OKAN MÜDERRİSOĞLU OKAN MÜDERRİSOĞLU

Başsağlığı yeterli mi?

Şimdi, iki bilgiyi birleştirme zamanı. Sonrasında "kriz yönetimi", "siyasi, askeri, istihbari sorumluları belirleme" ve "terörle mücadelenin psikolojik boyutunu tedavi" aşamaları var.
İlk bilgimiz şu...
Yıl içindeki bir dış seyahatten dönüşümüzde konu, PKK'lı teröristlerin Irak'ın kuzeyinden sızması, karakolları ve üs bölgelerini basması üzerine odaklanmıştı. Başbakan Tayyip Erdoğan o noktada, "alan ve adam istihbaratının" önemine değinmiş, ilgililerin dikkatini çekeceğini söylemişti.
İkinci bilgimiz ise AK Parti ve Hükümet içindeki değerlendirmelerle bağlantılı.
Deniliyor ki...
Büyük keder ve elem var. Lakin bu olay, öyle başsağlığı ile geçiştirilecek cinsten de değil. Hatanın tespiti, kabul edilmesi, özür dilenmesi ve tazminat ödenmesi de söz konusu olabilir... Bunun için adli ve idari soruşturmanın seyrine göre hareket edilmelidir!

***

Bugün, meselenin öncelikli yönü, "kriz yönetimi!" Özellikle, sivil ölümlerinin, terör örgütü ve siyasi yandaşları tarafından malzeme haline getirilmemesi için "devlet aklının" hızlı çalışması zorunlu. Yani, BDP-KCK mensuplarının, ölenlerin yakınları ile "çıkarcı sıcak temas" kurmasına fırsat verilmemesi kadar bu hatanın bedelini ödeme samimiyeti de gerekiyor. Devletin şeffaf olması hem spekülasyonların önüne geçecektir hem de ailelerin acısını bir nebze olsun hafifletecektir.
***

Terörle mücadelede büyük kazanım olarak sunulan, "Genelkurmay, Jandarma, MİT ve Emniyet" arasında sağlanan etkili koordinasyon ile valilerin rolünün artırılmasına değinecek olursak...
Bizler, olması gerekli kurumsal işbirliğinin yıllar sonra ilk kez tesis edilmesini hayli önemsedik. Ama bu yaklaşımımız, "farklı kurum kültüründen kaynaklanan çekişmeleri, hâlâ dirençli unsurların bulunduğunu, saha istihbaratındaki boşluğu, hedef şaşırtma taktiklerini" görmemizi engellemiyor.
Halen kritik husus, Genelkurmay ile MİT arasında yeni yeni gelişen güven ilişkisi. Bu acı olay, "sorunlara bakış açısı, müdahale biçimi ve zamanlaması" itibariyle birbirine yakınlaşan, "sivil ve hukuki reçeteleri de gözeten" iki merkez arasında güven bunalımı yaratırsa, işler sıkıntıya girebilir.
***

Son dönemde, teröristleri etkisiz hale getirmeye dönük devlet kararlılığı, güç gösterisiyle birleşip, sonuç alma aşamasına gelirken sivil hedeflerin vurulması "talihsizlik" oldu. Bugün Ankara'da güncellenecek duruş, en uçtaki askere de yansıyacak, devletin yanında yer aldığı ifade edilen bölge insanına da... Hızla başlatılacak psikolojik iyileştirme operasyonu ise bölgedeki güvenlik güçlerinin tereddütte bırakılmamasını da içeriyor, terör örgütünün sempatizan yapmaya çalıştığı Kürt kökenli insanlarımızın kazanılmasını da.
***

Kuşkusuz, tetiğe basan dikkat etmelidir. Ama istihbarat bilgilerine ve insansız hava aracı görüntülerine rağmen sınır karakollarında pisi pisine verilen şehitlerin, bölgede görevli askerlerde sendrom yarattığı unutulmamalıdır. Buna rağmen devlet "kelle hesabına" giremeyeceği gibi "rövanşist duygularla" da hareket edemez.
***

Dün, sınırımıza doğru gelen konvoyu "kaçakçı veya çoban" sanan komutanların basiretsizliğini tartıştık, bugün gerçekten kaçakçılık yapan sivil vatandaşların yanlışlıkla bombalanmasını tartışıyoruz. Bu durum bile terörle mücadelenin güçlüğünü gösteriyor ve sadece askeri reçete ile sürdürülmesinin mümkün olmadığını teyit ediyor. İşte bu nedenle güvenlik ağırlıklı önlemlerle 2012'nin ilk yarısına kadar örgütün silahlı kapasitesinin büyük ölçüde ortadan kaldırılmasına çalışılıyordu.
***

Sonuç olarak...
Terörle mücadeleyi zafiyete uğratmayacak şekilde hukuki ve insani projelerin kesintisiz uygulanmasından başka çaremiz yok!
***

Yılın bu son yazısı vesilesi ile herkese, "acıdan, akıl tutulmasından arınmış, vicdanın konuştuğu, sağlıklı, huzurlu, mutlu yıllar dilerim."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.