REFİK ERDURAN

Dağ başları kafalarda

Sınıfa geciken çocuk "Köpek kovaladı" derse, öğretmen özrünü kuşkuyla karşılayabilir. Ama manda saldırısına uğradığını söylerse pencereden sokağa bir bakması gerekir, manda var mı diye. Çünkü o boyutta iddianın uydurma olacağını düşünmek zordur.
İktidarın ağır toplarından Hüseyin Çelik 17 yıl önce Van'da öğretim görevlisi iken odasına valinin bomba koydurduğunu ileri sürdü. Komployu kendisine açıklayan Emniyet Müdürü şaşkına döndüğünü söylemiş.
Hüseyin Bey ne aklını peynir ekmekle yemiş biridir, ne de hayal gören esrarkeş. Durup dururken böyle bir fantezi imal etmiş olamaz. Bizim şaşkına dönmekle yetinmemiz ise gerekmez. Çünkü iddia "Vay canına" diye geçiştirilecek boyutta değil.
Söz konusu dönemde Van'daki görevlilerin kimlikleri belli. Olay hemen araştırılmalı. Yoksa "Burası dağ başı mı!" gibi sözlerimiz havada kalır. Çünkü her işgüzarın aklına estikçe -sırf gözdağı vermek için bile olsa- insan canıyla oynamasının hesabı dağ başında bile sorulur.
Tabii, çevrede işinin ehli jandarma varsa.
***

Balıkçının önünden geçerken tezgâhtaki bolluğu görünce duraklıyorum: av yasağı döneminde her türden, sürü sürü balık. Buzhaneden çıkma olmadıkları da belli.
Küçücük çinakopları göstererek soruyorum balıkçıya: "Yasak değil mi?" Sırıtarak çaresizlik anlamında ellerini açıyor.
"Seveni çok beyim. Tiryaki gibiler." Aslında sevmek başkadır, tiryakilik başka. Sigara tutkunları musibetin sevilecek şey olmadığını bilir, ama içerler.
Şimdi Aziz Yıldırım'ın sadece tutukluyken bir yıl hapsedilip hüküm giyer giymez salıverilmesine şaşan şaşana. Ama taraftarlar arasında çelişkinin üstünde duran, o yılı mesele yapan yok. Bayram etmekle yetiniyorlar.
En iyisi, konu kurcalanırsa dürüstçe kesip atsınlar: "Uzatmayın! Takımı da seviyoruz, başkanını da. O kadar!"
Nasıl olsa ömürlerini kodeslerde tükettirdiğimiz on binlerce tutuklunun durumunu da dert edenimiz yok pek. Alışmış gibiyiz.
Zira ne adalet tutkunuyuz, ne hukuk tiryakisi.
***

Suriye canavarı sıkıştıkça mugalata gargaralarıyla kafa karıştırmaya çalışmakta. "Askerî konulardan birazcık anlayan biri bunları bilir" diyerek ortaya attığı teze bakın:
Uçağımız İsrail jetlerinin sıkça kullandığı hava koridorunda alçaktan uçarken mermiyle vurulmuş, füzeyle değil. Türk uçağı olduğunu bilmiyorlarmış.
Bendeniz Uçaksavar Okulundan yedek subay çıkarken atış komutanlığı yaptım; bolca hava saldırısı izlemişliğim de var.
Konudan "birazcık" anlarım. Jetimiz söyledikleri kadar alçaktan ve yakından geçmekte idiyse, radara bile gerek yoktur. Arması dürbünle görülebilir.
Aslında bu sorun uzmanlık da istemez. Birazcık mantık kullanmak yeter:
Madem hava koridorundan boyuna İsrail uçakları geçmekteydi, diktatörün taifesi niçin onlara hiç ateş açmamışlar da "İsrailli sanarak" Türk jetini vurmuşlar?

BİZE ULAŞIN