ENGİN ARDIÇ ENGİN ARDIÇ

Bugünden 10 Kasım yazısı

Yarın izin günümüz, şimdiden yazalım: 10 Kasım'da "içki yasağı", sinema ve tiyatroların kapatılması yani "eğlence yasağı" gibi saçmalıklardan vazgeçilmesi için vaktiyle çok uğraştık, başardık...
Çocukluğumuzda, yedi yaşımızda, bir 10 Kasım günü "güldüğümüz ve koşup oynadığımız" için ihtar cezası almıştık okulda... Oralardan buralara gelebildi Türkiye.
Buna karşılık, saat dokuzu beş geçe saygı duruşunda bulunulması için, bu uygulamadan asla vazgeçilmemesi için her türlü mücadeleye hazırım!
Çünkü insanlar artık "pek takmıyorlar" bunu, bilmem farkında mısınız? Penceremden bakıyorum, arabalar vırt zırt geçip gidiyor, insanlar yürümeyi sürdürüyorlar... Kaç yıldır gözlüyorum bunu, içime dert oluyor...
Çünkü faşistler insanları Atatürk'ten soğuttular...
"Atatürk Tanrı'dır, üşümez, acıkmaz, yorulmaz ve de eleştirilemez" yaklaşımı genç kuşakları Atatürk'ten uzaklaştırdı. Bıktırdı.
Atatürk de insandır, onun da bizim gibi eline diken batar! Atatürk de acıkır, yorulur, rakı içer, sever, sevilir, kavga eder, evlenir, boşanır.
Ve de eleştirilebilir.
"Eleştirilememesi" yüzünden Kemalistler bugün yerlere düştüler, Atatürkçüler de dertlerini anlatamıyorlar. (İkisi farklı şeylerdir.)
Hakaret etmeden, saygısızlık etmeden, iftira etmeden, Atatürk eleştirilecektir.
Benim en çok eleştirdiğim, örneğin, "Güneş-Dil Teorisi" denilen saçmalığa destek olmuş olmasıdır. Fakat Atatürk, bu yanlışı görüp hemen yanlıştan dönmeyi de bilecek kadar büyük bir önderdi. Yazıyı emir ve komutayla değiştirebildiği gibi dili de değiştirebileceğini sandı, bunun mümkün olmadığını görünce hemen vazgeçti. "Alaturka müziği" yasakladı, hemen vazgeçti.
Bir bilim adamı değildi ki, devlet adamıydı...
Serbest Fırka'nın İnönü ve "hempaları" tarafından yokedilmesine, muhalefetin çanına ot tıkılmasına göz yummuş olması da diğer bir eleştirilecek yanıdır belki... Temel ilkelerde anlaşmak, yani "cumhuriyetçi" olmak şartıyla diğer partilerden, çok partili sistemden vazgeçmemeli, kendisi parti başkanı olmak yerine "partilerüstü" kalmalıydı. "Devlet kapitalizmini" savunan bürokratlarla liberaller arasında "hakem" olmalıydı.
Atatürk'ü eleştirmek, bazı kağşamış beyinli yarı-aydınların ileri sürdükleri gibi "Atatürk düşmanlığı" değildir. Tam tersine...
Atatürk, tanındıkça, öğrenildikçe, doğruları ve yanlışlarıyla daha da büyüyecektir.
Bunu hep savundum ve hep savunacağım.
"Sözde Atatürkçülük adına yapılan saçmalıklara ve rezilliklere" de karşı çıkacağım.
Düşmanlarım anladılar mı? Hayır, anlamadılar. Ne söylersen söyle, onlar o taş kafalarıyla gene bildiklerini okuyacaklardır.
Benim de umurumda sanki...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
Bugünkü Diğer Yazıları
BİZE ULAŞIN