İBRAHİM ALTAY

Yahudi düşmanlığı, Müslüman düşmanlığı ve ikiyüzlülük

Dieter Hanitzsch... 1933 doğumlu bir Alman karikatürist.
Karikatürleri Almanya'nın köklü gazetelerinden biri olan Süddeutsche Zeitung 'da yayımlanıyor.
Daha doğrusu yayımlanıyordu.
Hanitzsch kariyeri boyunca kendi ülkesindeki ya da başka ülkelerdeki politikacıları yüzlerce kez konu edindi.
Onları eleştirdi, iğneledi; onlarla kendince kafa buldu; hatta onlara hakaret etti.
Gelen tepkilere karşı gazetesi onu hep savundu. Fikir özgürlüğü dedi, ifade özgürlüğü dedi, sanat dedi, eleştiri dedi.
Ta ki İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu çizene kadar.
Adamcağızı bir saatte 'Yahudi düşmanı' diye damgaladılar, bir günde işten attılar; baktılar çizgisinin arkasında durmaya devam ediyor, onun adına kendileri özür dilediler.
***
Bu ilk kez yaşanmıyor. İsrail'i eleştiren bir şiir yazdığı için Günter Grass'ın başına gelenleri hatırlayın.
Soğanı Soyarken'de yaptığı özeleştirileri gündeme getirip savaş suçlusu ilan etmeye kalkmışlardı yazarı.
Almanya, Nazi geçmişinin mahcubiyetiyle böyle davranıyor diye düşünebilirsiniz. Fakat ABD, Fransa, İngiltere gibi ülkelerde de durum farklı değil.
CNN, BBC, Le Monde, The New York Times, Washington Post, Guardian gibi gazete ve televizyonları inceleyin... Yahudi Düşmanı diye etiketlenip işten atılan onlarca gazeteci göreceksiniz.
Fakat İslamofobik ya da Müslüman Düşmanı olduğu için işine son verilen tek bir gazeteci dahi bulamayacaksınız. Çünkü çeşitli araştırmaların gösterdiği üzere bu medya kuruluşlarının yayın politikalarının kendisi İslamofobik...
***
Tuhaf bir ikiyüzlülük... Müslüman Düşmanlığını bir maharet gibi görenler başka insanları Yahudi Düşmanlığı ile suçlayarak hayatlarını karartabiliyor.
Charlie Hebdo dergisini hatırlayın.
Müslümanları kızdıran karikatürleri çizen karikatüristlerini koruyup kollayan, hatta tepkileri dalga konusu yapan bu mecmua, Yahudileri kızdıran karikatüristin işine anında son vermişti.
Çok uzaklara gitmeye de gerek yok aslında. Caminin mihrabına 'Allah yok, din yalan' cümlesini gömen bir çizerin demokrasi kahramanı olduğu ülkemizde, Gırgır dergisi nasıl da bir haftada ortadan kaybolmuştu sizce?
Son sayısında yayımlanan ve tepkiyle karşılanan Hazreti Musa karikatürü sadece bir tesadüf müdür?
***
Irkçılık, Yahudi Düşmanlığı, Hıristiyan Düşmanlığı, Müslüman Düşmanlığı, Yabancı Düşmanlığı ve sair bütün düşmanlıklar... Bunlar insanlığa karşı işlenmiş suçlardır.
Ancak bunlar insanlığa karşı başka suçların işlenebilmesi için birer örtü ya da kalkan gibi kullanılmamalıdırlar.
Araştırmalar ABD vatandaşlarının yüzde 49.2'sinin, Kanadalıların yüzde 48'inin, Britanyalıların yüzde 55'inin Filistinlileri 'işgalci' sandığını gösteriyor.
1948'de kurulan İsrail'in Filistin topraklarını işgal ettiğini bilmiyorlar. Filistin'deki işgalcileri yerleşimci sanıyorlar.
Bir adım ötesine gidersek bütün Filistinlilerin birer canlı bomba ya da terörist olduğuna inandırılmışlar.
Bu nasıl mı mümkün olmuş. Çok basit. Medya sayesinde...
***
Üç gün önce Daily Sabah'ın ve The New York Times'ın manşetinde aynı fotoğraf vardı: İsrail askerleri tarafından öldürülen minik yavrusuna sarılmış bir anne...
Aynen şöyle yazıyordu The New York Times'ın spotunda: Filistinli bebeğin ölümü çatışan iki taraf için de politik bir araç haline geldi.
Yazıklar olsun!
Birkaçı taş atan silahsız 60 insan ki aralarında bebekler, yaşlılar, engelliler var, İsrail askerleri tarafından kurşunlarla vurularak öldürülmüş. Yüzlerce sivil yaralanmış.
Çatışma değil bu bir katliam.
İnsanlar ölmüyor, öldürülüyor.
Cinayet var. Katil ve katiller var. Ama yukarıda isimlerini verdiğim medya kuruluşlarına ve türevlerine bakarsak bunlardan hiç söz edilmiyor.
Ölü sayısı artıyormuş, insanlar protestolar sırasında ölüyormuş, falan filan.
Kim sorusunun cevabı yok. Nasıl sorusunun cevabı yok. Yani ortada haber yok. Adi propaganda metinleri sadece...
***
Filistin'de yaşanan her katliam medya için bir turnusol kâğıdı haline geliyor. Takkeler düşüyor, makyaj akıyor, maskeler yırtılıyor.
Irkçılık sonrası toplum ve evrensel insanlık değerleri ideallerinin bu medyanın elinde bir kandırmacaya dönüştüğünü görüyoruz.
İkiyüzlü bir medya düzeni bu... Uluslararası cinayet şebekelerinin suçlarını aklamayı kendisine gaye edinmiş.
Televizyonlar, gazeteler, ajanslar, radyolar, internet siteleri azgın bir azınlığın elinde oyuncak olmuş.
Bir tür medya terörüne maruz kalıyoruz.
Türk medyasına düşen bu karmaşık iletişim ağına, yayılan yalanlara ve kullanılan sinsi dile karşı uyanık olmak.
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
Bu web sitesinde çerezler kullanılmaktadır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

"Tamam" ı tıklayarak, çerezlerin yerleştirilmesine izin vermektesiniz.