HAŞMET BABAOĞLU HAŞMET BABAOĞLU

Bu ülkeyi sevmek...

Havaalanında uçuş saatimi bekliyorum.
Yurtdışında okuyan biri kız, dört genç arkamdaki sırada laflıyor. İster istemez kulak misafiri oluyorum.
Konu su!
Avrupalıların doğal kaynak sularına büyük değer veriyor olmasına burun kıvırıyorlar.
Kendilerine göre bir tezleri var.
İçlerinden biri "tabii abi" diyor hafiften böbürlenerek; "adamlarda temiz ve doğal içme suyu o kadar az ki, görmemişin oğlu misali!"
Kız hemen atılıyor: "bizdeki gibi her yandan fışkıran pınarları, gürül gürül akan temiz dereleri yok ki!"
Bu saflık beni hem gülümsetiyor hem de şaşırtıyor.
Bilirim, "el diyarında" yaşamanın duygusal zorluklarına direnme yollarından biridir bu.
Hayalinde zengin, bereketli, gösterişli bir Türkiye tablosu oluşturur, sırtını o tabloya yaslayıp kavga edersin!
İyi de... Üniversite öğrenimi gören bir gencin 10 yurttaşından 7'sinin sağlıklı içme suyundan yoksun olduğunu bilmeyip böyle iddialı laflar etmesi normal mi sayılmalı?
İlkokul kitaplarında resmedilen şırıl şırıl derelerin ve yemyeşil ormanların erozyona kurban edildiğini bilmezden gelmek "ülke sevgisi"ne dahil edilebilir mi?

***

Madem söz bu noktaya geldi.
"Ülke sevgisi" üzerine konuşsak mı biraz...
Nasıl severiz bu ülkeyi?
Gündelik gerçeklerine gözlerimizi kapatarak mı?
Hiç yenilmediğimiz ve hiç yanlış yapmadığımız bir tarihe inanarak mı?
Dünyayı görmeden onun "dünyanın en güzel coğrafyası" olduğunu iddia ederek mi?
Kendi ülkemizde bir turist gibi düşünüp dolaşarak mı?
Daha baştan "bu ülke beni sevmezse, ben de onu sevmem" hesabını yapıp bu hesaba uyduğu kadarıyla mı?
Sevmediklerimizi terk etmeye zorlayarak mı?
Nasıl severiz bu ülkeyi?
İnsan içi dışı kırgınlık, umutsuzluk ve nefrete bulanmışken nasıl sevebilir ülkesini?
Barış hep geleceğe erteleniyorsa...
Adalet gelmiyorsa...
Kahramanlık söylevleri yeter mi hiç sevmeye?
***

Sanıyoruz ki, sadece taşkın bir heyecandan ibarettir ülkeyi sevmek!
Sanıyoruz ki, hep yiğitçe bir atılımdır bu sevginin mayası...
Hayır!
Bağırıp çağırma değil, sessiz ve derin bir iç çekiştir çoğu zaman bu ülkeyi sevmek!
Ve mayası burada yaşadığın, buralı olduğun için varlığını dolduran o eşsiz şükür duygusundan oluşur.
Hani der ya, Ziya Osman Saba "İyilik" adlı şiirinde...
"Sabah...Ah, şükrederek çıkmak geceden" diye seslenir ya...
İşte o uyanışla başlar bu ülkeyi sevmek!
Sözünü ettiğim duygunun...
Kör cehalet üzerine tüy diken salya sümük sevgilerle...
Ona buna küfretme özgürlüğü ve önüne geleni hain ilan etme kibiriyle...
Hiçbir bağı yoktur.
Gerçek ülke sevgisi...
Acı görmüş, çile çekmiş, hayatı gönülden kucaklamış, değer bilen, değer veren sevgidir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
Bugünkü Diğer Yazıları
BİZE ULAŞIN