HAŞMET BABAOĞLU HAŞMET BABAOĞLU

Şarkılar gelip geçer, izleri derin kalır

Gece yarısı...
Mutfaktayım. Canım kahve çekmiş!
Su ısıtıcısının düğmesine basıyorum.
Bir yandan da kurabiye kutularına bakıyorum. Kalmış mı içlerinde bir şeyler? Yok, kalmamış!
Hazır Ayvalık'ta Cafe Caramel'e uğramışken, keşke Yasemin Hanım'ın paskalya için hazırladığı çörekler ve kurabiyelerden alsaydım yanıma, diye söyleniyorum içimden.
Tam o sırada, içerdeki açık televizyondan tanıdık bir ses geliyor. Çok ama çok eskilerden bir şarkı...
Suyu, bardağı, kahve kavanozunu bırakıp içeri fırlıyorum.
İtalyan kanalı açık.
Siyah beyaz bir görüntü. Gencecik bir kız sahnede şarkı söylüyor.
Ma che freddo fa.

***

Bir anda 1969 yılına ışınlanıyorum.
Yeni yetmeliğime...
Bir akrabamızın evinde dinlemiştim ilk. "Bu şarkı İtalya'yı kasıp kavuruyor" demişlerdi.
Nada adında 16 yaşında bir kız söylüyordu.
Kızın 45'liğin kapağındaki fotoğrafına bayılmıştım.
Önden iki tutamını kulaklarının arkasında sokuşturduğu simsiyah uzun saçları ve utangaç gülümsemesiyle şarkıcıdan çok "sınıfın inek öğrencileri"nden biri gibiydi.
Ama bambaşka bir çekiciliği vardı. Koyu, kalın hatlı ve zarif bir çizgi çekmişti zihnime.
Ya şarkısı?
O sıralarda Yardbirds, Ten Years After gibi sıkı rock grupları dinleyen ben nasıl olup da böyle etkilenmiştim?
***

Ne yapıp edip ben de plaktan edinmiştim.
Zerre İtalyanca bilmiyordum ama İtalyan Ortaokulu'nda okuyan bir kızdan şarkının sözlerinin yaklaşık anlamını öğrenmiştim.
Okul dönüşü, o çok sıkıcı öğleden sonraları sürekli bozulup tamir ettirilen pikabımıza 45'liği yerleştirip tekrar tekrar dinliyordum. "Artık beni sevmiyorsun, hayat çok soğuk" diyordu Nada.
"Şefkatli bir okşayış yeterdi oysa"
diyordu.
Ben ergenliğe özgü sallapatiliklerimi unutup yakışıklı bir delikanlı olduğumu hayal ediyor ve hemen Nada'nın yanında bitip o "hayırsız oğlanı" unutturmak istiyordum.
***

2010 yılında bir gece yarısı...
Ekranda, Livornolu gencecik bir kız sağa sola sallanarak şarkı söylüyor. Kalınca, tok bir sesi var.
Karpuz kollu, desenli bir bluzun üzerine öğrenci önlüğünü andıran bir elbise giymiş. "Ma che freddo fa" derken üşüyor gibi kollarıyla gövdesini sarıyor.
Oysa o anda ben gerçekten ürperip üşüyorum.
Nasıl geçiyor yıllar!
Ve her şey yine de az önce yaşanmış kadar capcanlı!
Doğru! Popüler şarkılar, adları üzerinde, gelip geçmeye mahkûmlar. Ama alttan alta nasıl da iz bırakarak geçiyorlar!
İtalya denince, her seferinde içimin bir tuhaf olmasında ve hayatımdaki pek çok şeyde Nada'nın payı varmış, şimdi anlıyorum.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
Bugünkü Diğer Yazıları
BİZE ULAŞIN