EMRE AKÖZ EMRE AKÖZ

Halkı denizle buluşturun!

Karadağ'ın Kotor kenti ve civarını gezdiğimde nasıl da gıpta etmiştim: Yol boyu denize inen merdivenler yapılmıştı.
Herhangi bir yerde aracını durdur. Kolayca, basitçe denize in. Yüz. Aynı kolaylıkla çık. Yoluna devam et...
Karadağ (Montenegro) Yugoslavya'nın dağılmasıyla kurulan küçük ülkelerden biri. Arnavutluk ile Hırvatistan arasında. Nüfusu İstanbul'un Küçükçekmece ilçesinden daha az: 625 bin...
Ülke küçük ama adamların bazı konulara yaklaşımı bizimkilerden daha ileri işte...
Bizde, olur olmaz her yere "Denize girmek tehlikeli ve yasaktır" diye tabela koymayı matah bir şey sanıyorlar. Türkiye'nin batısındaki ülkelerde ise değil engellemek, vatandaşın denize girmesini teşvik ediyor.
Dedim ya, bu bir zihniyet meselesi. Bilhassa topluma bakışla ilgili. Ha, tabii bir de kişisel tarihle...
İsmi lazım değil, bir belediye başkanının aldığı bir kararla ilgili olarak, "Çocukluğunda İstanbul'dan denize girmemiş insanların ufku işte bu kadar..." demiştim.
Bana çok kızmıştı. Niye? Çünkü söylediğim gerçekti! (Bu insanlar ne tuhaf: Ben yalana kızarım, onlar ise gerçeği duyunca köpürüyor.)

Sarıyer Belediyesi'ne bravo

Geçenlerde Emirgan'da oturan bir arkadaşımla sohbet ediyorduk. Söz döndü dolaştı... "Ben her sabah Boğaz'da yüzüyorum" dedi. Kuşkuyla karşıladım: "İyi ama girmek, çıkmak çok zor değil mi, merdiven yok..." "Yoo, bir sürü var..." demez mi!
Vay canına. Doğru mu bu? Hangi dağda kurt öldü! Geçen yıl bu konuya değinmiştim. Başta Büyükşehir'in Başkanı Kadir Topbaş olmak üzere, iki yazıyla belediyecilerin dikkatini çekmeye çalışmıştım.
Geçen gün Boğaz'ın Rumeli kıyısını gezdim. Aşiyan'a kadar bir şey göremedim. Ama Aşiyan'dan itibaren makul yerlerde denize inen merdivenlerin yapıldığına şahit oldum.
Doğrusunu isterseniz o gün kalite kontrolü yapma şansım yoktu.
İlk fırsatta bir sabah erkenden gidip Boğaz'da yüzeceğim. Çevredeki insanlarla da konuşacağım. Bakalım merdivenlerden memnunlar mı? Sarıyer Belediyesi talebi görmüş ve kendi sınırlarındaki uygun yerlere merdivenler yapmış. Böylece vatandaş daha önce giremediği yerlerden de inebiliyor denize...
Sarıyer'de yaşamasam da, bir İstanbullu olarak Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç'e alkış!

Mikro hizmetler de gerekli

Belediye başkanlarının çoğu kitlesel çözümleri tercih ediyor. Mesela iftar çadırları... Çok sayıda insana sunulan güzel ve hayırlı bir hizmet. Ömrüm oldukça Metrobüs hizmeti sebebiyle Kadir Topbaş'a müteşekkir kalacağım. Yani bazı alanlarda kitleselci yaklaşım doğru, makul, mantıklı.
Ama her konuda kitleselliği aramak gerekmez... Boğaz'a merdiven yapmak gibi ucuz, basit, beş-on bin kişiye hitap eden mikro hizmetler de gerekiyor.
Mesela parklar... İlle de kocaman parklar yapmak şart değil ki... Semt aralarına küçük parklar da yapılabilir. Bunlar ilçe sakinlerinin nefes almasına sağlar. Çevreye kâh neşe, kâh huzur verirken mutlaka güzellik katar.
Neyse... Biz yine denize dönelim... Boğaz'a kıyısı olan ilçelerin belediye başkanlarından ricamdır: Halkınızı denizle buluşturun!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN