ŞEREF OĞUZ ŞEREF OĞUZ

OVP mühendisliği

Orta Vadeli Program'ın (OVP) altını çizdiği gerçek; küresel krizde Türkiye'yi pozitif ayrıştırmak için adım atmayı sürdürmektir. Bir yandan istihdam artırıcı büyümeyi sürdürecek, diğer yanda bunu yaparken enflasyonu baskılayıp, cari açığı yöneteceksiniz. Zor, ama imkânsız değil.
Neyi neden yapacağımız netleştiğine göre sıra "nasıl" sorusuna geliyor ve bu da bizi OVP'nin mühendisliğine taşıyor. Hele ki cari açığı kapamaya yönelik adımların uzun vadeye bırakılmadan, bugünden atılması şart ve masadaki seçenekler, fazla değil.
Öncelik, büyümeyi destekleyen ihracatın "hamalı olmak" yerine, efendiliğine soyunmaktır ve bunun yolu, katma değerli üretimden geçiyor. Nicelik yerine niteliğe odaklanmaktan geçiyor. Bu tezimi paylaştığım her platformda karşılaştığım tepki şu: "Efendim orta ve uzun dönemde öyle ama kısa vadede faizler, kur vs..." İyi de her uzun vade, şimdiki an da dahil bir dizi kısa vadenin toplamı değil mi? Samuelson'un dediği gibi "uzun dönemde hepimiz ölüyüz" ve katma değeri artırmaya yönelik adımları, sanki biz değil başkası atacakmış yanılgısı içindeyiz.
Dün İngiltere Başbakanı David Cameron, kendi halkına yönelik konuşmasında, bizi de ilgilendiren bir konunun altını çiziyor: "Ya batacağız, ya da yüzeceğiz." Biz, batmaktan uzağız şükür. Fakat Cameron'un sözleri, bundan fazlasını içeriyor: "Bugün küresel bir yarış içinde, hesaplaşma zamanındayız. Ya yapacak ya da reddedeceğiz. Zor kararlar almazsak, kararlılık ortaya koymazsak, İngiltere geçmişteki gibi güçlü olamayacaktır."
İngiltere dediği, bir zamanlar üzerinde güneş batmayan imparatorluk ve şimdi, bütün birikimini krizle test ediyor. Türkiye, kilosu 1.5 dolarlık ihraç ürünüyle, benzer bir testin göbeğindedir. Bugün İngiltere kilosu 3.5 dolarlık ihraç ürününe rağmen, daha verimli çalışma önerirken, bizim de ihracat niteliğimizi gözden geçirmemiz şart.
Büyümenin dinamosu şayet ihracat ise, bunu sürdürülebilir kılmanın tek yolu, ciroyu artırmak değildir. Ciro artışı "gerek şart" ise zaten gereğini yapmak şart. Kurdan faize, Merkez Bankası para politikasından yeni pazar arayışına dek, her adım anlamlıdır.
Fakat "yeter şart", ne satıyor olursak olalım, ülkeye daha fazla kazandıracak ürün desenini oluşturmaktan geçecektir. Yeni teşvik paketindeki stratejik mallar, buna yönelik bir adımdır.
Peki, yeter mi? Asla! Eğer endüstri, yenileşim odaklı dönüşümü başaramaz ise ihraç ettiğimizle kalır, cari açığı kapatamayız. İşte bu yüzden şimdi programın mühendislik zamanı diyorum.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN