OKAN MÜDERRİSOĞLU OKAN MÜDERRİSOĞLU

AB'ye sağlık dersi

Bir ülkenin başarı öyküsünün olması gerçekten sevindirici. Hele o yüzakı tablo uluslararası bir toplantıda dile getiriliyorsa gurur verici. Önceki gün Cenevre'de The Economist'in düzenlediği "Sağlık Reformu Ama Nasıl?" konulu oturumu izlerken Türkiye'deki değişimi ve bazı AB ülkelerindeki patinajı bir kez daha gördüm.
Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın Türkiye deneyimini anlatımı, zaman yolculuğu gibiydi. Tedavisi bitip rehin kalanlar, bıçak parası ödemeye razı olanlar, SSK hastanelerinde ilaç kuyruklarında bekleyenler, aynı primi ödeyip düşük standartta hizmet almayı kader kabul edenler... Örnekler o kadar çok ki.
Bakan Akdağ'ın, reform bağlamında Avrupalı muhataplarına verdiği mesajların ortak paydası şuydu:
1- Önce insan.
2- Sağlık, tek başına piyasaya bırakılamayacak kadar önemli bir alandır.

***

Akdağ, işin finansman boyutunda, yeni kaynaklar yaratılması kadar mevcut imkânların etkin kullanımından da söz etti. Zaten, mevkidaşlarını şaşırttığı nokta da burası idi.
MR için İsviçre'de 903, Almanya'da 599, İspanya'da 245 dolar, Türkiye'de 51 dolar tahsil edildiğini anlatan Akdağ, şu davette bulundu:
"AB'de MR'a ödenen tutarlarla, Türkiye'ye charter seferleri düzenler, aynı tetkikleri gerçekleştirir, bir de hastalarınıza Boğaz turu yaptırabiliriz!"
***

Kuşkusuz, tozpembe bir durumdan söz etmiyoruz. Son 10 yılda sağlık hizmetlerinden duyulan memnuniyetin yüzde 39'dan yüzde 76'ya yükselmesi dikkate değer bir performans. Ancak bundan sonra nicelikten ziyade niteliğe odaklanmak gerekiyor. Sağlık hizmetlerinde kalitenin yükseltilmesi, klinik çalışmaların artması, ilaç ve tıbbi malzeme AR-GE'sinin geliştirilmesi gibi...
Bir de "Tam Gün Yasası" meselesi var. Ben ilke olarak, kamudaki doktorların hastaneleri, hasta bulmak için kullanmalarına, sonra muayenehane üzerinden nakde dönüştürmelerine karşıyım. Buna rağmen mevcut katı modelin gözden geçirilebileceğini düşünüyorum. Sağlık Bakanı'nın verdiği bilgiye göre, "Tam gün çalışmayacağım" diyen hocaların sayısı bin civarında. 300 hoca da nihai kararını vermek için yasada tanınan iki yıllık izin süresini değerlendiriyor. Evet, belki sistem çökmedi. Ama yara aldı. Eğitim-araştırma hastanelerinde kurum kültürü ve disiplinler arası işbirliği çok önemli. Bu nedenle,
"Alanında sayılı" diye tabir edilen hocaların, "öğrenci yetiştirmesi-hasta bakması" arasındaki denge yeniden kurulabilir. Bugünkü haliyle sadece "özel izinle" üniversiteye gelip gitmeleri yeterli olmayabilir.
Diğer uzman doktorların da ekstra hizmet almayı isteyenlere mümkünse hastane çatısı altında ve mesai saatleri dışında bakması temin edilebilir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
Bugünkü Diğer Yazıları
BİZE ULAŞIN