OKAN MÜDERRİSOĞLU OKAN MÜDERRİSOĞLU

İttifak, ittihat ayrımı!

Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı iç ve dış tehditler, 2019'a dönük siyasal mühendislik planları AK Parti ile MHP arasında "ittifak ilişkisini" bir ihtiyaçtan öte gereklilik haline getirdi. Yerli ve milli tüm unsurlara açık bu işbirliğini dikkatlice değerlendirmek zorundayız. Yerli ve milli demişken... Önceliği Türkiye olan, farklı çıkarlar adına devşirilmemiş, Anadolu değerleri ve inanç çizgisi sağlam, "Tek millet, tek vatan, tek devlet, tek bayrak" ilkesine bağlı herkesten söz ediyoruz. Yani, dışlayıcı değil kapsayıcı bir yaklaşım bu.
İttifak konusu gündeme geldiği andan itibaren, aceleci yorum yapanlar, MHP'nin, AK Parti'ye stepne olduğunu iddia ettiler. Hatta Milliyetçi Hareket'in, AK Parti bünyesinde eriyeceğini savundular. AK Parti cenahında ise MHP ile işbirliğine daha çok "Kürt kökenli vatandaşların oyları" bağlamında kaygılı yaklaşanlar oldu. Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yaptığı "Milli İttifak" tanımı, MHP lideri Devlet Bahçeli ile görüşmesi ve ortak çalışma grubu kurulması birçok tuzağı bozdu.

***
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçişi sağlayan Anayasa reformundan bu yana MHP, iyi etüt edilmeli. Bilhassa Sn. Bahçeli'nin kriz, kaos yaşanmaksızın yeni sisteme başlanması çabasını da doğru okumak lazım. Gerek FETÖ temizliği gerekse halkın doğrudan seçtiği Cumhurbaşkanı'nı merkeze alan kamu yönetimi reformu, "devlet ebed müddet" ikliminde yetişenleri yeniden değerlendirme yapmaya zorladı. Kısa vadeli ve fırsatçı olanlar, FETÖ'nün boşalttığı noktaları doldurmaya girişirken, devletin bekasını düşünenler, uzun vadeli bakış açısı ile büyük dönüşümü şekillendirmekten yana tavır aldı. MHP kanadı önerdiği "Cumhur İttifakı" sayesinde her partinin kurumsal kimliği ve listesi ile ancak bir şemsiye altında seçime girmesinin altyapısını kurarak siyasi varlığını kalıcı kılacak tedbirleri de aldı. AK Parti de ittifakın gerçek manada güç birliği ve anlamlı siyasi çoğunluk üretmesini düşündüğü kadar, son 17 yılın mirasını da büyütecek bir model arayışına yöneldi. Örneğin, partilerin kendi amblemleri ile seçime girmesi ama oyların "tek listede" milletvekili dağılımına dönüşmesi gibi. Bu formül hem AK Parti'nin lokomotif gücünü korumasına hem de Doğu ve Güneydoğu'da geleneksel oylarına ulaşmasına yardımcı olabilir. Kaldı ki bölgeyi ele alırken, üç hususu gözden uzak tutamayız. İlki, Kürt siyasi hareketi HDP ve DBP'den ayrışarak yeni bir damardan neşet edecektir. 2'ncisi, terörle mücadelede gelinen aşama ve sınırımızdaki dengeler Kürt kökenli vatandaşları Ankara'ya güçlü bağlarla bağlanmaya teşvik edecektir. 3'üncüsü, MHP de terörle mücadele derken Kürt kimliğini dışlayıcı bir dil kullanmadığını daha belirgin anlatacaktır.
***
Ve son nokta... Kurulan komisyonların ekip dağılımı... AK Parti'de Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, Anayasa Komisyonu Başkanı Mustafa Şentop, Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal... MHP'de ise anayasa reformu sürecini yöneten Mehmet Parsak ile ekibe özel olarak seçilen İsmail Faruk Aksu, Mustafa Kalaycı. Aralarında, 2015'teki hükümet kurma denemelerine katılan isimlerin de bulunması dikkat çekici bir ayrıntı. Üstelik her biri liderleri düzeyinde muteber, ketum ve bu projeye bağlı siyasiler. Buna rağmen, önümüzdeki dönemde en önemli mesele, AK Parti'nin tüm ülkede siyaset yapan, merkezden savrulmuş görüşleri bile bir cazibe yörüngesinde tutan kimliğinin muhafazası olacak. Neden? Çünkü... "İttifak bir ittihat değildir!"

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN