HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Ne yaptın Sayın Savcım?.

Okurken gözlerime inanamadım..
Olayın kahramanı bir savcı.. Yani "kamunun avukatı!." Yani, Türkiye Cumhuriyeti'nin avukatı!. Yani benim avukatım ve bakın beni nasıl dehşete düşürdü?. Bakın benim adalete güvenimi nasıl sarstı?. Bakın, benim, anayasa teminatı altındaki "Kişi dokunulmazlığı" hakkımın nasıl "Püf" diye yıkılacak kadar tehlikede olduğunu ve bunu hem de bir Cumhuriyet Savcısı'nın yapabileceğini gösterdi?.
Şimdi Adalet Bakanı'na sorma hakkım var..
Ben bu ülkede güvende miyim?. Şimdi iki polis beni gözaltına alıp, Anadolu Adliyesi'ne götürebilir, sırf ama sırf bir savcının keyfi, hem de devleti hiçe sayan bir uygulaması yüzünden, hakkımda dava açılması ve tutuklanmam istenebilir mi?.
Kafanız karıştı değil mi?. Benim sabahtan, gazetemi okuduğumdan beri karışık. Bu satırları yazarken, durmadan yanlış harflere vuruyorum. O kadar karışık..
Çünkü olay o kadar, ama o kadar önemli..
Adalet Bakanlığı'nın, Hâkimler ve Savcılar Kurulu'nun el koyacağı kadar önemli..
Eğer, "Olmuşsa olmuş, ne var bunda" der susar oturursak, yarın benzeri, hatta daha kötüsü, hepimizin başına gelebilir..
Hani "Sarı öküzü vermeyecektik" öyküsü var ya.. Hani "Sarı öküzü bana verin, sizlere dokunmam" diyen aslana, sarı öküzü teslim eden öküzlerin öyküsü..

***
Vatandaş Resul'un telefonu çalmış. Arayan "Ben Cumhuriyet Savcısı falanca" deyince Resul terslemiş.. "Beni mi dolandıracaksın?." Siz olsanız ne yapardınız?. Ben olsam ne yapardım?.
Son zamanlarda "Ben polisim, ben savcıyım" diye arayanlar, aralarında hatta profesörler, emekli hukuk adamları, güvenlik şefleri, profesörler, hocalar olan, yüzlerce, binlerce kişiyi dolandırmadılar mı?. Hala da dolandırmıyorlar mı?.
Devlet durmadan televizyonlarda, radyolarda açıklamalar yapmıyor, ceplerimize mesajlar yollamıyor mu?.
"Polis ve savcılar sizi telefonla aramaz. Yazılı tebligat yaparlar, ya da polis evinize bizzat gelir. Telefonlara sakın kanmayın" demiyor mu devlet defalarca.. Israrla..
Vatandaş Resul'un yaptığı da o...
Dolandırıcıyla "Sayın dolandırıcı" diye konuşacak hali yoksa.. Hele dolandırıcı lafı uzatırsa..
Ben olsam sesimi yükseltir, hatta bir iki sert laf eder, telefonu yüzüne çarpardım. Resul de öyle yapmış aynen..
Ve Savcı Resul hakkında "Cumhuriyet savcısına hakaret"ten şikayetçi olmuş.
Cumhuriyet savcısına hakaret, TCK Madde 301..
6 aydan 3 yıla kadar hapis..
Resul, polis tarafından gözaltına alınmış. Anadolu Adliyesi'nde savcının, tabii bir başka savcının önüne çıkarılmış. O savcı, Resul'un ifadesini almış ve serbest bırakmış. Bizim müthiş polis adliye muhabirimiz Dilek Yaman'ın haberi orda bitiyor.
Sonuç ne bilmiyorum henüz. Dava açmış da, "Tutuksuz yargılanmak üzere" mi serbest bırakmış, yoksa meslektaşının şikayetini reddedip dosyayı mı kapamış bilmiyorum..
Yani durup dururken Resul'un başına gelen, benim de, sizin de, sırf "Devletinin, yani Türkiye Cumhuriyeti'nin verdiği talimatlara uyan" herkesin başına gelebilecek olayın sonu ne?.
Hangimiz şu anda ne kadar güvendeyiz?.
Bilmiyorum.
Şimdi yarın sabah bu yazımı taşıyan gazete satışa çıktıktan sonra telefonum çalar ve birisi beni "Ben Cumhuriyet savcısı falanca.. Hakkınızda, savcılara hakaretten şikayet var" diye başlarsa, ne yapmam gerekir?.
Sövüp, telefonu yüzüne kapatmam mı, yoksa, diyelim o savcı(!) "Sizi şikayet eden benim yakın arkadaşım. Ortaköy Meydanı Çeşmesi önünde saat ikide sizi bekleyecek yeşil ceketli adama 100 bin lira verirseniz, davayı geri alırız" derse, parayı bankadan çekip Ortaköy'e mi koşmalıyım?.
Biliyorum, gülerek okuyorsunuz..
Ben de gülmekle ağlamak arasında gidip geliyor ve Adalet Bakanımız Sayın Abdülhamit Gül'e soruyorum?.
"Bugün telefonum çalar ve biri 'Ben savcı falanca' derse, ne yapmalıyım Sayın Bakanım?." ..Ve de Resul'un hayatından çalınan o manevi işkence dolu saatler, ne olacak?.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN