Restoranın mönüsünü Şakir Eczacıbaşı'nın evinde oluşturduk

Son günlerde herkesin dilinde olan bir restoran var; X Restaurant. Özellikle beyaz yakalıların tercihi olan bu yeri, 3.5 yılda duayen lokantacı Rasim Özkanca ve işadamı Şakir Eczacıbaşı oluşturdu

Duayen işadamı Şakir Eczacıbaşı'nın yönetim kurulu başkanlığını yaptığı İKSV, önceki hafta 15 yıldır çalışmalarını sürdürdüğü Beyoğlu'ndan Şişhane'deki Deniz Palas'a taşındı. Şimdi herkesin dilinde olan Deniz Palas, sadece İKSV'nin yönetim binası değil aynı zamanda içinde bir restoran olması ve bu restoranın bütün İstanbullular kapısını açık tutması... Deniz Palas'ın en üst katında yer alan ve muhteşem bir tarihi yarımada, Boğaz ve Pera manzarasına sahip olan "X Restaurant" adlı restoran, Şakir Eczacıbaşı'nın isteğiyle Borsa Lokantası'nın kurucusu Rasim Özkanca tarafından açıldı. Bir esnaf lokantası olarak yola çıkan bugün İstinyePark'taki Masa Restaurant ile neler yapabileceğini herkese gösteren Rasim Özkanca, X Restaurant'ta ise deyim yerindeyse döktürmüş! Restoranı konuşmak üzere Rasim Özkanca ile buluşmamızda Şakir Eczacıbaşı'nın da olmasını arzu ettim. Çünkü bu restoranın ortaya çıkmasında Şakir Bey'in çok büyük rolü olduğunu öğrenmiştim. Ama Şakir Bey'in rahatsızlığından dolayı olmadı. Kendisi ağır hastaydı. Fakat Rasim Özkanca ile sohbetimizin her anında Şakir Bey de vardı. Peki Özkanca neler anlattı? İşte en yetkili ağızdan, İstanbul'un tanıtımına lezzet yoluyla katkıda bulunmayı amaçlayan X Restaurant...

OTURUP BİR YEMEK YİYEMEDİ

Meslek hayatında 35.cı yılını dolduran Rasim Özkanca; "Dükkân daha tam bitmemişti, sırf o görsün, otursun bir yemek yesin diye erken açtım, ama olmadı. Çok rahatsız gelemiyor" derken bile sesi titriyor. Eski Bakan'lardan Emre Gönensay'ın kızı Nazlı Gönensay'ın mimarlığını yaptığı restoran 100 kapalı, 150 açık terasla birlikte 250 kişi kapasiteli. Restoranın 700 bin dolara mal olduğunu belirten Rasim Özkanca; "Şakir Bey'e burada bir yemek yedirmek çok istedim, ama fırsat olmadı. 3 ay önce burada bir yönetim kurulu toplantısı yaptılar. Orada en son bir yemek yedi" diye belirtiyor.

YEMEKLE SANAT BULUŞTU
"Yıllardır hep sanatın içerisindeydim. Bu yüzden restoranın binanın dışında kendi içinde her şey sanat kokuyor. Tabaklar Güngör Taner'in eseri, restoranın ortasında bir Canan Dağdelen'in heykeli var. Ve odun fırınını kaplayan İznik Eğitim ve Öğretim Vakfı çinileri. Yemeklerin sunumu ayrı bir sanat eseri. Bütün bunlar Şakir Bey'in özel seçimleri. "Bir türlü aradığım insanı bulamadığım için, bugüne kadar yemekle sanatı birleştirememiştim" demişti Şakir Bey bana, şimdi ikimiz de çok mutluyuz.

EFSANE YEMEĞİ BAMYA ÇORBASI
Ünlü işadamı Şakir Eczacıbaşı'nın vazgeçemediği yemekleri Özkanca şöyle anlatıyor; "Bamya çorbası var vazgeçilmez efsane yemeği, enginar dolması, yer elmalı fırınlanmış zeytinyağlı pırasa var. Beykoz paçası var. Bunlar şu an aklıma ilk gelenler. Bunun dışında Türk mutfağında ne kadar yemek varsa, karşılıklı oturduk, yemekler gidip geldi, üzerine konuştuk."

BİZE ULAŞIN