Türkiye'nin en iyi haber sitesi
ŞEBNEM BURSALI

Kaygıya sur çekmek..

Çok değil, üç hafta öncesine gidin. O günkü önceliklerimizle, 21 gündür yaşadıklarımızdan sonra tek önceliğimiz haline gelen "sağlıklı kalmak" hedefi ve hayali arasında ne çok fark var değil mi? Dünyayı saran korona salgını, sadece bizde değil elbette küçüklü büyüklü bütün dünya ülkelerini benzer ruh haline döndürdü. Bunu söylerken elbette Türkiye'yi, İtalya, İspanya gibi Avrupa ülkeleri ile kıyaslamanın çok büyük haksızlık olacağını hemen belirtelim. Neredeyse bütün Avrupa ülkeleri, Çin'de başlayan bu salgının kendilerine gelmeyeceğini düşünüp, tedbirleri çok geç alınca; faturası da çok ağır oldu. Türkiye Cumhuriyeti hükümeti ise; çok erken denilebilecek bir zamanda başladığı tedbirlerle (uçuşların sınırlandırılması ve kademeli olarak durdurulması, sınırların kapatılması, sosyal izolasyon ve hijyen önlemleri ve çağrıları gibi) hem hastalığın bize gelişini 45 gün geciktirdi hem de diğer ülkelerin yaptığı hataları yapmadı. Bu arada tedaviye dönük yeni gelişmeleri de kullanarak yolumuza devam ediyoruz.
Şunu kabul edelim ki; belirsizlik ve endişe hepimizde var elbette. Ama; MHP lideri Devlet Bahçeli'nin dediği gibi; "Virüsü hafife almayalım ama karamsar da olmayalım. Korku ve kaygıya sur çekelim." Özellikle, sosyal medyadaki bilgi kirliliği ve ekrana çıkan konunun uzmanı olmayan kişilerin yaptıkları açıklamalar, gerçekten insanlardaki tedirginliği daha çok tetikleten ve psikolojik olarak çok olumsuz etki yaratan bir hal aldı. Halbuki yapmamız gerekeni yaparak, yani sosyal izolasyona ve hijyene azami dikkat ederek kendimizi ve sevdiklerimizi korurken aslında; tanıdık tanımadık herkesi de korumuş oluyoruz. Bunu hiç unutmayalım lütfen.
Türkiye Cumhuriyeti devleti ve hükümeti, gerçekten virüsle mücadelede, pek çok gelişmiş ülkeye fark attı. Bunu oturduğumuz yerden yazıyor olabiliriz ama yaşananların herkesin gözleri önünde. Bir de bizzat yaşayan bir yakınımdan dinleyin istedim. İngiltere'de yaşayan ablasının yanında misafir iken, salgının başlamasıyla Türkiye'ye bir hafta önce gelen Esma Kapancı, 7 gündür Bolu'da Kredi Yurtlar Kurumu'na ait Hayrettin Tokadi öğrenci yurdunda karantinada. Hemen her gün konuşuyoruz ve yaşadıklarını ve izlenimlerini anlatmasını istedim. Şimdi söz karantinanın 7. günündeki Esma Kapancı'da:
"İstanbul'da uçaktan indiğimde tam 40 otobüs (aralıklı oturarak tabii ki) yurt dışından gelen insan Bolu'ya hareket ettik. Havalimanında gördüğüm herkes Türkiye'nin daha güvenli olduğunu bilerek kaçış içindeydi. İngiltere'de iken gördüm; hasta insanların ne gidebileceği hastane, ne kendilerine bakacak doktor-hemşire, ne ilaç alabilecekleri eczane yok. Başbakanları (Boris Johnson) çıkıp, 'Herkes bir sevdiğini kaybedecek' diyecek kadar duyarsız. Ama benim memleketimde; başta Sayın Cumhurbaşkanımız, Sağlık Bakanımız ve tüm bakanlarımız, doktorlarımız canla başla bizlere sahip çıkıyor. Devletimiz herşeyi veriyor ama en önemlisi güven veriyor. Size şu kadarını söyleyeyim; Türkiye'ye ayak basar basmaz nefes aldığımı, yaşadığımı hissettim. Değil 14 gün, 3 ay karantinada kalacaksın deseler bile hiç önemli değil."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA