Türkiye'nin en iyi haber sitesi
CEM SANCAR

Kelimeler, sıkı dostlar

Bazı kelimeler var, onları bilmeden beyin gelişmiyor. Kendi lisanını bu öz, bu değil diye biçersen beynin mercimek büyüklüğünde kalıyor. Bıdır bıdır marş tadında konuşuyorsun. Dilini eşek arısı sokuyor...
Epey önce bir ekonomi kanalında bir talkshow'a denk geldim. Baktım konuklar arasında bir besteci, Ortaçgil var. Sunucu da çıtı pıtı, koca gözlü, sevimli bir hanım. İzleyeyim dedim. Hanımefendinin bir ara ağzından 'Mizaç' kelimesi çıktı. Aman, birden telaşa kapıldı! "Aaa" dedi, "Nedir bu mizaç ya, ben de anneannem gibi konuşmaya başladım. Mizaç filan hangi dil bu? Eski püskü şeyler! Karakter, diyemedim bir türlü, tüh!"
İstanbul Türkçesine vâkıf Bülent Ortaçgil, mizacı 'fıtrat' diyerekten açıklamaya çalıştı. Fakat minyon sunucu onun sözünü kesti. Aslında kendine kızmıştı! Sanki kendi içine doğru "laiktir laik kalacak" şeklinde bir slogan atacak gibiydi...

***

Bu 'mizaç' gibi kelimeler "irtica geliyor anacım" paranoyasıyla uzak durulacak kelimeler değil. Bunu artık anlamalıyız.
Modern ortamlar için ortaya konuşursak: Mizaç, kişiliğimizin genlerden gelen doğal bir parçasıdır. Ve bu nedenle, kişiliğimizin biyolojik ve içgüdüsel süreçlerle meydana gelmiş bir kısmını oluşturur. İşin aslı, mizaç, kişiliğimizin her zaman ilk önce kendini ele veren parçasıdır...
Gayet de yelpazeli anlamları olan, geniş bir şemsiyesi olan bir kelimedir kendisi. Dilimize Arapça MZC kökünden girmiş. Mizaç, karışım, kompozisyon...
Mezcetmek: Birleştirmek, karıştırmak. Huy, tabiat, fıtrat, bünye... Kişiliğinin temel yapı taşları. Bir kimsenin yaradılıştan gelen kök özelliklerinin hepsi.

KUBBEALTI SÖZLÜĞÜNE GÖRE; TABİAT
Kubbealtı Sözlüğü şöyle diyor:
İnsanın ruh yapısıyla ilgili meyil ve özelliklerinin tamamı, yaratılış, tabiat: Benim mizâcım böyle (Peyami Safa). Beni bir aşka doğru sevk ediyor mizâcım (Orhan V. Kanık).
Bir insanın vücudunda bulunan kan, safra vb. unsurlardan birinin nispetindeki, yaratılıştan gelen fazlalık sebebiyle ortaya çıkıp o insanı benzerlerinden farklı kılan hâl. "İnsanın tertemiz bile olsa yine yaşına, sıhhatine, bünye ve mizacına, esmerliğine ve sarışınlığına, moral ve fizik yapısına göre bir kokusu vardır (Refik H. Karay)."
Sağlık, sıhhat: "Bedenin mizâcı bozulur (Kâtip Çelebi)."

***

Türkçe, bir imparatorluk dili. Ve bu dili Müslüman bir imparatorluk olması sebebiyle Arapça, Anadolu Türkçesi, balkan Türkçesi, Farsça ve dahi Rumca dahil başka dillerden kelimeleri mezcederek karıştırıp kendi içinde eriterek yeniden kurmuş. Öyle geniş sınırları olan bir lisan ki dibine varmaya kulaç yetmez. Bu dili kesip budarsan kendini, mizâcını budamış, yaralamış oluyorsun...

***

Kelimeler diyorum, mesela 'Mutmain'. Son zamanlarda daha çok kullanılır oldu. Anayasanın değiştirilmesi bile teklif edilemez ilkelerine saldırı gibi geliyor ama bazılarına!
Aslen annemizin hediyesi yün bir yorgan kadar, kış ortasında yanan bir ocak kadar sıcak bir imgesi var. Kelimenin mânâsını bilmeseniz bile, size 'şefkatli bir sarılma' duygusu verebilir. Müziği öyle. Mutmain. Bir huzur barış ortamı. Mutlu, 'tatmin olmuş nefs' anlamına geliyor tasavvufta.
Mutmain. Sakin. Kendinle barışmış. İçi rahat, emin. Tatmin olmuş olan. Fırtınadan sükunete, karışıklıktan düzene...
İtimat etmiş, kalpten kabul etmiş, güvenmiş demek aynı zamanda. Mutmain olmuş!

***

Kelimeler. Sıkı dostlar. Mizâcımıza uyan üslupta sözcükler. Kendi içine, büyük cihada, yolculuğa çıkarak, çarpışa çarpışa yürünen yola yardımcı zihin geliştiriciler, doğal vitaminler...
Kelimeler, can motorları. Ruhi iticiler. İyi de nereye? Kendini tanıyıp mutmain olacağın, içindeki ışığı bulacağın o noktaya. O samimi, o güvenli limana...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA