HASAN BÜLENT KAHRAMAN HASAN BÜLENT KAHRAMAN

Yeni 'şehir Müslümanlığı'

İkisi de dostum olan Binnaz Toprak ile Oral Çalışlar arasında Radikal'de devam eden tartışmaya bu yazıyla bir katkıda bulunabilir miyim bilmiyorum ama o polemiğin bu yazıda serdedeceğim bir görüş nedeniyle önemli olduğu kanısındayım.
Toprak'ın bilhassa ikinci yazısını okuduğumda üç önemli sonuca ulaştığını görmüştüm. İlki, kentli Müslümanlığın "gürültüsüz, mahrem algısı azalıyor"; ikincisi, Müslümanlık gerek özümsenişinde gerekse ritüellerinde muhafazakârlaşarak tektipleşiyor, liberaller ve mütedeyyinler buna ses çıkarmıyor; üçüncüsü Müslümanlık giderek daha baskıcı (tektipçi) modeli ve yaklaşımıyla Kemalizmin yerini alıyor. Toprak ilk yazısında bu dönüşüme neden olarak eşraf ailelerinin kentlerden ayrılmasını gösteriyordu. Onlar yani "laik yaşam tarzını benimsemiş aileler" ve şehirli yaşam bitiyor, sosyal yaşam muhafazakârlaşıyordu.
Oral da bu görüşlere karşı çıkarak neyin gerçek Müslümanlık olduğuna karar vermenin bir elitist Kemalist tavır olduğunu belirterek Kemalizmin bir "şehirli Müslümanlık" anlayışı geliştirmeye çalıştığını öne sürüyordu.
Şehirli Müslümanlık konusundan başlamak istiyorum, çünkü o konuda neredeyse tümüyle farklı düşünüyorum.
Toprak taşradan, oradaki hayat tarzından bahsediyor ve o konuda Oral Çalışlar haklı. Kemalizm yeni bir din anlayışı ve Müslümanlık yaratmaya çalıştı. Buna, Toprak o adı hiç kullanmasa da "Kemalist Müslümanlık" demekte beis yok. Bu anlayışın bazı parametreleri var: Müslümanlıkta, Allah'la kul arasına kimse giremez; laiklik dinin özel alanda yaşanması, kamusal alanda saklanmasıdır; sosyal/monden yaşam tarzı (bikini, mini etek giymek, içki içmek vb) dinle çelişmez. Bunlar ve başkaları Kemalist "sivil/seküler din" doktrinin kurucu öğeleridir.
İzleyebildiğim, bildiğim kadarıyla "gerçek Müslümanlık" buna karşıdır, kapalıdır ve hatta öfkelidir. Onlara göre Müslümanlık en nihayet Kuran'ın, hadislerin ve içtihadın emrettiğiyle sınırlıdır. Ötesi yorumdur. Bazıları her ne kadar din yorumla kaimdir derse de buna şiddetle itiraz eden bir mütedeyyin kesim olduğu gerçektir.
Kemalist modernlik "nostaljisinin", gene Toprak'ın tabiriyle, "endişeli modernler" camiasında bugün de sürdüğünü biliyoruz. O endişe sahipleri Kemalizmin yıprandığını, "bittiğini" düşünüyor. Onlara göre Kemalizmin yıpranması veya gevşemesi "İslami hayat" sürdürmenin görülebilir ölçülerde öne çıkmasına imkân vermiştir. Bugün başörtüsünden başlayarak diğer "amellere" kadar hemen her alanda İslami tarz ve tavır sergilenebiliyorsa ortada Kemalizmin getirmek istediği modelin ortadan kalkmasıyla ilgili bir durumun bulunduğu açıktır. Kemalist modernleştiricilerin bu algılamasına yanlıştır denemez. Gerçekten de Kemalizme karşı belki daha "özcü" denebilecek bir Müslümanlık uygulaması var bugün.
Bence bilhassa bu "durum" üstünde durmalı, onu tanımlamalıyız. Böyle bir sonucu hangi koşullar ve dinamikler üretmiştir denirse bu soruyu yanıtlamak için ben Toprak'ın getirdiği "şehirli Müslümanlık" tabirini tersine çevirmek gerektiğini öneririm. Gelenekselliğin kasaba ve taşra kentlerinde sergilediği muhafazakâr yaşantı bir yana, büyük kentlerde karşılaşılan muhafazakârlık, bilhassa Müslüman/mütedeyyin üst-orta gelir dilimlerinde yeni bir "şehirli Müslümanlığı" üretiyor.
Binnaz hocam ne der bilmem ama bugün öncekinden farklı ve "gerçek" yani "reel", somut bir kentli Müslümanlık var. Karşımızda duruyor. Ve bütünüyle sınıfsal bir olgu bu. Zaten "
Kemalist/şehirli Müslümanlık" ile "muhafazakâr şehirli Müslümanlık" tam bu noktada çatışmaya başladı. Oysa kentlerin varoşlarındaki Müslümanlık ve mütedeyyinlikle taşranın muhafazakârlığı arasında bir fark yok. O muhafazakârlık ideolojik/politik nedenler dışında Kemalist şehirli muhafazakârlığı rahatsız da etmiyor. Doğal bulunuyor, köylülüğe, göçerliğe ait bir şey diye görülüyor ve zamanla eriyeceği, dönüşeceği varsayılıyor. Ama diğer kesimle kent merkezinde cereyan eden şiddetli bir gerilim var. İşin ilginç yanı bu gerilim "kent muhafazakârları" ile "taşravaroş muhafazakârları" arasında da mevcut ve bu çatışma da sınıf kökenli.
Şimdilik...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.