TURKCELL İMSAKİYE
TURKCELL İLE RAMAZAN
HAŞMET BABAOĞLU HAŞMET BABAOĞLU

İkindileri sevmek

İnsan yalnızlığıyla en çok ne zamanlar barışıktır? Mesela günün hangi vaktinde sever insan yalnızlığını, ne zaman sevişir onunla?
Gece diyeceksiniz belki...
Geceleri...
Ama benim cevabım yalın ve açık...
Ben yaz ikindilerini hiçbir şeye değişmem.
Hele yalnızlığım bir yolunu bulmuş, güneşte kızışmış taşların serin sularla yıkandığı o saatte kendine bir asma altı sedir bulmuşsa...
Onu nasıl kıskanır, nasıl sahiplenir; ona nasıl kol kanat gererim, bilemezsiniz.
***

Peki dost sohbetlerinin vakti var mıdır?
Şöyle okkalı bir sade kahve ya da biraz kurabiye ve çay eşliğinde derin paylaşmalara ve değeri tartışılmayacak dingin suskunluklara kapı açan sohbetlerin vakti ve mevsimi var mıdır?
Vardır.
Rüzgârın sıcağın etkisini kırdığı bir yaz ikindisidir o!
Hele ikindinin son demlerinde, güneşin kızarmasına az kala sırtını taş duvara verip bir dostla dertleşmek nasıl güzeldir.
Acılar, hayal kırıklıkları, kötü anılar bir anda kaybolup gitmez mi kafanızdan, geriye sadece dostluğun sıcaklığı kalmaz mı?
***

İkindi...
Günün ergenliğidir.
Çocuklar gibi şen ve umutlu sabahlar geride kalır.
Sorumlu ve sorunlu yetişkin akşam henüz gelmemiştir.
Hüzündür bu yüzden ikindi...
Ama dudağının bir ucuna gülümseme yapıştırmış tatlı bir hayalciliği de vardır!
Ve nasıl güzel bir tembelliktir onunki!
Ne okulun ne de hayatın dersleri bir türlü akla girmez olur!
Deniz gümüşlenmeye başlar, dağlar sessizleşir.
O saatte otoyollar bile sanki yorgun düşer, uykuya yatar.
***

Şimdi bu nasıl bir köşe yazısıdır?
Bilmem!
"Senin işin gücün yok mu be adam" diyeceklere de söyleyecek sözüm yok!
Tuzum kuru sayılmaz. "Dünya yanmış umurumda değil" takımından da olamadım hiç.
Ama bir dostun evinin avlusunda oturmuşum şimdi.
O mutfağa içecek bir şeyler getirmeye gitmiş.
Ben avlunun tam ortasında boy vermiş lavantalara bakarken ikindi vaktinin ilahi güzelliği sarıp sarmalayıvermiş beni...
Bu aşkı sizinle paylaşmazsam, olmaz! Bildiğim o!
BİZE ULAŞIN