"İki"nin yanına hangi sözcüğü yazacağıma karar veremedim.
Aklımdan geçen ağır lafları bir meslektaşıma(!) etmek istemedim.
Sonunda boş bırakmaya karar verdim. Siz karar verin.
Sabah'taki asansör uyanıklarını bin defa yazdım..
"Siz gazetecisiniz. Siz 'Dördüncü Güç'sünüz.
Yasama, Yürütme ve Yargı'nın denetçisi, yaşadığınız kentin, ülkenin, dünyanın sorumlusu örnek insanlarsınız.
Siz sözde 'Uyanık' olur, kendi arkadaşlarınızın haklarını çiğnerseniz, başkalarını eleştirme hakkınız, düzeltme yeteneğiniz olur mu" dedim.
"Yalnız gideceğiniz yön düğmesine basın. Bekleyenlere saygı duyun" dedim.
Pazartesi günü onuncu kattan bindim. B2 katında otoparka ineceğim. 9'da biri daha bindi. B1'de yemek salonu var, orda indi. Kapının önü dolu..
Bir yığın arkadaşımız yemeğini yemiş, çalışma yerine çıkmak için bekliyor.
Kapı tam kapanırken, iki genç kız koşarak geldiler. "Aç" düğmesine basıp, yarı kapanan kapıyı açtılar. İçeri girerlerken "Bu asansör aşağı iniyor" dedim.
Sırıttı biri..
"Olsun, iner çıkarız.."
"Peki kapının önünde bekleyen arkadaşlarınızın, gasp ettiğiniz hakları ne olacak?. Koşarak geldiniz, hepsinin önüne geçtiniz ve de inen asansöre bindiniz.." Gene sırıttılar..
"Bunlar, bu başkalarının haklarını gasp etmeyi uyanıklık ve marifet sayanlar mı, kendi kurum arkadaşlarını 'Eşek yerine koyanlar' Dördüncü Güç olacak ve İstanbul'u, Türkiye'yi düzeltecekler, öyle mi" diye düşündüm ve...
Bu ikisiyle ayni kurumda çalışıyor olmaktan utandım.
Şimdi bunlar "İki.." ne, sizce?.
(Bu kurumda yaka kartı takma kuralı uygulansa adlarıyla yazar teşhir ederdim. Ama aldıran yok. Asansörde meslektaşım mı var, ziyaretçi mi, yoksa terörist mi bilmiyorum. Allaha emanet gidip geliyoruz..)

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN