ENGİN ARDIÇ ENGİN ARDIÇ

Parti kurmadan duramazlar

Gençler hiç tanımazlar, önde gelen eski tüfeklerden, ünlü Türk komünistlerinden Doktor Hikmet Kıvılcımlı, "parti kurmak turşu kurmaya benzemez" demişti...
Kenan Paşa'nın yüce Türk milletine eşsiz armağanı olan Siyasi Partiler Kanunu onu yalanlar gibidir: Otuz kişi biraraya gelip İçişleri Bakanlığı'na bir dilekçe verince parti kurulmuş olur.
Türk solu da Doktor'u hep yalanlayagelmiştir, ikide bir parti kurarlar. Severler.
Yetmişli yıllarda Oya'nın "hazır Behice içerideyken elimi çabuk tutayım" diye yangından mal kaçırır gibi kurduğu bir parti vardı örneğin (eyvah, şimdi bana çok kızacak!)
Yeni Demokrasi Hareketi vardı, girdiği ilk seçimde yüzüstü yere çakılan... (Hatırlatılmasından hiç hoşlanmıyorlar, bunun milletvekili adayı olmuş bir arkadaşım var, ne zaman laf açsam konuyu değiştiriyor...)
Ufuk Uras'a emekli maaşı sağlamaktan başka bir işe yaramayan ÖDP vardı... (Canım ona bakarsanız Türk sağcılarının da Pamukoğlu Partisi var, ha deyince adını çıkaramadım.)
Bu ÖDP sonradan EDP mi olmuş yoksa öyle bir parti daha mı varmış, konuya muttali olamamışım... Bir de Yeşiller Partisi olacaktı, şimdi bu ikisi birleşiyormuş.
Önemsiz gazetelere haber oldu.
Kurucular kurulunda Cemil İpekçi gibi kanaat önderleri... Hale Soygazi ve Murat Belge gibi aşkın şairleri... Aziz Nesin'in oğlu Ali (bu hangisiydi yahu, matematikçi olan mı içki içen mi?)... Yaşına hürmeten Adalet Ağaoğlu... Evde oturmaktan sıkılan Ufuk Uras... Okuyayım diye çok niyet ettiğim halde sıkılıp bıraktığım Ahmet Ümit...
Şaka bir yana, bunlar değerli insanlardır.
"AKP'den hayal kırıklığına uğrayan" liberal aydınların, pek o kadar da liberal sayılamayacak "eski Marksist" kesimi... Hadi "sol liberal" diyelim de gönüllerini alalım.
Parti kuracaklar. Elbette kurarlar. En doğal haklarıdır.
"Nükleer santrallara hayır" falan da diyecekler, az satışlı gazeteler ciddiye alacaklar. "Çevreni temiz tut, yeşili koru" sloganına kim karşı çıkabilir?
Bakın şimdiden ne demişler: "Bütün dünyada adaletsizlik derinleşmekte, şiddet ve otoriterlik yükselir, demokrasi istek ve arzusu çiğnenir, ayırımcılık, kadın ve nefret cinayetleri artar, iklim değişimi ve ekolojik yıkım insan uygarlığını ve hatta tüm gezegeni tehdit ederken, bu kötü gidişle mücadele edecek farklı seçenek ancak demokratik, özgürlükçü ve ekolojist bir siyasetle mümkün olabilir."
Olabilir de, seçmenin seni ciddiye alması kaydıyla.
Herhalde "iktidara geleceğiz" ya da "ortak olacağız" demeyeceklerdir, herkes bir tarafıyla güler. "Meclise gireceğiz" deseler, ona da güler.
Türkiye Komünist Partisi geçen seçimde hedefini iftiharla takdim etmişti, "beş yüz bin oy ve bir milletvekili"... Yüzde birde bile değil, binde on dörtte kalmıştı...
Öyleyse şimdi bu parti niçin kuruluyor?
Kurulmuş olsun için, bir de arkadaşların basında adları geçsin için.
12 Eylül'den önce Mehmet Ali Aybar yeni bir parti kurmaya kalkmıştı da (Sosyalist Devrim Partisi), tüzüğünü ve programını görünce, hani yukarıda sözünü ettiğim milletvekili adayı arkadaşım var ya, şöyle demişti: "Oğlum, bununla Cami Yaptırma Derneği bile kurulmaz!"
Ben öyle demedim, siyasette "çeşni" iyidir. Bunlar da böyle oyalansınlar. Doktor Hikmet'e sorarsanız hep lahana turşusu yenmez ya, bunun biberi var, domatesi var, havucu var.
Hıyar demedim, yanlış anlaşılır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN