ENGİN ARDIÇ ENGİN ARDIÇ

Kaldırırsın olur biter

Liberal aydınlar başbakana "Kürtler'e bağımsızlık vermediği için" kızıyorlar. Kişilik sorunları yaşayanları bir yana, daha akıllı görünenleri de hükümeti "Kemalist kalıpların dışına çıkamamakla" suçluyorlar.
(Oysa "kırolar operada namaz kılacaklarmış" diyerek o paradigmanın tam dibine gömülenler gene kendileridir.) Bakın hükümet o kalıpların dışına nasıl çıkıyor:
Bu sıcakta kimsenin umurunda değil ama, yeni anayasanın yazımı adım adım ilerliyor.
Önümüzdeki ay komisyon yeniden toplanıyor. ("Kurucu meclis" isteyen, yani TBMM'ye paralel ikinci ve gayrımeşru bir meclis özleyen zibidiler artık seslerini kestiler.) Bu anayasada "Türklük tanımı" epeyce tartışıldı. Kime Türk denecekti, kime denmeyecekti? Kürt'e Türk demeye kimsenin hakkı var mıydı? Bazı vatandaşlara "ben Türk değilim" deme hakkı tanınacak mıydı?
Gene "başlangıç bölümü" de çok tartışıldı: Bu giriş kısmında "Atatürk ilkeleri" lafı geçecek miydi, geçmeyecek miydi?
Anayasaya ille de bir "dibaçe", ille bir önsöz yazma dürtüsü, darbecilerin 1961 ve 1982 yıllarında "kendilerini mazur gösterme telaşından" kaynaklanıyordu oysa... Ama tarih karşısında, ama halkın karşısında...
"Direnme hakkını kullanan Türk milleti..." diye söze başlıyorlardı, oysa kimsenin direnmiş olduğu falan yoktu, bürokrasiden ve CHP militanı üniversite öğrencilerinden başka...
Şimdi öyle görülüyor ki, yeni anayasada bir önsöz mönsöz olmayacak!
Böylece konu da kapanacak.
Gene yeni ve dev bir adım, anayasadan "Türklük tanımının" çıkarılmasıdır.
Elbette milliyetçiler kıyametleri koparacaklardır, solcu olduğunu ileri süren parti için de bu, masadan kaçmak için güzel bir bahane oluşturabilir.
Ama mesele çözülmüştür: Kaldırırsın olur biter.
Böylece "şuna Türk denir mi, buna Türk denir mi" tartışması da sona erer.
Hep "kısa ve öz olsun" demiyor muyduk?
İşte, "darbecilerin anayasa metni kalıpları" da böyle kırılır.
Eh, liberal aydınlar ve Kürt vatandaşlar bununla da tatmin olmayacaklarsa, kendi ıkıntıları ve sıkıntılarıdır artık.
Üstelik, yeni anayasaya göre, hiçkimse kendi rızası olmadan vatandaşlıktan çıkarılamayacak.
Böylece Nâzım Hikmet'in vatandaşlıktan çıkarılmasını alkışlamış olmaktan utanmayan "solcu bürokratlar" da belki utanırlar.
Bütün bunlara da "reform" denilmiyorsa...
Bu aşamada sorulması gereken asıl soru şudur: "Bazı maddelerin değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez olduğunu belirten madde" ne olacaktır?
Ama liberaller gene uyuzluk edeceklerdir.
Bakınız, LDP, yani ismi var cismi ara ki bulasın Liberal Demokrat Parti'nin genel başkanı Cem Toker (böyle bir adam varmış), demiş ki: "Başkanlık sistemi iyidir ama uygulayacak kişi güvenilir değil..."
Biz kazanacaksak iyi, başkası kazanacaksa kötü...
O Kemalist kalıptan kim çıkabiliyormuş, kim çıkamıyormuş acaba?

BİZE ULAŞIN