YEŞİM TABAK

Türkan Sultan

Malatya'da bir otelin lobisinde Türkan Şoray'la karşılaşınca, moderatörlüğünü yapacağım söyleşisiyle ilgili birkaç tüyo almak istedim. Özellikle konuşmak istediği bir konu var mı vs. diye. Kendimi tanıtırken içinde 'gazete' geçen bir cümle kurarak hata etmiştim. Yorgun, hem de etrafı kalabalık olduğu için zaten şaşkındı; bir anda buz kesti ve Kadir İnanır'ın erkekliğin kitabını yazması gibi hanımefendiliğin kitabını yazmış olan sesiyle şöyle dedi:
- Ama bana söyleşide gazeteci olmayacak demişlerdi...
- Hayır öyle değil, ben sadece mode...
Çevresindeki kalabalık iyice artarken ("Bir fotoğraf çektirebilir miyiz?"), derdimi anlatmaktan vazgeçtim. Şunu söylemeliyim ki, Türkan Şoray'ın kocaman gözlerinin size soğuk bir şüpheyle bakmasını istemezsiniz. Ama olmuştu bir kere; dünyanın en hassas insanlarından birinde tehdit edildiği hissini uyandırmıştım; kristal eşya dükkânına giren fildim. Boğaziçi Üniversitesi - Mithat Alam Film Merkezi'ndeki söyleşide, etrafına yaydığı hassasiyet dalgalarının neye benzediğini daha iyi anladım. Türkan Şoray'ın bulunduğu yerdeki enerji sadece ona yönelik bir hayranlıkla sınırlı kalmıyor; civardaki herkes birbirine kibar davranma ihtiyacı hissediyor. Yaklaşmaya çalışanlar, ön sıralardakilerden rica ediyor:
- Affedersiniz, ben bir şey edebilir miyim?
- Ah tabii...
- Pardon ayağınıza bastım.
- Mühim değil.
Tahmin ettiğim gibi, söyleşide moderatöre fazlaca ihtiyaç yoktu. (Tabii 'Sizi seviyorum'un 40 versiyonunu sunmayı, sinema hakkında konuşmaya daima tercih eden seyircilere fırsat vermemek dışında.) Anıları ve birikimi dağ olmuş sanatçıların çoğu gibi, Şoray'a da bir sorup bin cevap alıyorsunuz. Ve endişelenmenize de gerek kalmıyor çünkü "Ah şunu soramadım," diye düşünürken, analitik bir yorumla yöneltmeye kalkacağınız sorunun dolaylı cevabını, az sonra büyük bir doğallıkla, laf arasında kendisi verebiliyor. Nelerden konuştuk? İki saati aşan söyleşi boyunca daldan dala gezindik: Yeşilçam'ın ticarilikten kırıldığı yıllarda Lütfi Akad'ın Kızılırmak Karakoyun'unu izleyip 'başka bir sinema'nın nasıl da mümkün olduğunu fark etmesi; ilk kez yönetmenliğe kalkıştığında kimi 'sinemacı-adam'ların nasıl da cesaretini kırmaya çalıştığı; Atıf Yılmaz'ın mizansen kurmadaki büyük ustalığı; ne istediğini bilen yönetmenlerden bir miktar eziyet görmeye katiyen karşı olmayışı; Vesikalı Yarim'in büyüleyici atmosferi (bu klasiğin seyirci için Selvi Boylum Al Yazmalım kadar mühim olduğunun farkında değil); birkaç sene önce televizyonda kendisinin Dert Bende isimli filmini izlerken hüngür hüngür ağlaması; Mine'yle birlikte kurallarını yıkmaya cesaret edişi; Yılmaz Güney'in etkileyici kişiliği; yeniden bir filmde oynama, mümkünse farklı bir karakteri -mesela zalim bir kadını- canlandırma, ayrıca yeniden film yönetme arzusu (iyi bir senarist arıyor; Ümit Ünal'a duyurulur!) ve tabii birlikte rol aldığı jönler...
- Türkan Hanım onca yakışıklı adam arasında çapkın olmamayı nasıl başardınız?
- Çapkın olmadığımı nereden biliyorsunuz? (Salon gülmekten yerlerde.) Göz çapkınlığı diye bir şey var.
Bunlardan daha da ilginç açıklamaları, söyleşi sonrasındaki birkaç kişilik akşam yemeğinde aldık Türkan Şoray'dan. Ama Boğaziçi Üniversitesi'nde 'gazeteci'lerle muhatap olmayacağına söz vermiştik. Şu kadarını belirteyim; sadece filmlerde yaşadığını, gündelik hayatta daima tedirgin olduğunu sandığımız Şoray'ın eğlenceli ve komik bir tarafı da var. Altı saat boyunca film izlemiş gibi hissettiğim, sigara içmek için dahi yanından ayrılmadığım bu akşamda, Türkan Şoray'ın halk tarafından 'bu denli' sevilmesinin sebeplerinden (sadece) birinin, asla agresif bir iktidara talip olmayışı olduğunu bir kez daha fark ettim. Şoray kaprisli bir diva değil, şefkatli bir sultan gerçekten de. Tabuları yıkan kışkırtıcı bir sanatçı değilse de, toplumla ve sinemayla birlikte gelişmeyi reddetmemiş bir yıldız. Tabii bunların hepsi, bir noktada, detay sayılır. Türkan Şoray'ı, Yeşilçam'ın altın yıllarının 'altın yapmacıklık'ı içinde sahici duyguları sergileyebildiği için seviyoruz. İyi ki var.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.