METİN YÜKSEL METİN YÜKSEL

İhanetten dirilişe 15 Temmuz

Yine böyle sıcak ve yakıcı bir temmuz gecesiydi.
Hainler, ihanet için temmuzun on beşini seçmişti. Ölüm kusan silahlarıyla meydanlarda, köprülerde caddelerde belirmişlerdi birden. Halkın parasıyla alınan silahlarla aynı halka kurşun sıkıp, bomba yağdırıyorlardı. Savaş uçakları demokrasimizin kalbi TBMM'yi bombalıyordu.
Asker kılıklı hainler Ankara Gölbaşı'nda teröre karşı destansı mücadeleler veren Özel Harekât Merkezi'ni bombalıyor, 53 fidanımız şehit düşüyordu. Milletin bütün değerleri ve kurumları saldırı altındaydı.
Bu darbe değildi. Darbe görünümlü bir işgal hareketiydi. Türkiye'yi 'birileri' adına teslim alma girişimiydi. İhanet ateşi bu kez FETÖ terör örgütü ve onun devlet içinde yuvalanan hainleri tarafından yakılmıştı.
Zor bir geceydi 15 Temmuz. Yazın sıcağına hainlerin ihanet ateşi de eklenmiş, soluk alamaz olmuştuk. Bedenlerimizle birlikte yüreklerimiz de kavrulmaya başlamıştı. Kısa bir şaşkınlıktan sonra millet ihanetin farkına vardı. Bu sıradan bir darbe değildi.
***
Şanlı Türk askerinin üniformasını giyen FETÖ'cü hainler 80 milyonun geleceğini çalmak, yarınlarını karartmak için darbe yapıyordu. Fotoğraf netti. Birileri ülkemize, özgürlüğümüse kastediyordu.
Ve bir çağrı 80 milyonun silkinmesine yetti. Devletin başı, Başkomutan, Reisicumhur, Türkiye'nin lideri Recep Tayyip Erdoğan halkını darbecilere direnmeye çağırıyordu.
Çağrı anında yankılandı. 'Özgürlüğümü elimden alamazsın' diyen, tanklara kafa tuttu. 'Bayrağımızı indiremezsiniz' diye haykıran, iman dolu göğsünü ölüm kusan silahlara siper etti.
Vatanlarını hainlere çiğnetmemekte kararlıydı millet.
Genç, yaşlı, kadın, erkek... Milyonlar artık sokaktaydı.
Halk, hainlere ve işbirlikçilerine karşı tarihinin en büyük destanını yazıyordu.
Bu destanın adı 15 Temmuz'du. Geçmişi kendisine boyunduruk vurmaya çalışanlara karşı zaferlerle dolu bir halkın destanıydı bu.
250 şehit, 2193 gazi... Ve milyonlarca vatansever.
Bütün dünyanın ibretle hayranlıkla ve kıskançlıkla izlediği bir destandı bu...
Ya geride kalanlar... Gözü yaşlı analar, babalar, eşler... Annelerini, babalarını, ağabeylerini, ablalarını yitiren çocuklar.
Bir destan da onlar yazdı 15 Temmuz'dan sonra.
O nasıl bir teslimiyet, o nasıl bir sabır, o nasıl bir tevekkül, o nasıl bir vatan aşkı...
***
Gözlerden sicim gibi yaşlar süzülürken yürekler evlat, eş, ana, baba acısıyla kavrulurken en güzel cümleleri kurdular. Vatan aşkının, millet sevgisinin en muhteşem örneğini gösterdiler bize. Onur dersi verdiler. Haysiyet ve şerefe dair bugüne kadar hiç duymadığımız elmas kıymetinde sözcükler döküldü dudaklarından.
'Vatan sağ olsun' dediler.
'Vatansız kaldıktan sonra yaşamanın ne önemi var ki?'
'Hainler bir daha teşebbüs ederse yine sokaklara çıkarız. Göğsümüzü yine siper ederiz' diyerek cesaret ve onur dolu cümleler kurdular.
Bize bir olmayı, vatanı birlikte sevmeyi, en önemlisi yeniden millet olmayı öğrettiler.
Hain darbe girişiminin birinci yılında şehitlerimizi rahmetle anıyoruz. Gazilerimize ve bu ülkeyi hainlere teslim etmeyen kahraman milletimize şükranlarımızı sunuyoruz.
Yazarın Önceki Yazıları
BİZE ULAŞIN