Türkiye'nin en iyi haber sitesi
HASAN BÜLENT KAHRAMAN

Karanlıktan medet ummak

İnternet yasakları, YouTube'un kapatılmasıyla ilgili söyleyeceklerime gelmeden önce daha farklı bir şeylerden söz edeyim.
SABAH'ın dün yayımlanan Pazar Eki'nde video oyunlarıyla ilgili bir yazım çıktı. Sürekli itilip kakılan video oyunlarının hayatımızdaki yerini saptayan bir kitabı okuduktan sonra bu yazıyı yazmaya karar verdiğimde ve kafamda nasıl kurayım diye evirip çevirirken sürekli olarak bir noktaya takıldım ve onunla başladım anlatacaklarımı dile getirmeye:
çocuklar/gençler artık yeni bir dünyaya doğuyordu ve bizim kuşağın (yaşı 50 civarında olanların mı?) sahip olduğu alışkanlıklardan, alışkanlık ne kelime, anlayışlardan, zihniyetlerden, dünya görüşünden tümüyle farklı bir bilinç yapısına sahiptiler.
Bu insanlar için kitap, yazılı malzeme, iletişim bizim için ifade ettiği anlama sahip değil. Onlar artık hayatını internette geçiriyor. Yanlıştır, eksiktir diyebilirsiniz, ben de diyorum ve üstelik haklıyım, ama artık akademik çalışma bile bilgisayar ekranında yapılıyor. Doğrudur, bugün için internet henüz enformasyonla bilgi arasındaki farkı ayırmış, çözmüş ve ortadan kaldırmış değil. İnsanlar internette dolaşan enformasyonu bilgi kabul ediyor ama ne gam, kısa bir süre sonra bütün dünya internetten yönetilecek, İskenderiye Kütüphanesi orası olacak.
İnternetten deyince ortaya başka bir gerçek daha çıkıyor. Hadise sadece bilgiyle sınırlı değil, çünkü ve işin daha ilgi çeken yanı görselliğin yeni bir dil, yeni bir bilgi üretim alanı olması. Özünde paylaşım demek olan internet görselliği kullanmak suretiyle yepyeni alanlar yaratıyor. Video klipler, doğrudan filmler ve akla hayale gelebilecek her türlü görsel "malzeme" internette. Bunun bugünkü mecrası YouTube.
Şimdi gelin görün ki, bu büyük imkân Türkiye'de yasak. Şu mülahazayla veya bir başkasıyla. Ne ifade eder? Gerekçelerin özü belli: gelin buna devlet refleksi diyelim. İster ahlaki bir değerlendirme söz konusu olsun isterse siyasal güvenlik, devlet refleksi devreye giriyor ve olmayacak bir adım atılıp YouTube yasaklanıyor. Kim ne derse desin hayatın en ileri derecede özgürleşebildiği bir alan olan internetin bu özelliği yok sayılıyor. Bunun doğrudan interneti yasaklamaktan bir farkı yok ki!
İnternet henüz sorunları çözülmüş bir alan değil. Harvard Üniversitesi'nde yapılan bir çalışma, arama motorlarının o enformasyona ulaşımda bile ne kadar sorunlar doğurduğunu saptıyor. Amerikan Tarih Enstitüsü gibi bir kurumu aradığınızda bile erişmekte çıkan sorunların bilgiyle, toplumsallıkla, sosyal yapıyla olan ilişkisi o analizde ele alınmış, yeterli bir ayrıntıyla ortaya koyulmuş. Bunların hiçbiri internetin nasıl büyük bir imkân olduğunu ortadan kaldırmıyor ama Türkiye'de arama motoru Google'ın bile yasaklanacağından söz ediliyor. Bunların dedikodu olması da söz konusu değil. Çünkü halihazırda Türkiye en fazla internet yasağı uygulayan ülke. Bu, bırakalım demokratikleşmeyi, sansürcülüğü bir yana, çağın dışına düşmek demek.
Her defasında biz bize benzeriz lafını haklı çıkarmak zorunda mıyız?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA