Türkiye'nin en iyi haber sitesi
AYŞE ÖZYILMAZEL

Ruh durumu; ne mutlu ne mutsuz

Kadın gibi zırlama, kadın gibi kırıtma, kadın gibi oynama, kadın gibi yapma şu işi, kadın gibi konuşma ve huzurlarımızda 'kadın gibi sus!'. Sen de adam gibi konuş, adam gibi bak, adam gibi gör, adam gibi düşün, adam gibi tart, adam gibi sev, adam gibi say, adam gibi yaşa.
Ağızlarda aynı laf; "İnsanlar gülmek istiyor". Başımızda aynı tarak; insanlar yırtmak istiyor, insanlar ünlü olmak istiyor, insanlar kazanmak istiyor, insanlar haklı çıkmak istiyor, insanlar güç istiyor, insanlar savaşmak istiyor, insanlar taşın altına ellerini sokmak istemiyor, insanlar yorulmamak istiyor, insanlar emek vermemek istiyor... Anladınız siz.
Son dönemde gördüğüm en yaygın ruh hali; ne mutlu ne mutsuz. Arada işte. Öyle işte. Duygusuz, heyecansız, neşesiz, hayalsiz işte. Sanki herkes hayatını durdurmuş gibi.
Razı olmanın ağırlığı altında ezilmesin hayat, değil mi canım?
Pazar günü kahvaltıda, kafelerde, parklarda, balıkçılarda rastladığım evli çiftler şu şekil. Yorgun bakışlı ve bitkin anneler, neye pişman olduğunu çözemeyen babalar. Çocuklar mı? Kızlar babalarını tavlamakla, erkeklerse tabletlerle telefonlarla meşgul.
Bence başka tarife gerek yok. Özgüven; kaybetmekten korkmamaktır.
Yapmayı sevdiği şeylerin listesini çıkarıyor. Aklına geldikçe, önüne düştükçe, yüzü güldükçe listeye ekliyor. Gün batımını izlemek, sabah erken kalkmak, işini aşkla yapmak, papatyalar almak, iyi bir film izlemek, dostlarla uzun sofra muhabbetleri, yüzmek... bunları seviyor ve daha başka şeyleri. Eğer onları bilir, onları fark eder, onların etrafına hayatını kurabilirse mutluluğu yakalayacağına inanıyor. Ne dersiniz haklı mı? Mutluluk yaptığımız şeylerde mi? Kişi hiçbir şey yapmadan da mutlu olabilir mi?
Sınıf ve sınır tanımayarak bir yeni dönem sorunsalı; ödem. Elde, yüzde, beyinde, ilişkide, çelişkide, her zaman her yerde. "Ay çok şişim var şekerim".
Alın size çekmece taktiği. Valla çok iyi numara, büyük hizmet. Olmasın hezimet. Şimdi şöyle, diyelim bir durumun içinden çıkamıyorsunuz. Bu bir gönül işi de olabilir, hayatınızla ilgili almanız gereken bir karar da. Geçen gün 'Ne yapacağım ben' çığlıklarıma çözüm bulma telaşına düşen bir arkadaşım önerdi.
Kalbinin yanına bir çekmece açıyorsun, içine söz konusu hadise veya kişi ile ilgili duygularını, heyecanını, korkularını, bu kıvamda titreşen eskiden kalma kabuslarını, aceleciliğini, tutkularını koyuyorsun ve çekmeceyi kapatıyorsun. Kapattın mı, işte sana mantıklı ve adil bir değerlendirme yapmak için fırsat.
Tarkan'ın ay sonunda Harbiye Açıkhava'da vereceği konserlerin biletleri internet sitesinde satışa çıkar çıkmaz site çökmüş.
Yani yeni şarkı çıkarmasa da Tarkan çökmemiş, yine ve hala en özlenen, en beklenen oymuş.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA