İDRİS KARDAŞ İDRİS KARDAŞ

Terörle Mücadelede Çıtayı Belirledik

Afrin meselesi sadece YPG, Suriye veya bu bağlamdaki diğer meselelerle ilişkili değil. Bunların çok daha ötesinde bir çıkışı, duruşu ve siyaseti içeriyor. Nedir bu? Türkiye, kendi ayakları üzerinde duran, kendi çıkarları için farklı ittifaklar içerisine girebilen, ilişkide olduğu devletlerle eşit ilişki kuran ve bu yönde de her adımı atmaktan geri durmayan bir yeni siyaset izliyor. Dolayısıyla Zeytin Dalı Operasyonu'ndan çıkacak sonuç Türkiye'nin bu yeni siyasetinin de başarılı olup olmadığını bize gösterecektir. Dolayısıyla son askeri operasyonu, bununla birlikte yürüyen tüm diplomatik adımları ve siyasilerin söylemleri iyi değerlendirilmelidir.

Zeytin Dalı Operasyonu henüz devam ederken yazmıştım yine bu köşede yukarıdaki satırları. Meselenin askeri ve teknik boyutu, konusuna uzman birçok kesimden takip edebildiğimiz kadarıyla benzersiz bir şekilde devam eden operasyonun, sonucu itibariyle de eşsiz olduğunu yine söyleyebiliriz. Sadece Afrin fotoğrafı ile ABD veya Rusya'nın bugüne kadar terörle mücadele adı altında operasyon düzenlediği diğer şehirlerin fotoğraflarını yan yana koyduğunuzda bile bunu görebilirsiniz. Bunun iki nedeni var. Türkiye gerçekten de terörle mücadele ediyor. ABD yada Rusya gibi bunu bahane ederek bir askeri operasyon düzenlemiyor. Dolayısıyla sonuç çok daha farklı oluyor. Şehirler yıkılmıyor, sivil insanlar hayatlarını kaybetmiyor. Gerçek her zaman olduğu gibi sonuçları itibariyle de ortada güneş gibi duruyor. Gelelim ikinci nedene. Türkiye, gerek dış politikasında gerekse iç siyasetinde vicdani bir duruş izliyor. Son yıllarda bunun çok da bedelini ödediği hadiselerle karşılaştı. Mısır'da darbeye karşı çıkmasının, Filistin'de zulme dur demesinin, Katar'a ablukaya karşı çıkmasının bedelini 15 Temmuz gibi müdahalelerle ödedi. Bunlar sadece birkaç örnek. Dünya beşten büyüktür dememizin tek nedeni, yok sayılmışların sesinin eşit bir şekilde çıkabilmesine dönük bir isyandır. Bu isyan bile bizi dünyanın vicdan merkezi haline getirebiliyor. Bütün bunların neticesinde Türkiye'nin terörle mücadele kapsamında yaptığı bir operasyonda sivillere ve şehre yönelik yıkıcı bir strateji izlemesi zaten kendi doğasına aykırıdır. En ufak bir sivil kaybı yada Afrin şehrinin yıkımı, reel politik açıdan Türkiye'nin tüm tezlerini ve bugüne kadar bedel ödeyerek devam ettirdiği stratejisini yerle bir edebileceği gibi, ahlaki ve vicdani açıdan da tevessül edeceği bir davranış biçimi değildir.

Dolayısıyla Türkiye AB raporlarından, ABD'nin sözde insan hakları kuruluşlarının raporlarından çekindiği için değil, kendi vicdani duruşu ve varoluşsal olarak kendini konumlandırdığı siyaset biçimini korumak adına bu hususlara dikkat etmiştir.

Gelelim operasyonun bir diğer boyutuna. Afrin operasyonun her açıdan başarıyla sonuçlanmasının siyasi sonuçlarına bakalım birlikte.

Öncelikle terörle mücadele eden tüm ülkeler ve halkları nezdinde ciddi bir kazanım elde edildi. Terörle mücadelede tekniğiyle, kapasitesiyle, stratejisiyle, istihbari ve kurmay aklıyla ciddi bir deneyim var burada. Bu deneyim sonucunda terörle mücadelede samimi olan ülkelerin yapabileceklerinin çıtası belirlenmiş oldu. Artık bu çıtanın altına düşen ülkelerin hem samimiyeti hem de kapasiteleri kendi halkları tarafından sorgulanır olacaktır.

ABD'nin yada Rusya'nın zaman zaman taş üstünde taş bırakmayan "terörle mücadele" yöntemlerini uluslararası hukuk, meşruiyet ve uluslararası kamuoyu nezdinde tartışılır hale getirdi ve getirecek Zeytin Dalı Harekatı.

Siyasi iradenin arkasına aldığı halk desteğinin psikolojik açıdan nasıl bir öneme karşılık geldiğini hepimiz apaçık gördük. Terörün büyük oranda bir dış politika öğesi haline geldiğini anladığımızdan bu yana, halkı da bu mücadelenin bir parçası haline getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, önceki dönemlerdeki "sessiz müdahale edelim, kimseyi ürkütmeyelim, diğer devletleri çok da kızdırmadan bu işi halledelim" tarzından farklı bir strateji yürütmesi önemli sonuçlar doğurdu. Daha sesli, her gün dünyaya mesaj gönderen, terörün arkasında duran devletlere kamuoyu önünde meydan okuyan stratejisi Türkiye'nin dış politikasında elde ettiği büyük bir kazanım olarak hanemize yazıldı.

Büyük küresel güçlerin yada birliklerin terörle mücadele kapsamında iki yüzlü tavırları ve politikalarının anlamsızlığını ve önemsizliğini bu operasyonda çok açık gördük. Haklıysanız zaten millet arkanızda duruyor, millet arkanızda durdukça da diğer ülkelerin ne düşündüğü yada nasıl algı operasyonları yaptıklarının bir anlamı kalmıyor. Bu nokta da, terörle mücadele kapsamında bizi net bir stratejiye itiyor. Halkı arkasına alan, vicdani bir siyaset izleyen ve haklı olan siyasi bir iradenin terörle mücadelesi, karşısında kim olursa olsun başarıyla sonuçlanır.

Zeytin Dalı Harekatı'ndaki başarı Türkiye'nin siyasal olarak elini son derece güçlendirecektir. Gerek Suriye konusunda, gerek diğer bölgesel meselelerde, gerekse de dış politikanın diğer alanlarında Türkiye'nin sözünün ağırlığı daha da artmıştır. Bu noktada en önemli konu Suriye'nin barış içindeki geleceğini samimi olarak düşünen bir gücün, yani Türkiye'nin, oyunda güçlenmesidir. Bu gücü emperyalist heveslere kurban etmeyecek tek ülke biziz. Dolayısıyla bu operasyon sadece Türkiye'nin değil, Suriye'nin geleceği açısından da son derece önemli bir kazanımın ilk adımı olacaktır. Masada ve sahada daha güçlü olan Türkiye, vatanlarını terk etmek zorunda kalan Suriyelilerin vatanlarına geri dönmek için tek umudu şu anda.

Türkiye, Suriye ve bölgede milyonlarca insanın kaderini belirleyen böylesine hassas bir operasyonda hayatlarını kaybedenlere Allah'tan rahmet, yakınlarına sabır diliyorum.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN