MELİHA OKUR

Köyün hayata dönüşü

İsrail çölü yeşertti! Kibbutz adını verdiği küçük köylerde hem tarımsal ürün üretti, hem sanayiye tarımsal girdi verdi, hem de kooperatifleşme modeliyle işgal ettiği Arap topraklarını elinde tutmaya ekonomik destek sağladı.
Pakistan ve Hindistan mikro kredilerle şehirler dahil bireylerin ekonomik hayata katılmaları için süreci başlattı. Sınırlı alanlarda köy benzeri yaşam alanları oluşturdu.
Yeni dünyanın patronu Çin çok ucuz endüstriyel üretim yüzünden tarım arazilerini dolayısıyla dünyayı hızla kirletirken köylerini koruyabilir miydi?
Şimdi çareyi Afrika'da tarım alanı kiralamada arıyor.
Güney Amerika'da yağmur ormanları yağmalamaya karşı direniyor. Dinleyen kim? Dünyanın ciğerleri sökülüyor. Marjinal arazilerde tarım yapılan Kuzey Afrika farklı bir öykü yazıyor. Zeytinde çığır açan Tunus, çeşitli kaktüsleri hayvan yemi olarak kullanan Fas, modern tekniklerle sulama yapıp çöl kumunda muz yetiştiren Mısır... Topraktan hayat almak için toprağa hayat vermek gerekiyor.
***

Tarım toprağının intiharı göçle başlıyor. 35 bin köyümüz var. Köylüsüne ekmek sağlayamayan Türkiye, onları kentlerde kendi kültürüne yabancı ucuz işgücüne dönüştürdü. Mutsuz sosyal tabaka yaratttı.
Toprağı terk etmek, sevgiliden ayrılmak gibi bir şey: Rüzgâr ve su erozyonuna açık. Toprak ve bitki kalitesini düşürüyor. Meyva ağaçları bakımsızlıktan dökülüyor.
O yüzden Türkiye'nin ilk adımı atması ve nitelikli emeklileri yani bilgi ve deneyimi köylere çekmesi gerekiyor. Sürdürülebilir tarımsal üretim için başka çıkış yolu yok. Dünya tarımını yönlendirmiş Anadolu niye yeniden gözde olmasın?
Burası dünkü Amerika değil!..
***

İşte İncesu Köyü.
325 yıllık geçmişi var.
Tarımda dönüşüm sınavından geçiyor. Çarkları çevirecek genç nüfus toprak kaynağı iyi yönetilmediği için köyü çoktan terk etmiş. 450 haneli köyde sadece yaşlılar yaşıyor.
Isparta- Afyon arasında İstanbul yolu üzerindeki İncesu köylülerine Doç. Dr. Erhan Akça, "Öpülesi toprağınız var" diyor.
Akça ve öğrencileri köylülerin isteği doğrultusunda ilk kez bir köyde "Sürdürülebilir arazi yönetim planı" yaptı. Kaynakların potansiyelini saptamak için güncel teknoloji kullandı. Uzaktan algılama ve toprak analizlerinin yanında coğrafi bilgi sistemleri işlendi. Arazi çalışması ile bölge topraklarının verim potansiyeli ortaya çıktı. Araziler şimdi Karun hazinesi gibi değerlendirilmeyi bekliyor.
***

Bu öykü emekli öğretmen Hatice Arısoy'un Opet Yönetim Kurulu Üyesi Nurten Öztürk'e yazdığı mektupla başladı.
Arısoy, Opet'in beş yıl önce başlattığı, "Her ile örnek köy" projesinden etkilenmiş. "Niye benim köyüm Mardin Dara, Gaziantep Yesemek, Bolu Pazarköy, Fethiye Saklıkent gibi örnek köy olmasın!" deyince köyü örnek köy seçildi.
Ama İncesu farklı.
Köy halkı hedefe odaklanmış. Opet 1 milyon lira harcadı. Altyapı bitti, müzeyi açtı. Ortaya örnek bir ekolojik köy çıktı. Bu, bir köyün yok olmamak için hayata dönüşü...
BİZE ULAŞIN