Beklenen füzeler Cumartesi sabahı ateşlendi, Esat rejiminin üsleri bombalandı.
ABD, Fransa ve İngiltere, kimyasal silah kullanan Beşar Esat'ı cezalandırdı.

Bunun benzeri bir yıl önce de olmuştu.
4 Nisan 2017'de Esat, İdlib Han Şeyhun'da kimyasal silah kullanmış, 6 Nisan'da ABD kimyasal silahların bulunduğu Şayrat üssünü vurmuştu.

ABD'nin nokta operasyonunun ardından değişen bir şey olmamıştı, Esat kimyasal saldırılarını da bombalı saldırılarını da sürdürmüştü.

Bu kez ABD Savunma Bakanı, geçen yılkinin iki kat büyüklüğünde bir saldırı yapıldığını söyledi, rejimin birden fazla kimyasal silah bulunan üssünün vurulduğunu duyurdu.

İyi de Esat, 2013'te Guta'da kimyasal silah kullandığında, Obama "kırmızı çizgi aşıldı" diyerek müdahale kararı almış, araya Rusya girip "Esat elindeki kimyasalları teslim etsin" dediğinde operasyon rafa kaldırılmıştı.
Rejim BM denetçilerine envanterini açıp, Suriye'deki kimyasal silahların hepsinin toplandığı açıklanmıştı.

Ancak 2014 sonrası Esat rejimi, 200'den fazla kimyasal saldırı daha gerçekleştirdi. Yani BM'nin topladığı kimyasal silahların çok daha fazlası hala rejimin elindeydi. Yani BM denetçileri kandırılmıştı.

Yani ABD vursa da, BM toplasa da değişen bir şey olmuyor, Esat'ın kimyasal silahları bitmiyor.

Kaldı ki işin bir de şu boyutu var.
Suriye'de 2011 Mart'tan bu yana yüzbinlerce sivil katledildi.
Rejim bunların hepsini kimyasal silahla yapmadı.
Varil bombasından tutun da, fosforuna kadar akla gelen ne kadar silah varsa bunların hepsi Suriye halkının üzerine yağdırıldı.
Sadece bomba da değil, rejim kuşatmaları nedeniyle Suriye'de binlerce insan açlıktan da can verdi, binlercesi işkencede katledildi.

Ama işin içine kimyasal girince Batı bir anda müdahale etme ihtiyacı hissediyor. Müdahale edip meseleyi çözse tamam ama mesele kökünden de halledilemiyor.

Aslında Suriye'de kaç kişi ölmüş, hangi sebeple öldürülmüş, Batı'nın pek umurunda değil.
Umurlarında olsa zaten 2011'in sonu gelmeden, Esat'ın sonunu getirirlerdi. Onların umurunda olan Suriye'de kalıcı olmak.

Peki ne çıkıyor, bu müdahaleden?
"Çekiliyoruz" diyen ABD, Suriye'de kendi varlığını artık daha meşru bir zemine oturtabiliyor.
İngiltere ile ABD arasında güçlü bir ittifak kurulabiliyor, buna Fransa da eklenebiliyor.
Akdeniz'in önemi de daha net ortaya çıkıyor.
Suriye Akdeniz kıyısında, enerji güzergahının üzerinde, Suriye'den enerjiyi taşıyıp, Akdeniz'e indirdiğiniz yerde yeni enerji kaynakları var.
Ve bu müdahaleyle görüyoruz ki, Batı Akdeniz'deki varlığını daha da sağlamlaştırıyor.

İşin kimyasal sırrına gelince.
Kimyasal silah İsrail için tehdit.
İsrail'i bombalarla, füzelerle vurmak kolay olmayabilir, caydırıcı unsur olarak hava savunma sistemleri var.
Ama Suriye'deki kimyasal gazlar havaya yayıldığında, İsrail'e yakın bölgelerde daha sık kullanıldığında İsrail için tehdit oluşturma ihtimali de yükseliyor.
BİZE ULAŞIN