ŞEREF OĞUZ ŞEREF OĞUZ

Teknopark modası

Eskiden kalkınmada öncelikli yörelerimiz vardı. DPT, öyle bir plan yapmıştı ki, öncelik verilen bölgeler kalkınacak, Türkiye'nin her yeri "eşit" gelişecektir.
Olmadı, olamadı.
Çünkü, "öncelik", yöre kalkındırmadığı gibi, yurtiçi hasıla dağılımında büyük dengesizlikler yaşandı.
Sonra organize sanayi bölgelerini kurduk.
Her tarafta mantar gibi biter oldular.
Kamu, altyapısını yaptı, firmalar buralara geldi, işe yaradı da. Fakat, onlardan beklenen mucize bir türlü gerçekleşmedi.
Bunlar da işe yaramayınca, "serbest bölge" fikri ortaya atıldı.
Her vilayet, kendisine bir serbest bölge kurdurmak için, Ankaralar'dan çıkmadı. Kuruldular da...
Ama onlardan beklenen ekonomik kaldıraç işlevi, fiyaskoyla sona erdi.
Şimdi de Silikon Vadisi'nin minyatür modeli diyebileceğimiz ileri teknoloji merkezleri modası var.
Teknokent diye kısaltabileceğimiz bu yapılar, üniversite veya sanayi siteleri çevresinde, yoğun teknolojinin getireceği imkânlardan yararlanmak amacında.
Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nden başladı bu akım.
Derken Hacettepe ve diğerlerine yayıldı.
Yetmedi, "ben de isterem" yaklaşımıyla, organize sanayi bölgeleri de sıraya girdi.
En son Gebze'de karşımıza çıktı.
Yeni girişimcilere projelerini uygulamaya koymaları ve yönetmeleri konusunda eğitim vermek, yol göstermek, destek sağlamak ve bilgiyi ticarileştirerek ihracat yapmak amacıyla kurulan Gebze Organize Sanayi Bölgesi (GOSB) Teknopark'ta, 10 yıl içinde 150 şirketin iki binin üzerinde AR-GE personeli, yazılımcı ve araştırmacının faaliyet göstermesi ve yılda yaklaşık 1 milyar dolar ihracat yapılması hedefleniyor.
Bu modelin en belirgin özelliği, devlet tarafından sağlanan muafiyetler ve destekler sayesinde, ihracata yönelik, ileri teknoloji ile katma değer yaratmak. İsrail, bu model ile çok başarılı sonuçlar almış bulunuyor.
Bölgede yer alan gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin münhasıran bu bölgedeki yazılım ve AR-GE'ye dayalı üretim faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları, faaliyete geçilmesinden itibaren 5 ya da 10 yıl süreyle gelir ve kurumlar vergisinden muaf tutuluyor.
Mesela Gebze'deki teknoparkın, 10 yıl içinde 150 şirket ve 2 bin yüksek nitelikli AR-GE personeliyle, yılda 1 milyar dolarlık ihracat hedefi var.
Bunun anlamı, teknokentte kişi başına 200 bin dolarlık gelir sağlamak.
Peki teknokent ya da teknoparkları kurmanın bir maliyeti yok mu? Elbette var. Örneğin
Gebze Teknopark'a yapılması öngörülen yatırım tutarı, 1 milyar 170 milyon dolar.
Bir kez bu yatırımı yapıp, sistem de çalışırsa, sağlanacak faydaya bakarsanız, harika bir sonuç ortaya çıkıyor.
Ancak bir sorun var. Daha doğrusu birkaç temel sorun var.
Öncelikle, yatırımın sadece bina veya donanım değil, insan olduğu fikrine henüz gelmedik.
Çalışan başına 200 bin dolar gelir beklenen teknokentte, bu üstün niteklikli çalışanları bulup çıkarmak, onlara Gebze'de bir yaşama alanı, sosyal çevre sunmak, olmazsa olmaz şartlardan biri.
Diğer bir sorun, Türkiye'nin her ilinde bir teknopark, her üniversitesinde bir teknokent kurmaya yetecek kadar parası olabilir de, insan kaynağı buna uygun mu?
Bir moda haline getirilmesi durumunda ben teknokentlerin, daha açık anlatımla ileri teknoloji merkezlerinin, tıpkı serbest bölgeler gibi battal hale geleceğinden endişe ediyorum.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN