MELİH ALTINOK MELİH ALTINOK

Salon adamı

Tarih boyunca sol partiler genel olarak askeri darbeler karşısında sivil siyasetin yanında konumlandılar.
Askeri darbelere direniş onların adıyla sembolleşti.
Şili, Yunanistan, İspanya, Portekiz...
Türkiye'de ise sol, daha sonradan 28 Şubat'ı destekleyecek olan Ecevit'in 12 Mart'a tavır alması dışında elle tutulur bir anti militarist deneyim yaşamadı.
Ülkenin ana muhalefeti CHP, sivil siyasete karşı ilk ciddi darbe olan 27 Mayıs'ın altyapısını hazırladığı gibi bugünü yıllarca bayram olarak kutladı.
İktidarı almak için ordudan medet ummak, pek çok üyesi darbecilerce idam edilen radikal sol örgütlerin bile devrimci programıydı!
Deniz Gezmiş ve arkadaşlarını asacak olan 12 Mart müdahalesine, dönemin Devrimci Gençlik dergisi kapağından verilen "tam destek" arşivlerimizin utanç raflarında.
Kılıçdaroğlu'nun 15 Temmuz gecesi çekilen fotoğrafları da, Türk solunun alışkanlığını terk etmediğinin bir delili.
***
Karelerde ülkenin ana muhalefet lideri "plazmadan" sokaktaki askeri darbeyi izlerken görülüyor.
Bakırköy Belediye Başkanı'nın evinde, devlet dairesinden bozma bir salon...
Yerlere kadar perdeleri, yeni cilalanmış ahşap parke üzerinde, özenle eskitilmiş iki makine halısı tamamlıyor.
Gerçi Ahmet Hakan'ın da gözünden kaçmamıştır ya, Kemal Bey'in "lüks terlik"ten seçilen çorapları da beyaz değil. Şık o gece yani.
Atatürk Havalimanı'nda önünü kesen tankları selamlayıp soluğu burada almış.
Dışarıda ise vatandaşlar, siviller, seçmenler tank paletleri altında can veriyor.
Aralarında CHP seçmenleri de var...
Ülkenin Cumhurbaşkanı, havada peşine düşen jetleri atlatıp İstanbul'a iniyor.
Halkıyla birlikte sokağa çıkmış...
CHP'den bazı vekiller, Ak Partililerle ve MHP'lilerle birlikte, vurulan Meclis'te demokrasi nöbetinde...
***
Kendisini hâlâ solda tarif eden seçmenin, böyle bir genel başkanın arkasından yürümeyi nasıl içine sindirebildiğine inanamıyorum.
Kimisi böyle bir genel başkanın koltuğunu korumasına yarasa da verdikleri oyun aslında demokrasinin korunmasına hizmet ettiğini söyleyip rahatlamak istiyor.
Kısaca "Ben kendime ne istediğime ne söylediğime bakarım. CHP sadece bir mecra, alışkanlık" diyorlar.
Kuşkusuz bu bir çaresizliğin ifadesi.
Ve ne yazık ki 25 günlük yürüyüşün ve ardından gelen kalabalık mitingin de gösterdiği üzere, giderek müzminleşen bir hale dönüşüyor.
Geleceğe dair bir umut, plan, ihtimal içermeyen bir muhalefetin üyesi olan bu insanlar da günden güne gerçeklikten kopuyor.
Bence CHP'nin de diğer muhalefetin de umrunda olmayan bu "hazır seçmen," 2019'a yürüyen iktidarın öncelikli hedefi olmalı.
Zira darbe gecesi halkını yalnız bırakıp salon konforuna sığınan biri bile oturduğu yerden onların oylarını alabiliyor.
Söyler misiniz, bu bir dram değil de nedir şimdi?
BİZE ULAŞIN