MAHMUT ÖVÜR MAHMUT ÖVÜR

"Bir ada iki devlet"

Bu yaz sıcağında beni Kuzey Kıbrıs'a sürükleyen şey, iktidar partisini saran parti içi iktidar savaşı ve siyasi partilerdeki değişim arzusu...
Rumların AB dönem başkanı olması ve dünyada siyasal gerginlik alanının Suriye nedeniyle Ortadoğu'ya kayması Kıbrıs meselesini biraz öteleyince siyasi partiler de ister istemez biraz iç siyasete yönelik arayışa girdi.
İktidardaki Ulusal Birlik Partisi (UBP) kendi içinde iktidar savaşı yaşarken, muhalefet partileri de iktidarın bu iç çekişmesinden yararlanarak yeni arayışlar peşinde.
İlk konumuz UBP'deki iktidar mücadelesi... Ankara'yı da yakından ilgilendiren bu ilginç mücadelenin bir tarafında Başbakan İrsen Küçük, diğer tarafında ise Sağlık Bakanı Ahmet Kaşif var.
Aynı kabinede yer alan bakan, başbakanına rakip çıkıyor. Ama tabii bu, işin görünen yanı... Bir de olayın arka planı var ki orada kavga daha büyük.
Bir yanda Ankara, öte yanda Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu...
Eroğlu, Başbakan Küçük'e karşı Sağlık Bakanı Ahmet Kaşif'i destekliyor. Ankara ise tam tersine Başbakan Küçük'e destek veriyor ve değişmesini istemiyor.
21 Ekim'de yapılacak kurultay için daha şimdiden mahalle mahalle, kapı kapı dolaşılarak mücadele ediliyor. Sokaktaki insan Kaşif'in, siyaset çevreleri ise Başbakan Küçük'ün şanslı ve rakipsiz olduğunu söylüyor.
Türkiye'nin pek gündeminde değil ama bu mücadele nedeniyle Lefkoşa'da siyaset kulisleri çok hareketli.
Bu hareketliliği ve Kıbrıs'taki son siyasi gelişmeleri Dışişleri Bakanı Hüseyin Özgürgün'le bir öğle yemeğinde konuşuyoruz.
Özgürgün önce kendi partisinin içindeki mücadeleye değiniyor ve şöyle diyor:
"Ahmet Kaşif daha önce de aday olmuştu ve o zaman ben konuştuğumda bir daha aday olmayacağını söylemişti. Ayrıca bu arkadaşımızın, kabinedeyken hiçbir eleştirisini görmedim. Görevden alınan ve istifa eden bir bakan arkadaşımız aday olsaydı kimse bir şey demezdi. Siyaset ilkelerle yapılmalı. Bu nedenle şansı yok ve partimizin enerjisini kaybettirmekten başka bir işe yaramaz."
Dışişleri Bakanı Özgürgün daha sonra da Rum tarafının iki aylık AB Başkanlığı dönemini ise şöyle değerlendiriyor:
"1 Temmuz'dan sonra görüşmeler tamamen durdu. Ve ne zaman başlayacağı da belirsiz... Ama bu arada ilginç şeyler de oluyor. ABD, AB, İngiltere ve Rusya Kıbrıs'la çok ilgili. Hepsi gelip gidiyor. Amerikalılar 4 defa geldi. 'Bir şey olmaz' demiyorlar devamlı zorluyorlar. BM'nin de sürekli gündeminde. Irak veya Filistin girip çıkıyor, Suriye girdi o da çıkar ama Kıbrıs devamlı gündemde."
Yemekte eski AP Parlamenteri şimdi Kuzey Kıbrıs Dışişleri Bakanı fahri danışmanı Ozan Ceyhun da var. Ceyhun, AB'yi ve Kıbrıs'ı iyi bilen isimlerden biri. Sürecin nereye evrileceğini şöyle özetliyor:
"Şu anki de facto durumdan ABD ve İngiltere dahil kimse şikâyetçi değil. Ancak böyle gitmeyeceği de belli. Ben dünya kamuoyunun bu adada iki ayrı devletin var olduğunu kabul etme zamanının geldiğini düşünüyorum. Zaman oraya doğru akıyor."
Gördüğüm kadarıyla Kıbrıs meselesi dünyanın "daimi gündem" maddesi olmayı bir süre daha sürdürecek.
Peki, Kuzey Kıbrıs'ta muhalefet partileri ne yapıyor? Onu da yarın anlatacağım...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN