SEVİLAY YÜKSELİR SEVİLAY YÜKSELİR

Bakan Nimet Çubukçu'ya ricamızdır!

Oğlum 13 yaşında. Yani 7. sınıfa gidiyor. Şu aralar yanına yaklaşılamıyor. Dokunamıyoruz ona... Öpemiyoruz. Konuşamıyoruz hatta! Şimdi bazılarınızın hiddetlenip, "Off ya! Sen de Ayşe Arman'a özenip, çocuğunun ergen hallerini mi yazacaksın şimdi bizlere!" dediğinizi duyar gibiyim.
Valla değil!
Çünkü oğlumun böyle dokunulamaz, konuşulamaz olmasının sebebi ergenliği falan değil!
Daha daha hayırlı bir şey!
SBS. Yani Seviye Belirme Sınavı!
Biliyorsunuz, eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik daha evvel sadece 8. sınıfta yapılan ve o zamanlar OKS adı verilen bu sınavı, verimli olsun diye 3 yıla yaydı.
Oldu da Allah için. Sadece 8. sınıfta dershaneye giden çocuklar, Çelik'in sayesinde 3 yıl üst üste gitmeyi mecburen kabullendiler!
Biz geçen yılki ilk sınavı güç bela atlattık çok şükür!
Bu yıl ikincisine gireceğiz.
Çoğul yazıyorum çünkü bu sınava sadece oğlum girmiyor. Anne ve baba olarak bizler ve hatta bizim ebeveynlerde hazirandaki büyük sınav için inanılmaz bir titizlikle hazırlanıyor. Görmeniz lazım bizim evin hallerini.
Mesela 83 yaşındaki babam, her okul ya da dershane dönüşü soruyor torununa: "Bugün deneme sınavı var mıydı oğlum? Kaç net yaptın?"
Cevap tatmin edici değilse, "Hadi o zaman! Yemeğini ye, hemen soru çözmeye başla!"
Tatmin edici ise, "Aslan oğlum benim! İyi, yemeğini ye, biraz televizyon izle, sonra da soru çöz!"
Eşimle ben çok kızıyoruz babama bu durumlarda.
Çünkü o 30 dakikalık mükâfat muhakkak suiistimal ediliyor ve çoğu zamanlar 60 dakikaya kadar çıkıyor!
O nedenle babamın bu duygusal yaklaşımına anlayış göstermek mümkün değil.
Vakit yok çünkü!
Bir düşünün Allah aşkınıza. Çocuk sabah 8'de yollara düşmüş zaten. Onun torunu ile bu diyalogu yaşadığı saatler akşam 5 civarı. Tamam bütün gün okulda öğretmenler tepesinde ama yetmiyor işte. Evde de bol soru çözmesi lazım! Hedef en az 100! Ee bir de tabii okulda yapılan derslerin tekrar edilme şartı var.
Bozuyor düzenimizi yani televizyon-melevizyon izleme olayları.
İçinizden birileri, "Neyse canım kasmayın çocuğu! Hafta sonu iki gün boyunca bol bol soru da çözer, derslerinin tekrarını da yapar!" şeklinde bir tavsiyede bulunabilir. İşte o zaman onlara şöyle okkalı bir , "Pışııııkkkk!" çekmek zorundayım. Çünkü hafta sonlarımız, hafta içimizden daha yoğun! Dershanemiz var bir kere cumartesi tam gün. Akşam saat 7'ye kadar full'üz! Tamam pazar yarım gün ama diğer yarısında da özel matematik dersine gidiyoruz! Aslında anlaşmamız 2 saat! Ama hocası bir konuda eksik olduğuna kanaat getirirse en az 3 saat!
Yaaaaa!!!!
Anlayacağınız bu aralar bizim evde, sizin evde olduğu gibi, "Hadi bahar geldi ailecek inelim, şu gölün kenarında bir kahvaltı yapalım..." Ya da "Açılalım Çatalca'nın, Silivri'nin yeşilliklerinde şöylleeee sere serpe toprağın üzerine yayılalım" türünden hayaller filan kurmak mümkün değil!
Çünkü SBS'ye çok sıkı çalışmamız lazım.
90 soru gelecek bu sene önümüze. Geçen yıl puanımız 420. Olmadı yani. Düşük! O nedenle bu yıl daha çok net yapmalıyız. Ortalama bir Anadolu Lisesi'ne girebilmek için en az 85 net yapmamız gerekiyor önümüzdeki iki sınavda. Kabataş, İstanbul Erkek ya da Galatasaray'ı düşünmemiz zaten mümkün değil. Çünkü onlara girebilmek için 3 yıl üst üste full çekmemiz lazımdı! Eşim hesaplatmış bir uzmana. Bu yılı ve önümüzdeki yılı fulle kapatsak bile zor! Ancak diğer rakiplerimizin performansı düşerse belki bir şans yakalayabiliriz. O da nerdeeeee? Araştırdım. Mesela bizim okulda geçen yılki 6. sınıfların en iyi derecesini yapan çocuk bu yılki bütün denemelerinde yine full çekiyormuş!
Anlayacağınız kâbus gibi geçiyor bu günler. Ama başaracağız. İnancımız sonsuz. Tamam, oğlan çok sevdiği gitarı, tiyatroyu, bayıldığı basketbol kurslarını filan bıraktı ama olsun! Nasıl olsa kazandıktan sonra her istediğini yapar! Gerçi ondan sonra da üniversiteye giriş sınavları var ama ne yapalım sistem bunu gerektiriyor. Biliyorum komik ama ya yarış dışı kalıp, geleceği umursamayacağız, ya da bu yarışa dahil olup at gibi koşturacağız!
Not: Milli Eğitim Bakanımız Nimet Çubukçu, aileler açısından adeta Çin işkencesine dönüşen SBS sınavlarını kaldırmak için düğmeye basmış. Yukarıda nüktedan bir üslup kullansam da, tüm anlattıklarımın yüzde yüzünün doğru olduğuna yemin ederek izninizle bu köşeden kafayı kırmış bir SBS annesi olarak Bakan Çubukçu'ya seslenmek istiyorum:
"Siz de bir annesiniz ve tam da ergenlik döneminde olan bu çocukların bu şekilde yarıştırılmasının gelecek yaşamlarını nasıl etkileyeceğini iyi bilirsiniz. Sayın Çubukçu, bilindiği gibi bir ülke başarılı ama mutsuz değil, başarılı ama aynı zamanda mutlu nesillerin elinde büyür. Farkında mısınız bilmiyorum ama bu çocuklar sosyal yaşamdan son derece kopuk, robot misali, ezberci bir sistemle yetiştiriliyor. Ricamız aldığınız bu olağanüstü kararı acilen uygulamaya koymanız. Yoksa hem bu çocuklar, hem de aileleri heder olup gidecek."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN