Silivri'de bir gizli tanık ortaya çıkmış...
Tutanaklarda adı "Selçuk" olarak geçen tanık, emekli tuğgeneral Veli Küçük'ün 2004 yılında Recep Tayyip Erdoğan'a bir suikast planladığını açıklamış. Selçuk eski bir JİTEM üyesi.
Kısıklı'da bir oto yıkama istasyonunda C-4 yüklü bir otomobil patlatılacakmış, tam başbakan oradan geçerken...
Selçuk aynı zamanda Veli Küçük'ün Rus istihbaratına çalıştığını (Levent Ersöz de Ruslar'ı sever) ve yurt dışına uyuşturucu kaçırdığını öne sürmüş.
Bunun üzerine, Veli Küçük'ün avukatlığını yapan kızı Zeynep Küçük duruşmada düşmüş bayılmış.
Aklıma hemen "Music Box" filmi geldi tabii. Müzik Kutusu...
Costa-Gavras'ın en "baba" filmlerinden biridir.
Orada Macar göçmeni yaşlı bir Amerikalı vardır, Mike Laszlo... Doğu Alman sinemasının bizlere belki de en değerli yadigarı olan Armin Müller-Stahl oynuyor. (Diğer çok önemli bir oyuncularını, Ulrich Mühe'yi ne yazık ki kaybettik.)
Kızını da Jessica Lange oynuyor... Ünlü ve başarılı bir avukat hanım... Kız evlat, babasına da son derece düşkün...
Laszlo, her ortalama Amerikalı gibi sıkı bir komünizm düşmanıdır. Zaten Macar komünistlerinin ellerinden kaçıp Amerika'ya yerleşmiştir.
Fakat günün birinde, ahir ömründe, "savaş suçlusu" olarak kovuşturmaya uğrar.
Tanıklar, Laszlo'nun savaş yıllarında Macar faşistlerinin ünlü "Çapraz Ok" örgütünün üyesi olduğunu, o zamanlar "Mişka" adıyla tanındığını ve birçok Yahudi kadın ve çocuğu öldürmüş olduğunu söylemektedirler...
Mişka'nın tercih ettiği yöntem de kadın ya da çocuk demeden Yahudiler'in bileklerini telle bağlayarak onları Tuna Nehri'ne atmaktır. (Bu olay gerçektir. Bayramda turla murla Budapeşte'ye gidecek vatandaşlarımız, oralarda yuvalanmış Türk faşistlerinin de gözdesi olan Hilton Oteli'nden aşağı nehir kıyısına insinler, Zincirli Köprü'ye doğru yürüsünler, orada demirlemiş bir 'gemi-otel' görecekler, işte tam o nokta.)
Avukat hanım elbette infial eder. Antikomünist, hatta aşırı sağcı olmak başka şeydir, katil olmak başka.
Ve de babasının savunmasını üstlenir. Babası onu niçin okutmuş ve avukat yapmıştır, böyle bir gününde babacığını savunmayacaksa?
Fakat duruşmalar ilerledikçe ve gerçeği aramaya başladıkça, avukat hanım da ufaktan ufaktan kuşkuya kapılmaya başlar...
Babasının suçsuzluğunu ispat etmek amacıyla ulaştığı kanıtlar, tam tersine, adamın gerçekten de azılı bir faşist ve katil olduğu yönündedir.
Kalkar Budapeşte'ye gider ve hem babasının eski arkadaşlarını, hem de eski fotoğraflarını bulur. Evet, ünlü katil Mişka, babacığının ta kendisidir!
Peki ne yapar?
Babasına "nasıl yapabildin, nasıl" diye sorar. Sonra da babasının ne mal olduğunu ortaya koyan belgeleri savcıya postalar.
Sayın Zeynep Küçük'ün şimdi ne yapacağı da merakla beklenmektedir.
Ben bir şeyi daha merak ediyorum:
Solculuk ettiklerini sanarak Silivri'ye özgürlük isteyen basın dangalakları da şimdi ne yapacaklar?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN