ERDAL ŞAFAK ERDAL ŞAFAK

Sorunlar ve fırsatlar

Türkiye, Ermenistan'la ilişkilerinin aşamalı normalleştirilmesini öngören "Yol haritası" ile ilgili olarak 22 Nisan gece yarısı yaptığı açıklamadan sonra suların durulmasını beklemeye başladı.
Ayrıca Başbakan Erdoğan'ın hiçbir yoruma gerek kalmayacak kadar net açıklamasıyla Azerbaycan'a üç sağlam güvence verdi:
1- Türkiye-Ermenistan ve AzerbaycanErmenistan süreçleri paralel ilerliyor. "Yol haritası", sadece AzerbaycanErmenistan sürecini hızlandıracak bir kaldıraç olması için kabul edildi.
2- Türkiye- Ermenistan sınırının açılması ile Ermenistan'ın Yukarı Karabağ'dan çekilmeye başlaması (Öncelikle Azerbaycan'ın 7 ilçesini boşaltması) eşzamanlı olmak zorunda.
3- Yukarı Karabağ sorunu çözümlenip Azerbaycan ile Ermenistan arasında barış anlaşması imzalanmadan Türkiye- Ermenistan ilişkileri kesinlikle normalleşmeyecek.

Azeriler diken üstünde
Ancak Ankara'nın bu net, açık ve kararlı tutumuna rağmen "Yol haritası"nı konu alan spekülasyonların ardı arkası gelmiyor, bu da AnkaraBakü ilişkilerinde, "Tek millet iki devlet" kader ortaklığında çığ tehlikesi yaratıyor.
Çünkü Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in açıklamaları, Bakü'nün söz konusu belgeyle ilgili olarak ya tam bilgilendirilmediği ya da tam ikna edilemediği anlaşılıyor. Şöyle diyor Aliyev:
"Duyduğumuz bir kaynak, yol haritasında ön koşulsuz olacak şekilde uzlaşma sağlandığını söylüyor. Diğer bir kaynak ise bunun ön koşulsuz olduğunun iddia edilemeyeceğini ifade ediyor. Bu bir çeşit kelime oyununa benziyor. Biz basit bir soru yöneltiyor ve basit bir cevap bekliyoruz: TürkiyeErmenistan yaklaşması Yukarı Karabağ sorununun çözümüne bağlandı mı, bağlanmadı mı?"
Bakü'ye üst düzeyde (Başbakan Erdoğan, hatta onunla birlikte Cumhurbaşkanı Gül) ziyaret geciktikçe Azeri kardeşlerimizin kuşkularının ve kaygılarının giderilemeyeceği anlaşılıyor. Tam tersine Azeri basınının -neredeyse sistemli kampanyaya dönüşen- yayınları, bu kuşku ve kaygı ortamına sürekli zehir damlatıyor.

Anahtar: Dağlık Karabağ
Hepsi bir yana, Ankara bu süreci iyi yönetirse, Kafkaslar'daki jeostratejik dengelerde -Türkiye lehine- köklü ve kalıcı değişikliklerin önünü açabilir. Bir başka deyişle, bölgenin bir numaralı aktörü olabilir.
Halen bölgede iki ülke söz sahibi durumda: Türkiye ve Rusya.
Ermenistan sırtını Rusya'ya dayadı. Bir başka deyişle, en önemli garantörü Moskova. Bir de Güney Osetya savaşıyla Gürcistan bağlantısının zora girmesinden sonra İran'dan destek arayışına girdi.
Türkiye ise Azerbaycan ile sağlam bir blok oluşturuyor. Buna, Gürcistan'ı da -bir yere kadar- eklemek mümkün.
Şimdi Yukarı Karabağ sorunu çözümlenmeden Türkiye-Ermenistan ilişkileri normalleşme sürecine girerse, ittifakların yer değiştirmesi olasılığı ortaya çıkacak:
Ermenistan, Türkiye üstünden Batı'ya açılırken, halen Batı'nın müttefiki olan Azerbaycan'ın ise Rusya'ya yanaşması, hatta onun etki alanına girmesi söz konusu olabilecek.
Oysa Ankara iki süreci birden sonuna kadar götürebilirse, yani hem Yukarı Karabağ sorununun çözümüyle Azerbaycan-Ermenistan barışını sağlayıp, hem de Türkiye-Ermenistan ilişkilerini normalleştirirse, Rusya'nın Kafkaslar'daki nüfuzu son 300 yılda görülmedik ölçüde zayıflayabilecek.
Böyle bir sonuç ayrıca, Rusya'ya enerji bağımlılığını azaltmak için başka yollar arayan ve seçenekler listesinin en başına Nabucco projesini koyan Avrupa için de Berlin Duvarı'nın yıkılmasından bu yana en büyük, en tarihi "Olay" olacak.
Türkiye bu çifte başarıyı kazanabilir mi? Hiç kuşkumuz yok. Yeter ki elini çabuk tutsun.
Çünkü Rusya-Gürcistan krizinde görüldüğü gibi el attığı her sorunu daha da çözümsüzleştiren Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Haziran başında bölgeye gelmeye, Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan'ı ziyaret etmeye hazırlanıyor. İş ona kalırsa, Kafkaslar ve Türkiye şimdiden yeni dertlere hazırlansın!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.