ENGİN ARDIÇ ENGİN ARDIÇ

It was love, love alone...

Kendimi bildim bileli duyduğum teranedir: İngiltere kralı Sekizinci Edward, "Madam Simpson'un aşkı" yüzünden tacını tahtını bırakmıştı... Daha okula gitmiyordum, babam anlatmıştı, dün de gazetemizde karşıma çıktı.
Fakat bendeniz ellili yıllarda Sekizinci Edward ile değil, daha ziyade, Mark Twain'in o unutulmaz "Çalınan Taç" romanının kahramanı Altıncı Edward ile ilgiliydim tabii... Bir başka Edward'ın, bu kez Yedinci Edward'ın Paris'te "muntazaman devam ettiği", ikinci savaş sırasında da özel ve lüks bir SS kerhanesi olan "Rue Chabanais 12 numaradaki" ünlü randevuevinin izini sürmem, arayıp bulmam çok daha sonranın, kırkımdan sonrasının keyfidir (Enis Batur'un kulakları çınlasın)...
Evet, yıl 1936... Kral Edward, Amerikalı dul ve zengin bir hanım olan Wallis Simpson ile evlenmesine "kamuoyu izin vermeyince", bir yıl bile oturmadığı tahtını kardeşi "York Dükü'ne", Altıncı George'a bırakmıştı. Hayatının bundan sonrasını "Windsor Dükü" olarak yaşadı. (Bayan Simpson kralla ilişki kurduğunda evliydi ama hemen boşanmıştı.)
Bu hareketi, kendimizi bildik bileli takdirle karşılanır ve "aşka bak, helal olsun" denir...
Sonra sonra, Edward'ın "daha başka özellikleri" de ortalığa döküldü.
Sıkı bir Hitler hayranı olduğu meydana çıktı!
Belki otuzlu yıllarda Almanya'yı gezip hayran kalmış olan ünlü ve emekli bir politikacının, David Lloyd George'un da etkisiyle (evet, şu bizim "belalımız" olan herif), tahta geri dönebilmek için umudunu Hitler'e bağladığı anlaşıldı. Tahtı bırakmıştı ama aklı da onda kalmışmış meğer...
(Öte yandan Amerika'da da o sıralarda bir başka sıkı Hitler hayranı olduğunu biliyor muydunuz? Charles Lindbergh, evet, hani şu ünlü pilot!)
Gizli bir anlaşma yapılmıştı: Savaşı Almanya kazanacak, Hitler de George'u tahttan indirip yerine gene Edward'ı çıkaracak, İngiltere'de dost ve hatta "işbirlikçi" bir yönetim kurulacaktı...
Bu pislikler ortaya çıkınca dünya kamuoyunun ona duyduğu sempati bir hayli azaldı tabii.
Şimdi yeni bir gelişmeyle karşı karşıyayız: Sevgili kardeşim Altan Gökmen'in dünkü haberine göre, Alman dışişleri bakanı Joachim von Ribbentrop da meğerse o sıralar Madam Simpson'u "götürürmüş"...
Rahmetli babam bunu duysaydı ne derdi acaba?
Von Ribbentrop... Gelmiş geçmiş diplomatların ve politikacıların "en aptalı" olduğu konusunda bütün tarihçilerin fikir birliği ettikleri, savaştan sonra idam hükmü giyip asılan Nazi... Bayan Simpson'la ilişkisi varmış! Bu ilişkiyi, dışişleri bakanı olmadan önce, Almanya'nın Londra büyükelçisi olduğu sıralarda kurmuş.
FBI kayıtlarına göre 17 kere yattıkları belirtiliyor... Güzel bir kadın olduğu da söylenemezdi üstelik. Artık ne marifeti varsa... Belki de kralı "kafakola almak" amacıyla Ribbentrop gözünü kapayıp...
Bayan Simspon hem kralı hem de büyükelçiyi idare edermiş...
Bizim kuşak bu kralı, gene ellili yıllardan, Harry Belafonte'nin ünlü şarkısından, bir de elbette bir başka kralın, "kalipso kralı" Metin Ersoy'un sesinden tanır:
"It was love, love, love, love, love alone... Caused King Edward to leave his throne"... Yalnızca aşk, aşk, aşk, aşk, aşk neden oldu Kral Edward'ın tahtını bırakmasına...
Dedim de, birdenbire aklıma geliverdi:
Bu kral, yanında o kaknem metresiyle birlikte 1936 yılında ülkemize de gelen, ağırlanıp gezdirilen, "Atatürk hayranı" kral değil miydi yahu?
Bayanı nasıl hem Edward hem Joachim hayranıysa, bay da hem Atatürk hem Hitler hayranı olabiliyormuş, demek ki!
BİZE ULAŞIN