EMRE AKÖZ EMRE AKÖZ

100 yıl sonra yakalanan büyük fırsat

Lübnan'ın başkentinden birkaç izlenim daha... Biz Beyrut'a biraz dinlenelim, Türkiye'nin yorucu gündeminden üç beş gün uzak kalalım diye gitmiştik.
Ancak Türkiye yakamızı bırakmadı! Cep telefonlarımız kapalı olsa da, çevremizde hiç Türk bulunmasa da, Türkiye sürekli karşımıza çıktı.

***
Örneğin sabah kahvaltısında, orta boylu, hafif göbekli, ablak suratlı genç garson, İstanbullu olduğumuzu öğrenir öğrenmez, "Tuba'yı biliyor musunuz" diye soruyor İngilizce... Ve cevabı beklemeden devam ediyor: "Çok güzel kız, ben ona âşığım."
Kim bu Tuba?..
"Asi adlı dizideki kız!"
"Haa," diyorum, "biliyorum tabii, tanışmıştık; uzun boylu, gözleri çok güzel."
Garson, benim Tuba Büyüküstün ile tanışmamdan hoşlanmadığını belli eden bir ses tonuyla, "Çok da seksi" diyor: "Para biriktireceğim, ameliyat olup boyumu uzattırdıktan sonra onunla evleneceğim."
Bizim dizilerin Ortadoğu ülkelerinde sevildiğini biliyorum elbette. Ama böyle bir diyalog insanı şaşırtıyor yine de...

***
Kapıdan çıkarken, gözleri mavi boncuk, sevimli bir bellboy yanımıza yaklaşarak aksanlı bir telaffuzla, Türkçe "Merhaba, nasılsınız" diyor. Bu da kim?
"Benim adım Jack" diyor. "Benim dedem Adana'dan göçmüş."
"1915 katliamından mı kurtulmuş" diye soruyoruz. Türkçe "Evet" dedikten sonra, diyalogu "soykırım" tartışmasına getirmemek için olsa gerek, telaşla çok daha akıcı konuştuğu İngilizceye dönüyor: "Dedem Türkiye'yi çok severdi. Hep anlatırdı. Çok kötü olaylar olmuş ama artık yapacak bir şey yok; ileriye bakalım..."
Beyrut doğumlu babasının, arada sırada Türkçe laflar eden oğluna kızdığını da öğreniyoruz.
Dikkatinizi çekerim, intikam almak isteyen, canını Türklerden (ve Kürt/Çerkez çetelerden) zor kurtaran dedesi değil de, 1915 ile doğrudan ilgisi olmayan babası...

***
Derken bir taksi şoförü... Adı: Gaby (Gabriel). 47 yaşında. Onun da babası Urfa'dan kaçan Süryanilerden. Şirin bir adam... Konuşkan.
Lübnan iç savaşında ABD'ye gidiyor aile. Evleniyor Gaby. Çocukları oluyor. Beş yıl önce "maddiyatçı" karısından boşanıp, Beyrut'a dönüyor.
Lübnan'ın slalomcu sürücülerinden değil. Taksisini hep aynı şeritte kullanıyor ve ABD'de edindiği bu alışkanlıktan dolayı gurur duyuyor.
Önümüzdeki yaz abisi de Beyrut'a dönecek. Önce ona bir ev alacak, ardından da İstanbul'a gezmeye gidecekler.
Gaby dişlerini yaptırıyor. "İnşallah" tekrar evlenecek. "Kim bilir, belki İstanbul'da bir eş bulurum, kısmet" diyor.

***
Lokantadayız. Önümüzde tabule ve labne gibi leziz mezeler dizili. Ve de nefis ama hesaplı Chateau Ksara şarabı.
Yan tarafıma dönüyorum ki karşımda "One Minute!" Başbakan Erdoğan'ın Davos'ta olay yaratan sözü, Müslüman Arap gencinin tişörtünde...

***
Gündelik hayattan alınma bu küçük örnekler, son yüz yıllık tarihimizin ne kadar sorunlu olduğunu gösteriyor.
Ermenileri kestik... Süryanileri kovduk... Gözü üzerimizde olan Arap âlemine sırtımızı çevirdik...
Bu siyasi tercihlerin her biri, kendine has sorunlar yarattı. Ancak 100 yıl sonra, bu yaraların hiç olmazsa bir kısmını tedavi etme şansını yakaladık. Hadi hayırlısı!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN