ENGİN ARDIÇ ENGİN ARDIÇ

Gül baba gülelim

Ne şenlikli memlekettir bu yahu, sabahtan akşama katıla katıla gül, yarım saat dur dinlen, gene gül...
Bazı Ataköylüler, yerleşim merkezlerinin "Ata mirası" olduğunu ileri sürüyorlar, ellerinde pankart bile var. Gösteri yapmışlar. (Oylarını CHP'ye verdiklerinden eminim.)
Bu niçin mi böyleymiş? Bir kere, Ataköy'ü yerleşime açan Emlak Bankası, "cumhuriyetimizin mesken politikasını yürüten bankaymış"... İkincisi, bu alan, cumhuriyetimizin ilk toplu yerleşim uygulamasıymış. İlk kazma vurulmadan yarışma yapılmış, halk oraya büyük Ata'nın ismini uygun görmüş... (Ee? Demek ki Ata'dan miras değilmiş!)
Fakat Ata'nın denize girdiği ileri sürülen C tipi Güneş Motel de oralarda... Bu da bir "artı puan"...
Peki de, "Etiler" ne olacak canım kardeşim?
O da bize "Eti Türkleri"nden mi miras kaldı?
Hani şu, Hint-Avrupa dili konuşan ama bütün dünya aslında Türk olduğu için onlar da Türk olan Hititler...
Boğazköy'den kopup gelip İstanbul'da mahalle mi kurmuşlar? Bankaları bile var, Etibank.
Sümer Türkleri de Ankara'ya gelip Sümerbank'ı kurmamışlar mıydı?
Bütün dünya aslında Türk olduğuna ve de Türkler kuraklık nedeniyle Orta Asya'dan çıkıp, göç yolları haritası uyarınca okları izleyip dünyaya yayıldıklarına göre, aslında Türk isimleri sayılması gereken Psammatia, Therapia, Stenia gibi yerleşim isimlerinin niçin "Türkçeleştirildiğini" anlamak da mümkün değildir.
Ağzımızda "ps" sesi bulunmadığından birini Samatya yapmıştık, "th" sesini çıkaramadığımızdan ötekini Tarabya, "st" sesiyle başlayamadığımızdan berikini de İstinye.
Sonra Samatya tren istasyonu, "Kocamustafapaşa" oldu. ("Makriköy" daha alçakgönüllü davranmış, Makri'yi "Bakır" yapmakla yetinmişti.)
Yarım yüzyıldan fazladır İstanbul'da yaşıyorum, hiçkimseden "Kocamustafapaşa'da ineceğim" gibi bir laf duymadım. Orası Samatya'dır.
Fakat diğer ikisi "tutmuş" görünüyorlar...
Haaa, demek ki "Rumlar'dan arındırılmış" yerlerin isim değişiklikleri tutuyor da, "bir türlü Ermeni'den arındırılamayan" yerlerde bu iş yürümüyor...
Kürtler'i bire kadar kıramadıkları için "Güroymak" yürümüyor örneğin, oranın adı "Norşin".
Dersim'den tornistan Tunceli, eh işte... Tutar gibi olmuş.
Anlı şanlı 12 Mart yönetimi gözünü mis gibi Türkçe isimlere bile dikmişti de, İstanbul'un Kızıltoprak'ını "Güzelyer" yapmaya kalkmıştı... Türk vatanında kızıl toprak mı olurdu? Bu işte bir solculuk kokusu vardı... Zaten nedir o öyle "Sahra-yı Cedid" gibi birtakım Osmanlıca isimler? Yeni bir darbe olursa bu gibi gerici kalıntılara da bir çare bulunacaktır. Yeşilköy... Niçin yeşil? İslamcılık mı yapılıyor? Adını "Atatürk Mahallesi" koyarlar, olur biter. Sultanahmet... Fatih... Yavuzselim... Gerici isimler... Birini İnönü, ötekini Peker, berikini Günaltay yaparsın, cumhuriyete kazanım sağlarsın.
Sayın Devlet Bahçeli de hiç üzülmesin.
Abdullah Gül'ün İstanbul'u Konstantinoupolis yapacağından korkuyor.
"Stin poli" deyiminden gelen İstanbul, yeterince Türkçe! "Doğu" anlamına gelen "anatoli"den bozma Anadolu'nun yeterince Türkçe olduğu gibi!
Olmadı, Konstantinoupolis'e "Koca Tantan Polis" gibilerden bir köken uydururuz, mesele kalmaz.
Mikonos kralı Agamemnon da Türk değil miydi? Asıl adı "Ağa Memnun" değil miydi?
Fakat benim anlamadığım, Troya önlerinde Türkler Türkler'le niçin savaşmışlar, niçin kardeş kanı dökülmüş? Hektor da Türk değil miydi yahu, asıl adı Oktar... Mustafa Kemal diyenler de var...
Aman sakın Agamemnon'un karısı kraliçe Klitemnestra'yı duyunca da aklınıza münasebetsiz şeyler gelmesin, gerçi oynak bir hatundu, dostu postu vardı ama kadıncağızın isminin "klitoris"le ilgisi yok! Bu kafayla şimdi ona da "Bızır Sultan" falan demeye kalkarlar, ele güne rezil oluruz...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN