Türkiye'nin en iyi haber sitesi
HASAN BÜLENT KAHRAMAN

'Askere müdahale' ya da yaya kalan Edelman

Eric Edelman, AK Parti'nin fazla şımardığını ve artık ipinin çekilmesi, dersinin verilmesi gerektiğini belirtti. Onun üstüne bir yazı yazdım, bu köşede yayınladım. Tam o sırada Amerika'da Ortadoğu Araştırmaları Enstitüsü toplantılarında bulunuyordum. Etrafımdaki akademisyenlerle bu konuyu konuştuk. Ben o yazıda belirttiğim gibi, bu yaklaşımın eski bir modele dayandığını ve daima gündemde olduğunu belirttiğimde, aralarında Türkiye'yi en iyi tanıyanı, en zeki olanı, "iyi de" dedi, "Amerika bu eski metodu artık, şimdi, neyle, kimle, nasıl uygulayacak?"
Tespit doğruydu. Edelman hazretleri Türkiye'de köprülerin altından akan suları görmüyordu. Ya da tam tersine Edelman, eski çamların bardak olduğunu görüyordu ve buna tepki gösteriyordu. Nitekim iki gün önce bu eski çamları bardak yapan kararların en önemlilerinden biri açıklandı ve bazı komutanlar açığa alındı.
Bu çok tartışılacak, çok tepki toplayacak bir karardır. Hükümet gerekli açıklamaları yaptı ama kimi ne kadar inandırır bilinmez. Karar ne kadar doğrudur o da başka bir sorun. Ama benim için önemli olan bizatihi bu sonuca varılması, bu adımın atılmasıdır. Yani, orduyla hükümet arasındaki ilişkiler demokratik siyasal bir çerçeveye oturmalıdır, o çerçeve içinde cereyan etmelidir ve hükümet bu tür kararları alabilmelidir. Bunun aksi, görünmeyen, yazılı olmayan "kurallar" gereğince hareket etmek, yani orduyu dokunulmazlık statüsünde koruyup, hükümetin ona tabi olmasını sağlamaktır. Eğer bugün yapılan uygulamanın neredeyse 50 yıldır geçerli, yürürlükte olan fakat hiç akla gelmemiş, hiç el sürülmemiş bir kanun maddesine dayandığı hatırlanırsa söylediklerim daha somutlaşır.
Böyle bir iradenin ortaya çıkmasıyla sivil otorite militer- bürokratik yapı üstünde güç ve karar sahibi olur. Gene son 50 yılda yapılmayan budur. İşin daha da garip yanını söyleyeyim mi, bu atalet Türkiye'de demokrat olduğunu söyleyen, darbelerden çok mağdur olmuş merkez sağın duyarsızlığından ve teslimci/pasifist politikalarından kaynaklandı.
1965'te, ordunun devirdiği DP'nin uzantısı olarak iş başına gelen AP'nin Genel Başkanı ve daha sonra Cumhurbaşkanı olan Demirel şimdi daha iyi anlıyoruz ki, 1968'den sonra meğer hep demokrasiden yakınırmış. O Demirel 12 Mart'ta çok yüksek bir ideal ardına sığınmış görünerek (bu, parlamentonun kapatılmasını engellemektir) askerle işbirliği yapmış, asker ve bürokratik iktidarın seçilmişler, siyaset ve parlamento üstünde hâkimiyet kurmasına bizzat imkân yaratmıştır. Gene aynı Demirel son olarak 28 Şubat'ın mimarı olmuştur ve askerlerle tam bir ittifak kurmuştur.
Şimdi bu "sağ" anlayış değişiyor. Dediğim gibi, orduya müteveccih bu girişimler belli bir ideolojinin onu teslim alması, işlevsiz kılması diye yorumlanacaktır. Öyle de olabilir. Hiç önemli değil. Sonunda siyasal alandayız. Siyaset ortamında isek sözü ilk edilmesi gereken şey askerin bu sistemden ne kadar uzaklaştırılacağıdır. Bir kere o sağlandıktan ve saf, somut siyaset işletilmeye başlandıktan sonra yeni bir parti çıkar, yeni bir ideoloji doğar, yeni bir siyaset türer ve bugünkü iktidarı aşar. Yeter ki, siyaset siyaset olarak yapılabilsin. Siyaset adına yapılan militarizm olmasın.
YAŞ'tan sonra bugünkü gelişme de, açık olan bir sonucu büsbütün somutlaştırmıştır. Geleneksel terimlerle söylemek gerekirse sağ bir parti, daha önce olduğu üzere, darbelere karşı olduğunu dile getirmekle yetinmiyor, 27 Nisan'dan bugüne kadar adım adım belirli bir siyasal yapıyı değiştiriyor. Dönüştürüyor. Bazıları bunu tehlikeli buluyor. Bense bu sistemin değiştirilmemesini en hafif tabiriyle sakıncalı buluyorum. Bu böyle.
Dönelim Edelman'ın açıklamalarına. Bütün bunlardan sonra anlaşılıyor ki, o yaklaşımın iki boyutu var. Birincisi, Edelman'ın açıklamasının ardındaki nedeni ortaya koyuyor. Anlaşılıyor ki, o da bu dönüşümden rahatsız. Bu kesin ve anlaşılabilir. Niye sorusunu yanıtlamak için darbelerin arkasında Amerika'nın olduğu, darbelerin de asker aracılığıyla yapıldığını bir daha mı belirteceğiz? İkincisi, Edelman'ın zafiyeti ve zavallılığı. Çünkü bu dönüşümün artık "onu yerinden edelim" lafını boşa çıkarması. Edelman ve çevresinin elindeki imkânlar buharlaşıyor, böylelikle. Edelman, bu işler olana kadar Soğuk Savaş'ı bitirememiş bir ülkeye, o dönemin mantığıyla yaklaşıyordu ama geç kaldı. İş işten geçti.
Eh, birileri ata binince bazılarının yaya kalması mukadderdir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA