Türkiye'nin en iyi haber sitesi
MELİH ALTINOK

ABD’ye rağmen olur mu?

ABD'nin muktedirleri yarım asırdan bu yana lider olarak yine iyi idare ettiler. Bugüne değin beş kıtadaki gizli operasyonlarını dev bütçeli yaratıcı kampanyalarıyla, ambargo, darbe ve işgal tehdidiyle bir şekilde örtmeyi başardılar.
Yakalandıkları da çok oldu elbette. Ama hiçbir resimde 16 Temmuz sabahı Türkiye'de çekildiği kadar net görüntülenmemişlerdi. Bu çarpıcı kareler sayesinde, eskiden kalma pek çok flu fotoğraf da gözümüzde netleşti.
Artık Fetullahçı darbe girişiminden tutun da PKK ve IŞİD terörüne kadar azmettiricinin kim olduğundan en iflah olmaz Amerikancılarımız bile şüphe duymuyor... Bölgeye yeniden gelmelerinin, PKK'yı ve onun Suriye kolu PYD'yi desteklemelerinin IŞİD'le mücadele için olmadığını anlamayan kalmadı...
ABD'nin PKK'nın Suriye koluna havadan yaptığı silah yardımlarının... PYD üniforması giymiş ABD askerlerinin... Teröristlerin TSK operasyonlarına karşı ABD bayrağını kalkan olarak kullanmasının nasıl bir ortaklığın resmi olduğunu herkes görüyor.
Nihai hedefin, Türkiye'nin stratejik konumunu talileştirecek, enerji hatlarını ABD için güvenli hale getirecek, doğu ve güney illerimizi içine alan bir PKK devleti olduğunu biliyoruz.
Peki, nasıl olacak bundan sonra? Herkesin kafasında bu soru var.
Ulusal güvenliğimize, ekonomimize, stratejik konumumuza ve geleceğimize yönelik açıkça tehlikeli planlar yapan ve hatta uygulamaya koyan bir dünya devinin "düşmanlığını" kaldırabilir miyiz?
O şaşaalı rakamlara, Batı devletlerini dev aynasında gören aşağılık kompleksinden mustarip diplomatiklerin gözdağı vermelerine, öğrenilmiş çaresizliğin tekrarlarına aldırmayın siz.
ABD'nin düşmanlığını "eyvallah" deyip başının üzerine koyan ve gül gibi yaşayıp giden koskoca bir dünya var dünyada.
Dünya eski dünya olmadığı gibi, Amerika'nın o eski halinden de eser yok şimdi.
Bakın işte sistemin her yerinden fire verdiği, ekonomisinin yine tehlike çanları çaldığı ülkede, Amerikan rüyaları kâbusa dönen vatandaşlar isyanda.
Trump'ın evde tutmakta zorlandığı kafadan bir yüzde 50'lisi var. ABD'nin derin muktedirlerinin, Trump'ın gelmesi halinde bir darbe alternatifini tartıştıkları bile söyleniyor. Seçimlere hile karıştırılmazsa tabii...
Kimseyi gözünüzde o kadar büyütmeyin yani.
Kaldı ki, ABD diplomasisi de pragmatizmin şahı değil şahbazıdır. Baktılar ki her kuşun eti yenmiyor, pabuç pahalı anında çark edip en ufak bir izahatta bile bulunma gereği duymadan uyarlar elbette zamana ana uymazsa zaman.

***

GELİNİM ZATEN SANA SÖYLÜYORUZ

Washington, Türk halkının gözünde persona non grata ilan edilen Ankara Büyükelçileri John Bass'a kefil olmuş.
"Türkiye'deki büyükelçimiz olmayı sürdürüyor. Başkan ve Dışişleri Bakanı'nın tam güvenine sahip" diyen Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mark Toner "Bass'ın görüşleri kişisel mi" sorusunu ise şöyle yanıtlıyor:
"Bir büyükelçi konuştuğunda bu her zaman ABD hükümeti adınadır!"
Ee yani.
Biz de zaten "Ülkemizin iç işlerine karışmayın" diye Bass'a değil size söylüyoruz!
Hem zaten Bass kim ki? Resmine bakınca Emre Uslu'dan hallice bir beyefendi işte. Tek başına onca teröristi, gazeteci kılıklı casusu desteklemesi de mümkün değil. Washington'daki muktedirler gibi güçlü birileri olmalı arkasında.
Kişisel bir durum yok yani dostum, anlıyor musunuz?

***

RAKİPLERİ PKK'YA MI HAVALE ETTİNİZ?

PKK'nın yayın organı Yeni Özgür Politika dün, örgütün AK Partili Ahmet Budak cinayetini üstlenerek yaptığı "AKP'liler hedefimiz" tehdidini manşetine taşıdı.
Demirtaş ve pek demokrat HDP'liler bölgede siyasi rakiplerinin PKK tarafından ortadan kaldırılmasına ne diyorlar?
Sorun yok mu?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA