımız, Haberal'ın tutukluluk halinin devamı için oy kullanan ceza hâkimlerini tazminat cezasına çarptırdı. (HUMK'un 573'üncü maddesinde yer almayan ceza hâkimlerinin de, tazminat yükümlülüğü bulunduğu, 25 Mart 1931'de Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararları ile kabul edilmişti.) 1931'den bu yana, anlayış değişti. Farklı uygulamalara son vermek ve dünyadaki gelişmelere ayak uydurmak amacıyla, henüz Haberal konusu ortaya çıkmadan, 2008'de, Hukuk Muhakemeleri Kanun Tasarısı'na, (madde 51), devlete karşı dava açılmasını öngören bir hüküm konulmuştu zaten. (Gerekçede, hükûmet, devletin sorumlu tutulamayacağı esasından ayrılıp, ilk planda devlete karşı tazminat davası açılması ilkesinin benimsediğini, bunun Anayasamızın 129'uncu maddesiyle uyumlu olduğunu belirtiyordu.)
O torba yasaya, önceden Adalet Komisyonu'ndan geçen Hukuk Muhakemeleri Kanun Tasarısı'nın 51. maddesi -biraz değiştirilerek ama esası korunarak- nakledildi.
Anayasa'nın 19, 40 ve 129'uncu maddelerine bakın, öncelikle devlete karşı tazminat davası açılmasına dair hükümler göreceksiniz. Daha sonra devlet, şahsa rücu ediyor. (Aman sakın karıştırmayın, bu düzenlemeler, kamu görevlisi aleyhine açılacak ceza davasını ihtiva etmiyor.)
Bakalım Genel Kurul'a geldiğinde konu nasıl tartışılacak? Birbiriyle ilgisiz maddelerin tek torbada toplanmasına mı karşı çıkılacak? Yoksa CHP, gene Ergenekon sanığı Haberal'a mı sahip çıkılacak?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
Bugünkü Diğer Yazıları