MELİH ALTINOK MELİH ALTINOK

Oysa yalın gerçek çoğu zaman daha fazla kazandırır

Son dakika bir değişiklik olmazsa Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi yarın referanduma gidiyor.
Gözler bölgede. Herkes bundan sonra ne olacak diye düşünüyor.
Ancak bu sorunun yanıtını bulmak için önce bugün ne olduğunu anlamak gerek.
Zira Barzani'nin bağımsızlık referandumuyla ilgili tartışma daha ziyade "milliyetçilik" ekseninde sürdüğü için bu pek mümkün görünmüyor.
Oysaki bu olayda da milliyetçilik, devletlerin uygulamaya koyacağı projeleri, perspektifleri meşru kılmak için sergilediği bir kılıftan başka bir şey değil.
Örneğin Bağdat'ın, fiilen terör örgütleri ve radikal gruplar arasında zaten bölünmüş olan Irak'ın "bölünmesini istemiyoruz" demesinin milliyetçilik dışında somut nedenleri var.
***
Evet, bunlardan ilki de petrol.
Çünkü Barzani'nin bağımsızlık referandumu yapacağı bölgede Irak'ın hatta dünyanın en önemli petrol kaynakları var. Örneğin Kerkük kenti tek başına, Irak'ın toplam 3,7 milyon varili bulan yıllık ihracatının 600 bin varilini üretiyor.
Barzani 2015'te petrolü kendisi doğrudan ihraç etmeye kalkınca Bağdat'ın verdiği tepkiyi hatırlayın... Şimdiki krizde "milliyetçilik dozunun" bu denli yükselmesine şaşırmamak gerek.
Barzani'nin referandumuna tek destek veren ülke İsrail'in motivasyonu da elbette farklı değil. Yani konuyu yalnızca bir milliyetçilik türü olan Siyonizm argümanlarıyla konuşmak da laf kalabalığı.
İsrail de bu projeyi öncelikle Irak ve Suriye'deki su ve enerji kaynaklarını kontrol etmek amacıyla destekliyor.
Binyamin Netanyahu, nerdeyse 15 yıldan beri Kerkük, Musul ve Suriye üzerinden Akdeniz'e ulaşacak bir petrol boru hattından bahsediyor. Bu projenin su ve enerji fakiri İsrail'in "istikrarlı kaynaklar" elde etmesi, yani "yok olmaması" için hayati olduğunu söylüyor.
Barzani'nin bölgesiyle sınırı bile olmayan ABD'nin... Nerede bir enerji yatağı, boğaz, kanal, geçiş güzergâhı olsa anında orada biten Büyük Britanya'nın... Terörden kurtulursa "yeniden dirilmenin" peşinde olan Fransa'nın... ve Rusya'nın Barzani'nin referandumuyla ilgilenmesi de konuya ilgileri de aynı sebeple.
***
Tüm dünyanın gözünün olduğu Musul ve Kerkük petrol bölgelerine tek başlarına Barzani ile anlaşarak sahip olmayacağını herkes biliyor.
Bu nedenle de tüm devletler "benim olmayan başkasının da olmasın" diye "şimdilik" fiili durumun bir süre daha devam etmesini istiyor.
Şimdilik... Kartların bir kez daha karılacağı güne kadar...
Yazıyı yazarken arada halen devam etmekte olan TBMM'deki tezkere görüşmelerini takip ediyorum.
Genel Kurul'da, Türkiye'nin tüm dünyanın karıştığı bir krizle ilgili alacağı tedbir konuşuluyor.
Bakıyorum vekillerimizin hepsi bir şey söylüyor. Hepsinin fikri var.
Ama hiçbiri, ötekini "hain" diye suçlamaktan konunun yukarıda çizdiğimiz boyutundan bahsedecek vakit bulamıyor.
Oysa meselemiz bu.
Anlıyorum, siyasetçiler. Toplumda yükselen değerlerin rüzgârını da arkalarına almak istiyorlar.
Ama gerçek, sadece gerçek çoğu zaman tonla hikâyeden daha etkileyici olabilir seyirciler, seçmenler üzerinde.
Bence hava biraz sakinleşse... Türkiye'nin ekonomik ve siyasi açıdan bölgede var olabilmesi için Musul ve Kerkük'te de "bir şekilde" olması gerektiği anlatılsa...
Hamaset yapmadan, soğukkanlı bir şekilde, iyi hesap edilmiş planlarla...
Hepimizin, Türkiye'nin daha fazla kazanacağı alternatifler çıkmaz mıydı ortaya?
Ama haklısınız tabii... Hikâye anlatmanın konforu dururken kim şimdi gerçeği söyleyip de yorulacak.
Enayi miyiz biz?
BİZE ULAŞIN