HASAN BÜLENT KAHRAMAN HASAN BÜLENT KAHRAMAN

Çok kimliklilikten çok mezhepliliğe

Meclis'e Cemevi talebi çok güzel, çok heyecan verici bir tartışmayı başlattı. Her defasında olduğu gibi en uzak ve aykırı noktadan başladık ve Alevilik din midir, diye soruyoruz ama işin özü benim için bambaşka bir noktada düğümleniyor.
***

Hayır, Alevilik din değildir. Olamaz da. Bunu Aleviler de biliyor, Sünniler de. Ama Alevilik Sünni akaidinin dışlamasıyla gitgide kendisini daha fazla bir din olarak algılıyor.
Bu bir algılama sorunu ve o niteliğiyle daha önemli bir kapı aralıyor. Çünkü dünyanın bütün dinlerinde azınlık mezhepleri kendilerini hâkim mezhebin dışında ayrı bir din olarak algılar. O azınlık mezhebi, zamanla belli bir yerde kendi iktidarını oluşturduğu vakit, bünyesinde yer alan diğer alt mezhepler, tarikatlar vb kendilerini azınlığa düşmüş addeder. Bu durumun ayrıntılarını dileyen Jonathan Sarna'nın derlediği biraz eskice ama çok yararlı bir kitap olan Minority Faiths and the American Protestant Mainstream isimli çalışmadan izleyebilir.
Niye böyle bir kitap; çünkü bir açıdan bakarsanız Protestanlık, Hıristiyan geleneğinde bir tür azınlık mezhebidir ama Amerika gibi bir ülkede kendi iktidarını oluşturmuştur, adeta Katoliklikten tamamen farklı bir din gibi görülmektedir ve ona bağlı ama "ana gövde" ölçeğinde güçlü olmayan yan mezhepler, inançlar kendilerini bu defa azınlık saymaktadır. Nereden nereye...
***

Bu yorum bizi nereye getiriyor derseniz, çok güzel bir yere derim, başta belirttiğim gibi. Sebebi şu...
Hâkim Sünni çoğunluk şimdi Aleviliği farklı bir din gibi göstererek, başta reddetse bile, Alevilik de kendi farklılığının vurgusunu yaparak bu iktidar bloğunda ilk çatlağı meydana getiriyor. Meclis'e cemevi olmaz diyor Sünni kesim, onlar da çok haklı ve yerinde olarak, bizim Diyanet'le hiçbir alakamız yok çünkü Diyanet'in bizimle hiçbir alakası olmadı diye cevap veriyor. Ortada tam anlamıyla iki mezhebin su geçirmez katı ilişkisinden türeyen bir uyuşmazlık, anlaşmazlık ve kapalılık var ve çok haklı olarak diyorlar ki, bizim ibadetimiz camide değil cemevinde gerçekleşir. O zaman...
İşte heyecan veren nokta bu. Hükümet kanatları Alevileri camiye teksif etmek istiyor. Meclis'te İslam'ın ibadet mekânı olan cami var diyor. Ama bu açıklama yetmiyor, tatmin etmiyor kimseyi.
***

O zaman iş şuraya geliyor. Meclis'te cami olmayacak. Hiçbir yerde cami olmayacak. Meclis'te de başka mekânlarda da İbadet Evi olacak. Orada İsevi, Musevi, Müslüman, Budist... Herkes kendi mezhebi ve meşrebince ibadet edecek. Cami olursa bu o mekânın kendini diğer dinlere, inançlara kapaması demektir.
***

Mevcut anlayışla daha fazla yürünebileceğini düşünenlere kimlik konusunda Türkiye'nin son 20 yılda yaşadıklarını anımsatalım. Türkiye'de Türkler yaşar, Türkiye'de yaşayan Türktür falan gibi sözlerden kalktık ve çağın şartlarına uygun olarak tek, homojen, hegemonik bir kimlikle devam edemeyeceğimizi öğrendik. Şimdi aynı şeyi din bahsinde öğreneceğiz. Tek, hegemonik bir din olmaz; o baskıcılık manasına gelir.
Çoğul kimliklilikten söz etmiyor muyuz, öyleyse çoğul dinlilikten, mezheplilikten de söz edeceğiz.
BİZE ULAŞIN