EMRE AKÖZ EMRE AKÖZ

İngilizler açısından 18 Mart

Çanakkale Savaşı 1915'te bugün resmen başlamıştı. Biz bu önemli savaşı genellikle kendi açımızdan (Osmanlı-Türk) ele alırız. Gelin olaya biraz da o dönemde Deniz Kuvvetleri Bakanı olan İngiliz siyasetçi Winston Churchill ve arkadaşları açısından bakalım: Çanakkale harekatına İngilizler nasıl karar vermişti?
1874 doğumlu olan Churchill, I. Dünya Savaşı başladığında 40 yaşındaydı. Öncelikli düşüncesi bir Kuzey Denizi operasyonuyla Sylt adasını ele geçirmek ve oradan Almanya'yı vurmaktı.
Churchill, atak bir satranç oyuncusuna benziyordu: Mücadeleden hoşlanıyor ve inisiyatifi hep elde tutmak istiyordu.
Ardından gözlerini doğuya çevirdi. Aralık ayı geldiğinde Çanakkale Boğazı'nı geçip İstanbul'u ele geçirmeyi düşünmeye başlamıştı. Tabii böyle bir harekata girişmek için öncelikle Başbakan Asquith'i ikna etmesi gerekiyordu.
Bu sırada Maliye Bakanı Lloyd George da Batı Cephesine bir alternatif arıyordu: Yunanistan'a asker çıkarmak mı? Osmanlı'yı Suriye üzerinden vurmak mı? Zamanla İstanbul'u ele geçirme fikri ağırlık kazanmaya başlamıştı.
Ocak 1915'te artık Çanakkale harekatının ayrıntıları konuşulur olmuştu: Boğaz'ı sadece gemilerle geçmek mümkün müydü? Yoksa hem denizden, hem de karadan mı saldırmak gerekiyordu?
Silahların teknik yönüne de meraklı olan Churchill, Ege Denizi'ndeki Amiral Carden'e şöyle sormuştu: "Çanakkale harekatı başladığında, mayın tarayıcılarla birlikte, mayın tamponları takılmış eski savaş gemilerini, kömür gemilerini ve ticari gemileri önden göndermeyi düşünüyoruz. Ne dersiniz?"
Churchill bunları tartışıyordu ama aklı hâlâ Kuzey Denizi'ndeydi. Çanakkale harekatını asıl savunan ise Savaş Bakanı Kitchener'di. Sonuçta Çanakkale fikri baskın çıkmış, hazırlıklara başlanmıştı. 10 Mart günü toplanan Savaş Konseyi'nde zafer beklentisi had safhadaydı.
Olağanüstü bir zekaya, iştahlı bir meraka sahip olan Churchill, "Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez" diye düşünür, büyük zaferler için verilecek kayıpları önemsemezdi.
Çanakkale'yi sadece deniz kuvvetiyle geçme fikri, onun da başını döndürüyordu.
Delidoluydu ama gerçekçiydi de: Eski gemileri (ve onları kullanan mürettebatı) mayınlara kurban vermeyi, sonra da Boğaz'ı rahatça geçmeyi planlıyordu.
Ancak bu plan uygulanmadı. Yetersiz bir mayın temizleme çalışmasının ardından, Amiral John de Robeck komutasındaki filo 18 Mart günü saldırıya geçti.
Önce Fransız Bouvet mayına çarparak battı. Ardından İngiliz Inflexable ve Irresistable mayınlarla tanıştı. Derken sıra Ocean'a gelmişti.
Ertesi gün toplanan Savaş Konseyi durumu tam olarak kavrayamamıştı. Çanakkale'nin hâlâ sadece deniz gücüyle geçilebileceğini düşünüyorlardı.
Bir kez daha Osmanlı'yı tartıştılar. Dışişleri Bakanı Edward Grey; Suriye, Arabistan ve Mezopotamya'da bağımsız Arap devletlerinin kurulmasını istiyordu. Kitchener ise "Mekke bizim kontrolümüzde olmalı" diyordu.
Bizim acı gerçeğimiz ise şu: Çanakkale'yi geçemediler ama konuştuklarının neredeyse tamamı savaş sonunda gerçek oldu.
BİZE ULAŞIN